19 Ekim 2014

Instructions Not Included (2013)

Çocuk Büyütme Rehberi
Orjinal Adı: No se Aceptan Devoluciones
Tür: Komedi, Dram
Yönetmen: Eugenio Derbez
Süre: 115 dakika
Oyuncular: Andrés Vázquez (Valentín niño), Hugo Stiglitz (Johnny Bravo), Eugenio Derbez (Valentín), Leia Freitas (Amante Brasileña), Ángela Moreno (Amante dominicana), Gilda Gentile (Amante argentina), Nancy Taira (Amante oriental), Jessica Lindsey (Julie), Sammy Pérez (Sammy), Arcelia Ramírez (Judeisy), Agustín Bernal (Lupe), Gregg Lucas (Agente migración), Roger Cudney (Abogado Julie), Migael Penix (Portero hotel L.A.), Daniel Raymont (Frank Ryan)
Babası Johnny Bravo’nun (Hugo Stiglitz) oğlu Valentín’in korkusuz yetişmesi adına gerçekleştirdiği pek çok deneme ters tepmiş ve Valentín (Eugenio Derbez), korkağın biri olarak ve babasından nefret ederek büyümüştür. İşsiz ve çapkın olarak Meksika’nın bir sahil kasabasında yaşayan Valentín’in, Julie (Jessica Lindsey) ile yaşadığı yaz aşkı, hayatının dönüm noktası olacaktır. Nitekim 20 ay sonra elinde bir bebekle kapısını çalan Julie, bebeğin ondan olduğunu söyler ve taksiciye parasını vereceğini söyleyip ortadan kaybolur. Arkasından yetişmeye çalışan Valentín, tüm çabasına rağmen Julie’nin uçağına yetişemez ama onu bulmak için Los Angeles’a doğru belirsiz bir yolculuğa çıkar. Amerika’ya geldiğinde yaşadığı uçuk-kaçık bir olay, onun dublör olarak iş bulması ve iyi para kazanması sağlayınca, Amerika’da kalır. Fakat Valentín, Julie’yi yine de bulamayınca, kızı Maggie’yi sahiplenerek onu kendi büyütmek zorunda kalacaktır. Hayatını tümden değiştirme pahasına olsa bile.
 
Ailede ayrılık aşamasına gelenlere, 1-5 yıl sendromu yaşayan yeni evlilere, sevgi problemi yaşayanlara, terapistlerin önerebileceği bir yapım olabilir. Yine devam edecek olursak, aile danışmanlığı ve aile arabuluculuğu adına verilen sertifika programlarında ya da psikoloji eğitimi alan ve aile konusunda uzmanlaşmak isteyenlere, eğitimcilerinin “izlenmesi gerekenler” listesine alacağı bir yapım olduğu söylenebilir.
 
Bir çocuğa verilebilecek sevgi ve uğrunda nelerin göze alınabileceği, harika bir mizahi bakış açısıyla şekillendirilmiş.
 
Maggie’nin büyüme aşamasında kısa aralıklarla ekrana yansıyan yaş dilimleri, eminim ebeveynlerin ilgisini çekecektir. Bu kısa geçişler öyle güzel ve mizahi çekilmiş ki, hem gülüyor hem de filmin geneli düşünüldüğünde bir aile dersi alıyorsunuz. Güldürürken düşündüren, düşündürürken öğreten bir film diye düşünürsek, “Instructions Not Included” bunun için tam biçilmiş kaftan. Filmi tek kelime ile muhteşem diye nitelendiriyorum. Başlarda geçen absürt sahneler, devamında hiç beklenemeyen bir yapıya dönüşüyor ve sonuna geldiğinizde, kesinlikle zekice kurgulanmış olduğunu anlıyorsunuz. Eğer duygusal bir izleyiciyseniz, hem gülecek, hem de gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız. Keşke bu tarz yapımları sıkça görebilsek diyorum. Mutlaka izlenmeli.
 
Emre Türker
 
Picture: impawards

13 Ekim 2014

X-Men Days of Future Past (2014)

X-Men: Geçmiş Günler Gelecek
Tür: Aksiyon, Macera, Bilim-Kurgu, Gerilim
Yönetmen: Bryan Singer
Süre: 132 dakika
Oyuncular: Hugh Jackman (Logan / Wolverine), James McAvoy (Charles Xavier), Michael Fassbender (Erik Lehnsherr), Jennifer Lawrence (Raven / Mystique), Halle Berry (Storm), Nicholas Hoult (Hank / Beast), Anna Paquin (Rogue), Ellen Page (Kitty Pryde), Peter Dinklage (Dr. Bolivar Trask), Shawn Ashmore (Bobby / Iceman), Omar Sy (Bishop), Evan Peters (Peter / Quicksilver), Josh Helman (Maj. Bill Stryker), Daniel Cudmore (Colossus), Bingbing Fan (Blink)
1970’li yıllarda Gözcü programının kurucusu Dr. Bolivar Trask, gizlice mutanlar üzerinde deneyler yaparak onların yeteneklerini keşfetmeye çalışır. Şekil değiştirme yeteneğine sahip Mystique (Jennifer Lawrence) bu çalışmaları fark edince, 1973 Paris Barış Anlaşması'nda Trask’ı bularak öldürür. Fakat bu ölüm, hükümetin Dr. Bolivar Trask’a olan inancını artırmış ve Mystique yakalanarak, DNA’sındaki değişim yeteneği keşfedilmiştir. Onun planladığı Gözcü adındaki makineler geliştirilerek mutantlara karşı kullanılınca, makineler 50 yıl içinde neredeyse tüm mutantları yeryüzünden temizler. Artık tek seçenekleri, zamanda yolculuk yapmayı başarabilen Kitty Pryde’ın (Ellen Page), Wolverine’i (Hugh Jackman) geçmişe göndererek, Mystique’e engellemesi ve geleceğin şeklini yeniden belirlemesidir.

X-men’in ilk bölümünde aldığım keyfi, bu bölümde de fazlasıyla aldığımı söyleyebilirim. Fantastik kahraman severlere müthiş bir görsel şölen hazırlanmış. X-Men serisi zaten ne kadar bölüm yapılırsa yapılsın, keyif veriyor.


Emre Türker

Picture: impawards

12 Ekim 2014

İki Düşünüp Bir Konuşmalıyız

Yıllar önce bir otobüs kuyruğunda sıra beklerken, sırayı ayırmak üzere kullanılan demir şeritlerin üzerinde yorgunluktan oturmuş ve o demirlere ayağımı dayamıştım. Benden yaşça büyük bir adam, “oraya elimizi sürüyoruz ayağını dayama” gibi bir laf söylediğinde, belki psikolojik-fiziksel yorgunluktan, belki de gençliğin verdiği bir asilikten olsa gerek, adama gereksiz bir sertlikle olumsuz yanıt vermiştim. Oysa bu yaptığım eylemden dolayı kendim de oldukça rahatsız olmuştum. Aradan yıllar geçmesine rağmen, o adamın karşıma çıkmasını ve ondan tekrar tekrar özür dilemeyi isterdim, ama bu mümkün olmadı.
 
Hayatımızda belli anlar vardır iletişime geçtiğimiz ve biz bunu tekrar geri döndüremeyiz. Hem zamansal olarak, hem de mekânsal olarak bir film şeridine yaptığımız gibi geri alamadığımız durumlar, almasını bildiğimiz takdirde bize hayat tecrübesini verir. Bazı pişmanlıklar bu tecrübelerle çok farklı bir hal alabilir. Bu bize iletişimde çok önemli bir noktaya işaret eder.
 
Hiç bir insanı istemeyerek de olsa aşağıladınız mı? Bunu yaptıktan sonra böyle bir amacınız olmadığını söyleseniz ve özür dileseniz de yaptığınız yorumun etkisi hem kendi aklınızda hem de aşağıladığınız insanın aklında yer eder ve kolay kolayda geçmez. O anda kurduğunuz iletişimi gerçekte tersine döndüremezsiniz. Zamanda geri gidip diğer insanlara aktardığımız mesajları silemeyiz. Bu nedenle iletişim kurarken çok dikkatli olmalıyız. İki düşünüp bir konuşmalıyız.” (Küçük, 2013:14).
 
Bu alıntı, kaynakçada belirttiğim ilgili kitaptan İletişim İlkeleri konusundaki “iletişim kaçınılmazdır, geriye döndürülemez ve tekrar edilemez” adlı alt başlıkta geçmektedir. Yaşanan olayı en güzel anlatan kısım olması nedeniyle alıntıladım.
 
Yaşanmadan önce hayatımızdaki an’lara çok dikkat etmek gerek. Bazı an’lar vardır ki, hayatımızı tümden değiştirebilir ya da tümün içinde derin bir etki yapabilir. İşte o an’lar, umut edelim ki hayatımızda kalıcı olumsuzluklar barındırmasın.
 
Emre Türker
 
Picture: deviantart 
 
Kaynakça:
Mestan, K. (2013). “İletişim Bilgisi”. (Ed: Orhon, E.N. ve Eriş, U.) Eskişehir: Anadolu Üniversitesi, Açıköğretim Fakültesi Yayınları. 1. Bölüm. Sayfa: 14).

07 Ekim 2014

Edge of Tomorrow (2014)

Türkçe Adı: Yarının Sınırında
Tür: Aksiyon, Bilim-Kurgu
Yönetmen: Doug Liman
Süre: 113 dakika
Oyuncular: Tom Cruise (Cage), Emily Blunt (Rita), Brendan Gleeson (General Brigham), Bill Paxton (Master Sergeant Farell), Jonas Armstrong (Skinner), Tony Way (Kimmel), Kick Gurry (Griff), Franz Drameh (Ford), Dragomir Mrsic (Kuntz), Charlotte Riley (Nance), Masayoshi Haneda (Takeda), Terence Maynard (Cruel Sergeant), Noah Taylor (Dr. Carter), Lara Pulver (Karen Lord), Madeleine Mantock (Julie)
Fransa’da meydana gelen bir düşman hareketi sezilmesinin ardından, teknolojinin meydana getirdiği silahlı robot kıyafetleri ile birlikte düşmana saldırı planlanır. Aklında hiçbir sıcak savaşa katılma düşüncesi bulunmayan Cage, General Brigham’ın isteği ile savaşa katılmak zorunda bırakılır. Fakat birleşmiş milletler subayı olan Cage buna karşı çıkınca, general tarafından bir er olarak savaşa zorlanır. Bindirildikleri uçaktan atlama hazırlığı sırasında bulundukları uçak düşman tarafından vurulur ama bir şekilde çoğu asker karaya inmeyi başarır. Fakat çok farklı bir uzaylı varlık olan canavar tarzı düşman askerleri, yok edilmeleri neredeyse imkansız görünmektedir. Doğal olarak sıcak savaşta tecrübesiz çaylak Cage vurularak öldürülür ama birden Cage kendini asker hareketinin başlangıcında bulur. Sonradan fark eder ki Cage her vurularak öldürüldüğünde, bir filmin başa sarılması gibi savaş en başından tekrar başlamaktadır.

Müthiş görsel efektlerle süslenmiş yapım, aslında çok ilginç görünmese de, sonrasında izleyiciyi gittikçe bir merak ve görsel şölenle, içine almaktadır. Bilim-kurgu’dan hoşlananlar için mükemmel bir seçim.

Emre Türker

Picture: impawards

Endless Love (2014)

Türkçe Adı: Sonsuz Aşk
Tür: Dram, Romantik
Yönetmen: Shana Feste
Süre: 103 dakika
Oyuncular: Alex Pettyfer (David Elliot), Gabriella Wilde (Jade Butterfield), Bruce Greenwood (Hugh Butterfield), Joely Richardson (Anne Butterfield), Robert Patrick (Harry Elliot), Rhys Wakefield (Keith Butterfield), Dayo Okeniyi (Mace), Emma Rigby (Jenny), Anna Enger (Sabine)
Aynı okulda 4 yıl geçirmelerine rağmen David, Gabriella’ya ait aşkını hiç açıklamamıştır. Kardeşinin ölümü sonrası Gabriella, zaten dış dünya ile ilişkisini kesmiş ve hiç kimse ile arkadaşlık etmemiştir. Durum böyle olunca, babası ile araba tamirciliği yapan David’in, zengin Gabriella’ya ulaşması daha da zor olmuştur. Fakat mezuniyet gecesi David ile Gabriella, bir şekilde tanışır ve aralarında bir aşk başlar. Fakat bu aşk yaşamları, Gabriella’nın babası nedeniyle hiç de kolay olmayacaktır.
 
Klasik sade bir şekilde ilerleyen filmin, çok orijinal, hareketli ya da merakla beklenti içinde seyredilecek bir film olmadığını söylemekte yarar var. İzle geç diyebileceğimiz bir yapım.
 
Emre Türker
 
Picture: impawards

03 Ekim 2014

İnci Gibi Dişler

Orijinal Adı: White Teeth
Sayfa Sayısı: 550
Yazar: Zadie Smith
Çeviren: Mefkure Bayatlı
Kitap Boyutu: 13,5 x 19,5
Yayınevi: EVEREST YAYINLARI
4. Basım. Ağustos, 2001
 
1 Ocak 1975 Cricklewood Broadway’de, Alfred Archibald adında 47 yaşında bir adam, İtalyan ve biraz kaçık karısı Ophelia’nın onu boşaması üzerine intihara kalkışır. İntihar etmek üzere durduğu kasap dükkânının önünde arabasını park ederek egzoz dumanıyla kendini zehirlemeye kalkar. Fakat dükkân sahibi Müslüman Mo Hüseyin-İsmail, buranın intihar için uygun bir yer olmadığını ve başka bir yere gitmesi gerektiği ısrarla söylediğinde, hayatın kendisine 2. bir şans verdiğine inanır. Oradan ayrılarak “Dünyanın Sonu Partisine Hoş Geldiniz” yazılı bir evde düzenlenen partiye katılmak üzere kapıyı çaldığında, bir şekilde gençlerin bulunduğu evin içine girecek ve orada 19 yaşındaki Jamaikalı siyahi kız Clara Bowden’ı görünce, kalbinin yeniden aşkla dolduğunu hissedecektir. Üstelik Clara da kendisini alıp götürecek birini beklemektedir. Bu tesadüfle birlikte, ikisi yeni bir hayata yelken açar.
 
Kitabın kapağında yazarla ilgili şöyle bir ayrıntı var. “Elinizdeki romanın 80 sayfalık müsveddesini götürüp yayınevinden 250.000 pound avans alan Zadie Smith, kitap piyasaya çıktığı andan itibaren hem İngiltere’de hem dünyada çok büyük sükse yaptı ve hemen hemen bütün ödüllerde adını bir fırtına gibi estirdi.” Yıllar önce aldığım bu kitabı, kapağındaki bu ayrıntı için saklamış ve okumak için uygun bir zaman gözlemiştim. Ne yazık ki, 80 sayfa okuduktan sonra bende bu şekilde bir etki bırakmadı. Sade bir İngiliz kara mizah komedi filmini andıran kitapta, bir sonraki anda ne olacağı gibi bir heyecan bulunmadığı gibi, bazı zamanlar sıkıcı bile olabiliyor. Kitabın özünde; farklı yaşlarda, farklı ülkelerden ve farklı dinlerden seçili insanların gündelik yaşamları anlatılıyor. Beklentimi yüksek tutmuş olduğumdan hayal kırıklığına uğramış olabilirim belki ama tarzı bana uygun olmayan bu kitabı, tavsiye ettiklerim arasına alamayacağım.
 
Emre Türker
 
Kaynakça:
Smith, Z. (2001). Çev. Bayatlı, M. “İnci Gibi Dişler”. İstanbul: Everest Yayınları. (4.Basım, Ağustos 2001)

01 Ekim 2014

Müzik Şeytanı

Mart, 1821. İtalya’nın önde gelen zenginlerinden Lodovico Malvezzi, kendi konağında Orfeo adında müthiş sesi olan birini saklamaktadır. Onu, Donati isimli kör bir eğitmene emanet etmiş ve bu müzik dehasını sadece kendine saklamıştır. Bir gün hizmetkârlardan Tonio, Orfeo ile kavga edince, Lodovico Tonio’yu konaktan kovar. O gün Lodovico konakta kalmaya karar verecek ve aldığı bir mektup üzerine dışarıya çıkacaktır. Fakat bir daha ne Orfeo, ne Tonio, ne de Lodovico konağa geri dönecektir.
 

Lodovico’nun kaybolması ardından onu aramaya çıktıklarında kötü bir sürprizle karşılaşırlar. Lodovico öldürülmüştür. Deliller, Orfeo ve Tonio üzerine yoğunlaşır. Fakat ikisi de bir sır gibi ortadan kaybolur. Üstelik Orfeo^yu gören sadece hizmetkâr Lucia’dan başkası da olmayınca, cinayet üzerine bir kovalamaca başlar. İçinden çıkılması zor bir bulmaca.
 
Konusu bir dedektiflik romanı olan Müzik Şeytanı, tarihten de alıntılarla birlikte yazılmıştır. Cinayetin kimin işlediğiyle ilgili oldukça fazla seçenek olduğundan, zanlı düşüncesi olayın kahramanları arasında gelip gitmektedir. Sonuna kadar bu gel gitler akılları biraz karıştırsa da, sonlara doğru heyecan tavan yapıyor. Geçmiş dönemi içine yer alan olaylar ve isimler, biraz akıl karıştırmasına rağmen, çok ustaca yazılmış bir polisiye olduğu bir gerçek.
 
Kendisi aslen bir avukat olan yazar Kate Ross, dedektiflik romanlarında ün kazanmış, fakat 1998 yılında kansere yenik düşmüştür.
 
Emre Türker
 
Ross, K. (2003). Çev. Güner, Ş.B. “Müzik Şeytanı”. İstanbul: Bilge Kültür Sanat. (1. Basım. Mart, 2013).

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails