23 Ekim 2014

Yeni Doritos Reklamını Sen Çek, 1 Milyon Dolar Kazanma Şansını Yakala!

2007 yılında Doritos, ABD’deki hayranlarını Amerikan Futbol Ligi’nin sezon finali olan Super Bowl sırasında yayınlanmak üzere kendi Doritos reklam filmlerini çekmeye ve göndermeye davet ederek, kendi Super Bowl fenomenini yarattı. Bu reklamlar, yapan kişinin çektiği şekliyle aynen yayınlandı ve Super Bowl sırasında yayınlanan, tüketicilerin yarattığı ilk reklam filmleri oldu!
Doritos, bu muhteşem organizasyonla sevenlerini 1 Milyon Dolar kazanma şansı ve bunun yanı sıra 1 sene boyunca  Hollywood’daki Universal Pictures Stüdyoları’nda Elizabeth Banks gibi yıldızlarla çalışma fırsatı yakalamaya çağırıyor.
Unutulmaz Deneyim 
Bu yıl 9. kez düzenlenen Doritos Crash the Super Bowl’u kazananlar, büyük ödül olarak milyonlarca dolar para ödülü ve hayatlarının sonraki aşamalarında da farklı iş teklifleri aldılar. Örneğin; kendi yaptığı “Fashionista Daddy” reklamıyla 2013 yılında Crash the Super Bowl yarışmasında büyük ödülü kazanan Mark Freiburger, “Transformers 4”ün setinde yönetmen Michael Bay ile birlikte çalışma fırsatı elde etti. Mark, bugün büyük bir yetenek ajansı tarafından temsil ediliyor ve Universal ile FOX gibi dünya çapındaki stüdyoların film projelerinde yer alıyor.
Katılma Sırası Sende
Siz de hazırlayacağınız 30 saniyelik reklam filmini  (sözlü ise İngilizce) www.doritos.com.tr ‘de belirtilen teknik özelliklerle hazırlayıp tüm dünyanın beğenisine sunmak için 9 Kasım 2014’e kadar reklam filminizi çekip, rüya gibi bir iş ve 1 Milyon Dolar sahibi olmak için geri saymaya başlayabilirsiniz!
Katılım koşulları ve tüm detaylar için www.doritos.com.tr’yi ziyaret edebilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Sadakatte Zirve Hz. Ebubekir

Sayfa Sayısı: 288 sayfa
Yazar: Salih Suruç
Kitap Boyutu: 13,5 x 19,5
YAYINEVİ: TİMAŞ YAYINLARI
2. Basım. Mayıs,  2011.

İslam aleminin peygamberi Hz. Muhammed hakkında pek çok bilgi sahibi olduk ya da hakkında yazılanları okuduk. Fakat halifeler hakkında pek çoğumuz cahilizdir. Bu bakımdan düşünüldüğünde, Hz. Ebubebir hakkında yazılmış bir kitap, aklımızdaki boşlukları ve bilinmezlikleri doyurmuş olacaktır. Yazar Salih Suruç, oldukça fazla kaynaktan yararlanmış ve bunları kitabın sonunda referans olarak göstermiş.

Kitabın ilerleyen bölümlerinde, Hz. Ebu Bekir’le ilgili, kitaplarda ve çevrede en çok bahsi geçen ve bilinen olaylar anlatılmış. Bu olaylar, yaşamından kesitleri öğrenmek için önemli ayrıntılardır. Çünkü onun hayatı ile ilgili, yazarın anlatımına göre, özellikle gençlik yılları hakkında pek bilgi bulunmamaktadır. Kitapta genel olarak İslamiyet’in doğuşu ve verilen mücadeleler bulunmaktadır. Hz. Peygamber’in hayatı anlatılırken, onun yanında sürekli yer alması ve ona bağlılığı nedeniyle kitapta, genel anlamda bir İslamiyet’e giriş bilgisi bulunmaktadır. Yazar Salih Suruç, Hz. Ebu Bekir’in ne derece Hz. Muhammed’e bağlı olduğu ve nelerden vazgeçtiğiyle ilgili olarak, fikirlerini, düşüncelerini ve yeri geldiğinde yorumlarını da katarak, Hz. Ebu Bekir hakkında biyografik romanını oluşturmuştur.

En etkili bölümlerinden biri bana göre İslamiyet karşısında savaşan oğluna verdiği cevaptır. Bu kısım şöyle geçiyor:

Bedir savaşında Hz. Ebu Bekir’in oğlu ortaya atılarak “Var mı benimle dövüşecek!” diye bağırıyordu. Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarında İslam ordularına karşı olan Kureyş’lilerin arasında yer alan Hz. Ebu Bekir’in oğlu Abdurrahman, Hudeybiye Anlaşması sonrasında Medine’ye gelip İslamiyeti kabul eder. Bir gün baba oğul oturmuş konuşurlarken Abdurrahman bir itirafta bulundu.

“Sevgili babacığım! O gün bana karşı ortaya atılsaydın, vallahi sansa karşı elimi kaldırmazdım!”

İtirafından sonra da sordu:

“Ya sen sevgili babam?”

Hazreti Ebu Bekir’in hayalinde o an sanki yenden canlanmıştı. Cevabıyla farkını ortaya koydu.

“Vallahi ben, sana kılıç sallamaktan çekinmezdim.”(Suruç; 2011:143-145).

Kitabın üçte birlik kısmı, Hz. Muhammed’in Hakk’a yürümüş olduğu kısımdan sonrasını içeriyor. Zaten bizlerin de çok fazla bilgi sahip olmadığı yerler, buralar diyebilirim. Halifeler arasındaki dayanışma, peygamberin ölümü ardından ortaya çıkan karmaşalar ve bunların nasıl dize getirildiği, bir reisi cumhurun nasıl mükemmel olabileceği gibi bilgiler öğreniyoruz. Halifelerin kim olduğu ya da olması gerektiği, neden ayrılıklara düşüldüğü konusunda da kısa ama yeterli bilgiler var.

Salih Suruç kimdir? Bunu, kitabın başında yazılmış kısa biyografisinden yola çıkarak anlatıyorum. Peygamberler şehri Şanlıurfa’nın Hilvan İlçesi doğumludur. Pek çok dergi, yayınevi ve gazetelerde editörlük yapmış. Peygamberimizin hayatına ilişkin çalışmasıyla 1988’de Pakistan’da “Siyer” dünya birincilik ödülünü almış. Siyer nedir? Peygamber Hz. Muhammed’in hayatı hakkında yazılmış romanlardır. Henüz onun siyer ödüllü kitabını okumadım ama okunacaklar arasında yer alıyor. “Sadakatte Zirve Hz. Ebubekir” adlı kitabının dili basit ve anlaşılır, sade anlatımı sayesinde sıkmadan sona kadar okuyucusunu memnun ediyor. Eğer bu tarz bir kitap arıyorsanız, okumadan geçmeyin diyebilirim.

Emre Türker


Kaynakça:

Suruç, S. (2011). “Sadakatte Zirve Hz. Ebubekir”. İstanbul: Timaş Yayınları. (2. Basım. Mayıs, 2011).

19 Ekim 2014

Instructions Not Included (2013)

Çocuk Büyütme Rehberi
Orjinal Adı: No se Aceptan Devoluciones
Tür: Komedi, Dram
Yönetmen: Eugenio Derbez
Süre: 115 dakika
Oyuncular: Andrés Vázquez (Valentín niño), Hugo Stiglitz (Johnny Bravo), Eugenio Derbez (Valentín), Leia Freitas (Amante Brasileña), Ángela Moreno (Amante dominicana), Gilda Gentile (Amante argentina), Nancy Taira (Amante oriental), Jessica Lindsey (Julie), Sammy Pérez (Sammy), Arcelia Ramírez (Judeisy), Agustín Bernal (Lupe), Gregg Lucas (Agente migración), Roger Cudney (Abogado Julie), Migael Penix (Portero hotel L.A.), Daniel Raymont (Frank Ryan)
Babası Johnny Bravo’nun (Hugo Stiglitz) oğlu Valentín’in korkusuz yetişmesi adına gerçekleştirdiği pek çok deneme ters tepmiş ve Valentín (Eugenio Derbez), korkağın biri olarak ve babasından nefret ederek büyümüştür. İşsiz ve çapkın olarak Meksika’nın bir sahil kasabasında yaşayan Valentín’in, Julie (Jessica Lindsey) ile yaşadığı yaz aşkı, hayatının dönüm noktası olacaktır. Nitekim 20 ay sonra elinde bir bebekle kapısını çalan Julie, bebeğin ondan olduğunu söyler ve taksiciye parasını vereceğini söyleyip ortadan kaybolur. Arkasından yetişmeye çalışan Valentín, tüm çabasına rağmen Julie’nin uçağına yetişemez ama onu bulmak için Los Angeles’a doğru belirsiz bir yolculuğa çıkar. Amerika’ya geldiğinde yaşadığı uçuk-kaçık bir olay, onun dublör olarak iş bulması ve iyi para kazanması sağlayınca, Amerika’da kalır. Fakat Valentín, Julie’yi yine de bulamayınca, kızı Maggie’yi sahiplenerek onu kendi büyütmek zorunda kalacaktır. Hayatını tümden değiştirme pahasına olsa bile.
 
Ailede ayrılık aşamasına gelenlere, 1-5 yıl sendromu yaşayan yeni evlilere, sevgi problemi yaşayanlara, terapistlerin önerebileceği bir yapım olabilir. Yine devam edecek olursak, aile danışmanlığı ve aile arabuluculuğu adına verilen sertifika programlarında ya da psikoloji eğitimi alan ve aile konusunda uzmanlaşmak isteyenlere, eğitimcilerinin “izlenmesi gerekenler” listesine alacağı bir yapım olduğu söylenebilir.
 
Bir çocuğa verilebilecek sevgi ve uğrunda nelerin göze alınabileceği, harika bir mizahi bakış açısıyla şekillendirilmiş.
 
Maggie’nin büyüme aşamasında kısa aralıklarla ekrana yansıyan yaş dilimleri, eminim ebeveynlerin ilgisini çekecektir. Bu kısa geçişler öyle güzel ve mizahi çekilmiş ki, hem gülüyor hem de filmin geneli düşünüldüğünde bir aile dersi alıyorsunuz. Güldürürken düşündüren, düşündürürken öğreten bir film diye düşünürsek, “Instructions Not Included” bunun için tam biçilmiş kaftan. Filmi tek kelime ile muhteşem diye nitelendiriyorum. Başlarda geçen absürt sahneler, devamında hiç beklenemeyen bir yapıya dönüşüyor ve sonuna geldiğinizde, kesinlikle zekice kurgulanmış olduğunu anlıyorsunuz. Eğer duygusal bir izleyiciyseniz, hem gülecek, hem de gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız. Keşke bu tarz yapımları sıkça görebilsek diyorum. Mutlaka izlenmeli.
 
Emre Türker
 
Picture: impawards

13 Ekim 2014

X-Men Days of Future Past (2014)

X-Men: Geçmiş Günler Gelecek
Tür: Aksiyon, Macera, Bilim-Kurgu, Gerilim
Yönetmen: Bryan Singer
Süre: 132 dakika
Oyuncular: Hugh Jackman (Logan / Wolverine), James McAvoy (Charles Xavier), Michael Fassbender (Erik Lehnsherr), Jennifer Lawrence (Raven / Mystique), Halle Berry (Storm), Nicholas Hoult (Hank / Beast), Anna Paquin (Rogue), Ellen Page (Kitty Pryde), Peter Dinklage (Dr. Bolivar Trask), Shawn Ashmore (Bobby / Iceman), Omar Sy (Bishop), Evan Peters (Peter / Quicksilver), Josh Helman (Maj. Bill Stryker), Daniel Cudmore (Colossus), Bingbing Fan (Blink)
1970’li yıllarda Gözcü programının kurucusu Dr. Bolivar Trask, gizlice mutanlar üzerinde deneyler yaparak onların yeteneklerini keşfetmeye çalışır. Şekil değiştirme yeteneğine sahip Mystique (Jennifer Lawrence) bu çalışmaları fark edince, 1973 Paris Barış Anlaşması'nda Trask’ı bularak öldürür. Fakat bu ölüm, hükümetin Dr. Bolivar Trask’a olan inancını artırmış ve Mystique yakalanarak, DNA’sındaki değişim yeteneği keşfedilmiştir. Onun planladığı Gözcü adındaki makineler geliştirilerek mutantlara karşı kullanılınca, makineler 50 yıl içinde neredeyse tüm mutantları yeryüzünden temizler. Artık tek seçenekleri, zamanda yolculuk yapmayı başarabilen Kitty Pryde’ın (Ellen Page), Wolverine’i (Hugh Jackman) geçmişe göndererek, Mystique’e engellemesi ve geleceğin şeklini yeniden belirlemesidir.

X-men’in ilk bölümünde aldığım keyfi, bu bölümde de fazlasıyla aldığımı söyleyebilirim. Fantastik kahraman severlere müthiş bir görsel şölen hazırlanmış. X-Men serisi zaten ne kadar bölüm yapılırsa yapılsın, keyif veriyor.


Emre Türker

Picture: impawards

12 Ekim 2014

İki Düşünüp Bir Konuşmalıyız

Yıllar önce bir otobüs kuyruğunda sıra beklerken, sırayı ayırmak üzere kullanılan demir şeritlerin üzerinde yorgunluktan oturmuş ve o demirlere ayağımı dayamıştım. Benden yaşça büyük bir adam, “oraya elimizi sürüyoruz ayağını dayama” gibi bir laf söylediğinde, belki psikolojik-fiziksel yorgunluktan, belki de gençliğin verdiği bir asilikten olsa gerek, adama gereksiz bir sertlikle olumsuz yanıt vermiştim. Oysa bu yaptığım eylemden dolayı kendim de oldukça rahatsız olmuştum. Aradan yıllar geçmesine rağmen, o adamın karşıma çıkmasını ve ondan tekrar tekrar özür dilemeyi isterdim, ama bu mümkün olmadı.
 
Hayatımızda belli anlar vardır iletişime geçtiğimiz ve biz bunu tekrar geri döndüremeyiz. Hem zamansal olarak, hem de mekânsal olarak bir film şeridine yaptığımız gibi geri alamadığımız durumlar, almasını bildiğimiz takdirde bize hayat tecrübesini verir. Bazı pişmanlıklar bu tecrübelerle çok farklı bir hal alabilir. Bu bize iletişimde çok önemli bir noktaya işaret eder.
 
Hiç bir insanı istemeyerek de olsa aşağıladınız mı? Bunu yaptıktan sonra böyle bir amacınız olmadığını söyleseniz ve özür dileseniz de yaptığınız yorumun etkisi hem kendi aklınızda hem de aşağıladığınız insanın aklında yer eder ve kolay kolayda geçmez. O anda kurduğunuz iletişimi gerçekte tersine döndüremezsiniz. Zamanda geri gidip diğer insanlara aktardığımız mesajları silemeyiz. Bu nedenle iletişim kurarken çok dikkatli olmalıyız. İki düşünüp bir konuşmalıyız.” (Küçük, 2013:14).
 
Bu alıntı, kaynakçada belirttiğim ilgili kitaptan İletişim İlkeleri konusundaki “iletişim kaçınılmazdır, geriye döndürülemez ve tekrar edilemez” adlı alt başlıkta geçmektedir. Yaşanan olayı en güzel anlatan kısım olması nedeniyle alıntıladım.
 
Yaşanmadan önce hayatımızdaki an’lara çok dikkat etmek gerek. Bazı an’lar vardır ki, hayatımızı tümden değiştirebilir ya da tümün içinde derin bir etki yapabilir. İşte o an’lar, umut edelim ki hayatımızda kalıcı olumsuzluklar barındırmasın.
 
Emre Türker
 
Picture: deviantart 
 
Kaynakça:
Mestan, K. (2013). “İletişim Bilgisi”. (Ed: Orhon, E.N. ve Eriş, U.) Eskişehir: Anadolu Üniversitesi, Açıköğretim Fakültesi Yayınları. 1. Bölüm. Sayfa: 14).

07 Ekim 2014

Edge of Tomorrow (2014)

Türkçe Adı: Yarının Sınırında
Tür: Aksiyon, Bilim-Kurgu
Yönetmen: Doug Liman
Süre: 113 dakika
Oyuncular: Tom Cruise (Cage), Emily Blunt (Rita), Brendan Gleeson (General Brigham), Bill Paxton (Master Sergeant Farell), Jonas Armstrong (Skinner), Tony Way (Kimmel), Kick Gurry (Griff), Franz Drameh (Ford), Dragomir Mrsic (Kuntz), Charlotte Riley (Nance), Masayoshi Haneda (Takeda), Terence Maynard (Cruel Sergeant), Noah Taylor (Dr. Carter), Lara Pulver (Karen Lord), Madeleine Mantock (Julie)
Fransa’da meydana gelen bir düşman hareketi sezilmesinin ardından, teknolojinin meydana getirdiği silahlı robot kıyafetleri ile birlikte düşmana saldırı planlanır. Aklında hiçbir sıcak savaşa katılma düşüncesi bulunmayan Cage, General Brigham’ın isteği ile savaşa katılmak zorunda bırakılır. Fakat birleşmiş milletler subayı olan Cage buna karşı çıkınca, general tarafından bir er olarak savaşa zorlanır. Bindirildikleri uçaktan atlama hazırlığı sırasında bulundukları uçak düşman tarafından vurulur ama bir şekilde çoğu asker karaya inmeyi başarır. Fakat çok farklı bir uzaylı varlık olan canavar tarzı düşman askerleri, yok edilmeleri neredeyse imkansız görünmektedir. Doğal olarak sıcak savaşta tecrübesiz çaylak Cage vurularak öldürülür ama birden Cage kendini asker hareketinin başlangıcında bulur. Sonradan fark eder ki Cage her vurularak öldürüldüğünde, bir filmin başa sarılması gibi savaş en başından tekrar başlamaktadır.

Müthiş görsel efektlerle süslenmiş yapım, aslında çok ilginç görünmese de, sonrasında izleyiciyi gittikçe bir merak ve görsel şölenle, içine almaktadır. Bilim-kurgu’dan hoşlananlar için mükemmel bir seçim.

Emre Türker

Picture: impawards

Endless Love (2014)

Türkçe Adı: Sonsuz Aşk
Tür: Dram, Romantik
Yönetmen: Shana Feste
Süre: 103 dakika
Oyuncular: Alex Pettyfer (David Elliot), Gabriella Wilde (Jade Butterfield), Bruce Greenwood (Hugh Butterfield), Joely Richardson (Anne Butterfield), Robert Patrick (Harry Elliot), Rhys Wakefield (Keith Butterfield), Dayo Okeniyi (Mace), Emma Rigby (Jenny), Anna Enger (Sabine)
Aynı okulda 4 yıl geçirmelerine rağmen David, Gabriella’ya ait aşkını hiç açıklamamıştır. Kardeşinin ölümü sonrası Gabriella, zaten dış dünya ile ilişkisini kesmiş ve hiç kimse ile arkadaşlık etmemiştir. Durum böyle olunca, babası ile araba tamirciliği yapan David’in, zengin Gabriella’ya ulaşması daha da zor olmuştur. Fakat mezuniyet gecesi David ile Gabriella, bir şekilde tanışır ve aralarında bir aşk başlar. Fakat bu aşk yaşamları, Gabriella’nın babası nedeniyle hiç de kolay olmayacaktır.
 
Klasik sade bir şekilde ilerleyen filmin, çok orijinal, hareketli ya da merakla beklenti içinde seyredilecek bir film olmadığını söylemekte yarar var. İzle geç diyebileceğimiz bir yapım.
 
Emre Türker
 
Picture: impawards

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails