İşinizi kaybettiniz… Şu andan itibaren işsizsiniz. Belki kaybetmemiş, istifa etmiştiniz. Belki de haklı veya haksız bahanelerle, işinize son verilmişti. Belki doğru yerde değildiniz. Sonuçta çalışmıyor ve iki elinizi başınızın arasına almış, Göksel’in “depresyondayım” şarkısını söylüyorsunuz.Hayat arkadaşınız sizi terk etti. Şu an kimseyle birlikte olacak durumda değilsiniz. Hiç kimse onun yerine geçemeyecek. Nerede hata yapmış olabilirsiniz? Oysa hatanızı sorgulamış, bilip bilmediğiniz gerçekler nedeniyle özür dilemiştiniz. Fakat yinede geri gelmedi. Üstelik giderken size hiçbir şey söylemeden, masanıza kısa bir ayrılık mektubu bırakmıştı. Elinizde alkollü sert içki şişesi, Barış Manço’nun ezgilerinden “Ayrılık, ayrılık, aman ayrılık” şarkısıyla okumuştunuz yazılanları…
Hayat kötüye mi gidiyor? Acaba doğru görünenler yanlış mıydı? Siz mi hata yaptınız, yoksa bu size kaderin bir oyunu muydu?
Sonuçlar zamana göre renklenir. Bazıları hiç değişmez, bazıları çalışılarak şekillendirilebilir, bazılarının ise ne olacağı belli değildir. İlhan İrem’in sözlerindeki gibi “olanlar olmuş” tur. Öyleyse, dün-bugün-yarın ne oldu, ne olacak?
Geçmişi tanımalısınız. Kendi anılarınızı tekdüze yorumlarsanız, geçmişi anlayamazsınız. Yakın arkadaşlar size yol gösterecektir. Düşüncelerinizi ve dostların sözlerini ele alarak, gerçek bir hakem gibi değerlendirmeler yapın. Eğer geçmiş bir hataysa, hatayı düşünün. Hata sizden mi kaynaklanıyor? Yoksa o başlangıçlara hiç adım atmamak mı gerekiyordu? Örneğin doğru giden ilişkiyi siz mi bozdunuz, yoksa baştan kokmuş bir balığa gönül mü vermiştiniz? Eğer hata sizden kaynaklandıysa, batan gemiden kurtarabileceğiniz şeyleri gözden geçirin. Fakat hata ilişkinin kendisiyse, bazen sil baştan yaşamak en doğrusudur. Böyle durumlarda, sevgilinin geri dönebilme ihtimalleriyle vaktinizi boşa harcamayın.
Hiç düşündünüz mü? Bitmiş ve zarar vermeye başlamış anıların güzel parçalarını zihnin raflarına yerleştirdikçe, acılarınızı hatırlayamazsınız. Mutluluk, hayallerin ateşleyicisidir. Size zarar veren şeyleri mutluluk gibi yorumlarsanız, kaybedersiniz.
Geçmişi neden terk edemiyorsunuz? Oysa geçmiş, her saniye sizi terk etmeye devam ediyor. Eğer onu serbest bırakmazsanız, ruhunuz geçmişte kaybolur. Bedeninizi yakalamaya çalışırken, gelecek kaygısı sizi depresyona sürükleyecektir.
Aynı noktalarda dolanarak düşüncelerinizi köreltmeyin. Hayat fırsatlarla dolu… Bazıları yakalamak için uğraşır, bazıları ise yakalayanlara gıpta ederek (Beğenilen bir kişi veya şeye benzemeyi istemek) yaşar. Siz hangi noktadasınız?
Emre Türker
Picture: deviantart








