02 Aralık 2008

Aşk Bahçesine Fantezi Ekmek

Cinsellik konusunda ne kadar açık olabiliyoruz? Evlilik öncesi veya sonrası, ilgili olduğumuz karşı cinse, duygularımızı ne kadar aktarabiliyoruz? Aslında, çocuk yaşlardan beri “ayıp” saydığımız, bazen olur-olmaz yere gülümsediğimiz, utandığımız bir kelime olan cinsellik, aynı cins yakın arkadaşların sohbet arasına sıkıştırdıkları muzip konuşmaların ötesine geçemiyor. Cinsel paylaşımlar, ilişkilerde açıkça dile dökülemiyor ve hararetlenen arzular, dar kafalarda gizli olarak gömülü kalıyor.

Aldatmak, sadece bedenen mi gerçekleşir? Peki ya düşüncelerinizde sakladığınız, aklınızdan geçen ama dile getirmeye cesaret edemeyip çekimser bıraktığınız, derinlere çekildikçe belki de tehlikeli olmaya başlayan arzularınız, hayal dünyanızda şekillenmeye başlayan fantezileriniz, sizlere ne derecede sadık? Neden onlar bedeniniz kadar uysal veya hanım hanımcık değil?

Fantezi kurmak, ergenlik çağını girmiş veya girmekte olan tüm insanoğlu için geçerli, kurgulayabilmesi gayet doğal aykırı bir hayaldir. İlk cinselliği vücudunda algılamaya başlayan kişi, tedirginlik duymaya başlar. Toplumumuzda cinsellik ayıp olarak tanımlanarak, yasak kelime sayıldığından, ergenliği yaşayan kişi, içindeki yangını anlatmaya çekinir. Bu nedenle, ilk deneyimlerinde, fantezileri ile gerçekler arasında bocalamaya başlar. Erkekler, ilk birlikteliklerini, genel olarak ücret karşılığı hayat kadınları ile beraber olarak gerçekleştirmektedir. Çünkü, seks ile ilgili herhangi bir düşüncesini, duygusal ilişkisi ile bağdaştıramaz. Babaların %90’ı, oğullarıyla cinsellik hakkında konuşmayı ayıp olarak saydığı için, bu tarz diyaloglardan uzak dururlar. Hatta konusu geçtiğinde kötü bir şeymiş gibi sinirlenerek konuşmayı yarıda kesenler de görülebilir. Ayrıca bir erkek için, sevdiği kıza cinsel duygularıyla açılmak, belki de ilişkisinin sonu olacak, düşünceleri nedeniyle sapık olarak algılanıp terk edilecektir. Büyükşehirlerde bu gibi tedirginlikler, kasabalara oranla daha azdır. Çünkü, şehirde yaşayan nüfus fazlalığı, cinselliği çoğu kez kalabalık arasında örter. Fakat, kasabada yaşayan gençler için, beraberlikle ilgili herhangi bir birlikteliğin ya da düşüncenin, çevre halkı veya arkadaşlar arasında konuşulması, gittikçe büyüyen bir dedikoduya dönüşüp, gerçekliği olmadığı halde tehlikeli pozisyonlara yol açabilir. Kasabada yaşayan genç erkekler, aşkla bağlandıkları kızlar için herhangi bir fantezi kurduklarında, büyük pişmanlık yaşayabilir, kendilerini sapık olarak bile nitelendirebilirler. Bu nedenle ilk deneyimlerini para ile yaşamayı uygun görürler. Paralı deneyim, erkeğin meraka dayalı bir tercihidir. Reşit yaştaki genç için paralı seks, oldu-bittiden başka bir şey değildir. Ancak bedensel olarak açlık giderilir, ruhsal olarak açlık bastırılamaz.

Cinsel özgürlük ya da düşüncelerini karşılıklı olarak paylaşmak, aslında göreceli bir kavramdır. Herkes aşk ilişkilerine seks konusunu karıştırmayı sevmez. Çünkü evlilik öncesi cinsellik, Müslümanlık açısından da yanlıştır. Toplumumuzda kadın, hiç deneyim yaşamamış bir şekilde arzulanır. Erkeğin evlilik öncesi beraberlikleri, kadınlarda olduğu gibi bir zar ile belgelenmediği için, çok da önemli sayılmaz. Bir kadının sevdiği erkeğe cinsellik hakkında düşüncelerini veya fantezilerini açıklaması, erkek tarafından hoş görülmeyebilir. Türk toplumunda, evlenmeden önce cinsel arzularını açıklayan kadın, kendisini arzulayan erkeğin evlilik düşüncelerini bile bitirebilir. Çünkü, cinselliğini açıklayan kadın, erkek tarafından ahlaksızlıkla suçlanır. Oysa her iki taraf adına, fanteziler de, kendini tatmin adına yapılan mastürbasyonlar da su götürmez bir gerçektir. Toplumda bulunan ve ilişki yaşayan çiftlerden büyük bir çoğunluk, bunları dile getirmeyi doğru bulmaz. Çok az bir kesim ise, düşüncelerini ve fantezilerini birbirleriyle paylaşıp, tam anlamıyla cinsel doyuma ulaşabilir.

Aldatılma açısında en büyük faktör, cinsel arzular nedeniyle gerçekleşmektedir. Erkek, yaşayamadığı, eşiyle paylaşamadığı arzularını, başka bir kadında aramaya kalkar. Başka bir kadın tarafında arzuları dindirilebilirse, fantezi adına yeni bir seks tiryakiliği başlar. Eşine belki her şeyi açıkça söyleyemez ama, beraber olduğu başka kadına tüm arzularını dökebilir. Türkiye’de aldatmak deyince, kocası tarafında ihanete uğrayan kadınlar akla gelir. Aslında durum hiç de öyle değil. Bir erkek, nasıl birlikte olduğu kadına, tüm cinsel arzularını anlatamaz ya da arzuladığı hayalleri farklı kadınlarda arayabilirse, belki kadın da aynı duyarlılığı kocası ya da sevgilisinden göremediği şikayetiyle başkasına yönelecektir. Hem cinsel açıdan tatmin olmak, kadın için çok daha fazla çaba gerektirebilir. Seks sırasında bir kadın konsantre olma açısından zorluk yaşarken, bir erkek tamamen birlikteliğe yoğunlaşabilir. Erkeğin kafasından o an kolay kolay başka düşünceler geçmez. Oysa kadın, iş yaşamını, çocuklarını, geleceğini, hatta akşam ne yemek yapacağını bile düşünebilir. Unutmamak gerekir ki, kadınlar erkeklere göre çok daha hassastır. Kadını mutlu edemeyen erkek, kaybetmeye mahkumdur.

Her şey evlenene kadar değildir. Yani, tüm etkileme çalışmaları, gülümsemeler, isteklere boyun eğmeler, karşılıklı anlayış ve hoş görünüşler. Dikkat ederseniz, çiftler evlendikten sonra, kendilerine pek dikkat etmezler. Artık kilo almamaya gayret etme çabası, güzel olmak, yakışıklı olmak gibi kaygılar çok da önemli değildir. Hatta bazı çiftler açısından, “nasıl olsa evlendik, kime güzel görüneceksin, kime yakışıklı görüneceksin, kimi etkilemeye çalışacaksın?” cümleleri ile hoş görünmek yerine boş görünmek daha bile iyi sayılabilmektedir. Değişim, evlenmeden önce eşlerin birbiri için gösterdikleri çaba adına olmalıdır. Evlilik sonrası değişim, ancak olumsuz görülen ve düzelmesi zaman gerektiren noktaların iyileştirilmesi olabilir. Yaşam tarzınızı köreltmek adına yapılan değişim, etki-tepkiyi azaltır, hayatı alışkanlığa dönüştürür ve en önemlisi sizi evlilikten ve eşinizden soğutur.

Ülkemizde ciddi bir cinsel açlık yaşanmaktadır. Bunun en büyük sebeplerinden biri, derinlerde saklı kalmış arzulardır. Birliktelikler içinde duyulan arzular saklı kalmamalı. Belki yeni alevlenmeye başlayan aşk adına bu geçerli olmayabilir ama, ilişki yaşayan ikilinin paylaşımı, ileri dereceye ulaşmayı başarmışsa, cinsellik açısında arzu edilenler, çekici taraflar, arzular, tatminler açıkça söylenmeli, paylaşım böylece eksiksiz gerçekleşmelidir. Bu şekilde olursa, iki kişi birbirini daha derinlemesine tanır. Arzularını dindirebilen ve her nefesi soluyabilen ikili, ayrı ayrı tatminkarlıklar değil, dış dünyadan sadece ihtiyaç adına birlikte yaşayabileceği mutluluklar arayacaktır.

Emre Türker

Picture: deviantart

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder