14 Nisan 2014

The Help (2011)

Türkçe Adı: Duyguların Rengi
Tür: Dram
Yönetmen: Tate Taylor
Süre: 146 dakika
Oyuncular: Emma Stone, Viola Davis, Bryce Dallas Howard, Octavia Spencer, Jessica Chastain, Ahna O'Reilly, Allison Janney, Anna Camp, Eleanor Henry, Emma Henry, Chris Lowell, Cicely Tyson, Mike Vogel, Sissy Spacek, Brian Kerwin

1900’lü yıllarda geçen filmin konusu, Orijinal Adı “The Help” Kathryn Stockett’in kitabından uyarlama. Ülkemizde de 2012 yılında (muhtemelen filmin etkisiyle) çevrilerek piyasaya sürülmüş uluslararası bestseller kitaplarındandır. Kitabını henüz okumadım ama filminin harika uyarlandığını söyleyebilirim.

Üniversiteden mezun olduktan hemen sonra Mississippi’de ailesinin yanına geri dönen Skeeter (Emma Stone),  bir yerel gazetede temizlik önerileri köşesinde başka birisinin adını kullanarak yazmak şartıyla iş bulur. Fakat asıl projesi, bulunduğu yerde yaşayan siyahi insanların (özellikle de hizmetçi olarak çalışan siyahi kadınların) çektiği zorlukları ve ırkçılık nedeniyle yaşadıkları sorunları dile getiren bir kitap yazmaktır. Bunun için editöründen ancak bir düzine hizmetliden röportaj almak şartıyla onay alır. Fakat siyahlar için, geçinmenin zor olduğu ve kanunlarda siyah-beyaz ırk ayrımının alenen yapıldığı bu yerde, böyle bir şeyi yapmak neredeyse imkânsızdır. Mobley ailesinde hizmetçi olarak çalışan Aibileen (Viola Davis), siyahların beyazlara hastalık bulaştırmaması adına evlerde başka bir tuvalet yapılmasına valiliğin onay vermesiyle birlikte girişimleri ardından, ilk röportajcı olmayı kabul eder. Bu röportaj, kendisi de bir siyahi kadın tarafından yetiştirilen Skeeter’ın mücadele için devamı gelecek bir başlangıcı olabilecektir.

Filmin çekildiği Greenwood kasabası, tarihte Jim Crow yasalarını sert bir şekilde uygulandığı bilenen bir yer. Köleliğin kalkması ardından devam eden yaşam sistemi, hemen normale dönüşmüyor. Uzun süre beyazlara hizmet ederek gayriresmi görüntüyle köleliğin devam ettiği bu yerde, siyahi vatandaşlar, zenciler olarak aşağılanıyor. Oysa hizmetçi olarak çalışan bu kadınlar, çok düşük ücretlerle evin tüm işlerini yapmakta, aileleri tarafından sevgisiz büyütülen çocuklara en içten şefkatiyle sevgilerini göstererek ve onları en iyi şekilde büyüterek, “düşmanınızı bile sevebilirsiniz” ilkesini uyguluyorlar. Dayandıkları tek güç, Tanrı’ya ve onun adaletiyle bu sistemin bir gün değişeceğine olan inançlarıdır.

Yaklaşık 2.5 saat süren film, ağır ilerlemesine rağmen hiçbir şekilde sıkmıyor. Dramatik görüntü elbettteki duygusal izleyiciyi biraz rahatsız ediyor ama bu rahatsızlık, 12 Yıllık Esaret’teki kadar sert değil. İzlerken ve izledikten sonra etkisinden uzun süre kurtulamayacağınız bir film. Fırsat bulunduğunda kitabını da okumak gerek.

Emre Türker

Picture: impawards

13 Nisan 2014

Cennetin Çocukları (1997)

Orjinal Adı: Bacheha-Ye asemanf
Tür: Dram, Macera
Yönetmen: Majid Majidi
Süre: 89 dakika
Oyuncular: Mohammad Amir Naji, Amir Farrokh Hashemian, Bahare Seddiqi, Nafise Jafar-Mohammadi, Fereshte Sarabandi, Kamal Mirkarimi, Behzad Rafi, Dariush Mokhtari, Mohammad-Hasan, Masume Dair, Kambiz Peykarnegar, Hasan Roohparvari,Abbas-Ali Roomandi, Jafar Seyfollahi, Qolamreza Maleki

Çok fakir bir ailenin çocuğu olan Ali, kardeşi Zehra’nın yırtılmış ayakkabılarını tamir ettirdikten sonra, annesinin kendisine söylediği alışverişi yapmaya koyulur. Öncelikle ekmeğini alacak ve sonrasında manava gidecektir. Siyah bir torba içinde manav kasalarının arasına sıkıştırılan ayakkabı ve ekmeği bırakarak manava giren ve gerekli malzemeleri alan Ali, çıkışta ayakkabı torbasının bıraktığı yerde olmadığını görür. Çünkü yoldan geçen bir eskici, torbayı atık maddesi diye düşünerek almıştır.

İşte bu andan sonra gerçek bir dram başlayacak. Zehra’nın ayakkabılarını kaybettiğini, parasızlık durumu nedeniyle ailesini üzmemek adına babası ve annesine söyleyemeyen Ali, kardeşine çözüm olarak kendi giydiği ayakkabılarını paylaşmayı teklif eder. Çünkü giyecek başka bir ayakkabıları yoktur. Kız ve erkeklerin ayrı ayrı ders gördüğü okulda önce sabah Zehra ayakkabıları giyecek, arkasından koşarak abisi Ali’ye teslim ederek kendisi evin yolunu tutacaktır. Tabi bu sırada birçok problem de peşlerinden gelir. Sorunu çözmek için ne kadar Ali abilik rolü yapacak olsa da, aynı özveriyi hatta daha fazlasını kardeşi Zehra gösterecektir.

Trajikomik bir yapım. Fakir bir ailenin hayatı ile birlikte, zengin fakir arasındaki ayrım, şehir ve kasaba hayatı, aralardaki denge ve yaşam mücadelesi çok güzel yansıtılmış. Filmin çekildiği yer, fakir gecekondu semtlerinin dar sokakları ile okul yolları arasında. Dersler ve hayattaki başarı konusunda, zorluk çeken bir çocuğun gelecek konusundaki hayalleri ve özverisi, görülmeye değer. Tüm bunlara rağmen, bulunduğu konuma şükretme, ahlak ve hoşgörünün de ders verici niteliklerini yönetmen harika yansıtmış. İzlemenizi tavsiye ederim.
 
Emre Türker
 
Picture: movieposterdb
 

07 Nisan 2014

Crazy, Stupid, Love (2011)

Türkçe Adı: Çılgın Aptal Aşk
Tür: Komedi, Dram, Romantik
Yönetmen: Glenn Ficarra, John Requa
Süre: 118 dakika
Oyuncular: Steve Carell, Ryan Gosling, Julianne Moore, Emma Stone, Analeigh Tipton, Jonah Bobo, Joey King, Marisa Tomei, Beth Littleford, John Carroll Lynch, Kevin Bacon, Liza Lapira, Josh Groban, Mekia Cox, Julianna Guill

Lise yıllarından beri tek görüştüğü kişi Emily (Julianne Moore) ile evlenen kırklı yaşlardaki Cal Weaver (Steve Carell), eşinin kendisini aldattığını ve ayrılmak istediğini söylemesiyle birlikte yıkılır. Bir oğlu ve kızları bulunan Cal, evden ayrılarak kendini barda içkiye verir. Aslında Emily de orta yaş krizinin etkisinde olduğunu düşünmektedir. Bu ayrılıkla birlikte o da boşluğa düşecektir.

Kadınlar üzerinde büyük yeteneği bulunan genç zengin Jacob Palmer (Ryan Gosling), Cal’ın sürekli barda içki içerek kendini tüketmesine seyirci kalmaz. Ona bir içki ısmarlayarak sorunlarını dinler. Sonrasında kendisine, yıllardır unutmuş olduğu erkekliğini geri kazandıracağına söz verir. Bu arkadaşlık, Cal’ın hayatını bütünüyle değiştirecektir.

Orta yaş krizlerini esprili bir dille anlatan filmde, kadın ve erkek üzerinde bir takım iddialı düşüncelere yer veriyor. Kadın erkek ilişkilerinde ortamda kim neye bakar, kadınlar ne ister, erkekler ne bekler tarzında bir süreç ortaya çıkıyor ve herkes özündekini yakalamaya çalışıyor. Çok uçuk kaçık bir konu gibi görünse de, içten içe gerçeklik de içeriyor. Film izlerken eğleniyorsunuz. Steve Carell’ın filmlerini tanıyanlar, bunu yadırgamayacaktır.

Emre Türker

Picture: impawards
 

06 Nisan 2014

August: Osage County (2013)

Türkçe Adı: Aile Sırları
Tür: Dram
Yönetmen: Steve McQueen
Süre: 134 dakika
Oyuncular: Meryl Streep, Violet Weston, Julia Roberts, Chris Cooper, Ewan McGregor, Margo Martindale, Sam Shepard, Dermot Mulroney, Julianne Nicholson, Juliette Lewis, Abigail Breslin, Benedict Cumberbatch, Misty Upham, Will Coffey, Newell Alexander, Jerry Stahl

Ağzındaki kanser hastalığından sonra iyice kendisini haplara veren Violet Weston’ın (Meryl Streep) kocası ortadan kaybolunca, evin tüm fertleri bir araya gelir. Büyük kızları Barbara Weston (Julia Roberts) sorunlar yaşadığı eşiyle, Ivy Weston (Julianne Nicholson) nişanlanmaya karar verdiği erkek arkadaşıyla, Karen Weston (Juliette Lewis) ise yalnız başına annesinin evine gelir. Babalarının intihar olayı ortaya çıkınca, cenaze ile birlikte geride kalan aile, geçmişiyle yüzleşmeye başlar. Duyguların kelimelere dökülmesiyle birlikte içe atılan, hatta gömülen sırlar ortaya çıkacaktır.

Durağan bir tempoda ilerleyen filmde ünlü yıldızlar, oyunculuklarıyla ders vermeye başlıyor. Özellikle cenaze sonrası yenen yemekle başlayan duygu hesaplaşmasında, aile fertleri sorunlarının ne ile alakalı olduğunu gün yüzüne çıkarıyor. Geçmişleri ve bugünleri ile yüzleşerek gelecekleriyle ilgili konuşmalar yapıyorlar.

Filmde bir ailenin, aile yaşam döngüsünde son dönemeç olarak “Aile Üyelerinin Yaşlanması” evresini izliyoruz. Tabi çocukların geçirdiği evreyi de hesaplarsak, tüm yaşam döngülerini gözlemlemek mümkün. Anne ve baba, yaşlanmalarının ve çocuklarının evden ayrılmalarının ardından, birbirleriyle uğraşmaya başlıyor. Fiziksel olarak güçten düşmeyle birlikte huzursuzluk ve içinde bulunduğu durumu kabullenememe gibi duygusal çökmeler de ortada. Eşin ölümü ile birlikte anne, çocuklarını çağırarak bulunduğu durumla ilgili uyum sağlama sürecine giriyor. Görülen tedavi sonrası saçlarda meydana gelen değişikliği, peruk ile gidermeye çalışıyor. Filmde Violet Weston’ın (Meryl Streep) evinin tüm camlarını kapatarak güneşin ışığının gelmesini engellemesini, bedenindeki yaşlanmanın görülmesini istememesiyle bağdaştırabiliriz.

İyi bir aile dramı izleyeceksiniz. Tüm oyuncular özenle seçilmiş. Kendi dalında başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Fakat bu durağan yapısı, bu kadar ünlüyü bir arada görmek üzere ekran karşısına geçenlerin heyecan beklentisini karşılamayacaktır.

Emre Türker

Picture: impawards
 

05 Nisan 2014

The Best Offer (2013)

Türkçe Adı: En İyi Teklif
Orijinal Adı: La migliore offerta
Tür: Polisiye, Dram, Romantik         
Yönetmen: Giuseppe Tornatore
Süre: 131 dakika
Oyuncular: Geoffrey Rush, Jim Sturgess, Sylvia Hoeks, Donald Sutherland, Philip Jackson, Dermot Crowley, Kiruna Stamell, Liya Kebede, Caterina Capodilista, Gen Seto, Klaus Tauber, Maximilian Dirr, Laurence Belgrave, Sean Buchanan, John Benfield

Filmin tanıtımından önce bazı ayrıntılara girmekte fayda var. Çünkü bu size en azından dikkat fırsatı verecek. Tabi bunu bir spoiler olarak düşünürseniz, direk olarak ikinci paragrafa geçebilirsiniz. Filmin kahramanı Virgil, tablolara, özellikle de kadın tablolarına düşkündür. Yaşam alanı, sanat eserleri ve açık arttırma müzayedesi içinde dönüp dolanırken, sosyal anlamda gerçek bir ilişkisi bulunmamaktadır. Her ilişkisi altında bir iş bağlantısı yatar. Mesela filmdeki genç antika tamircisi Robert’la (Jim Sturgess) ilişkisi, getirdiği eşyaların değerinin saptanması için ayrıntılara yardımcı olması ile bağlantılıdır. Eski dostlarından Billy (Donald Sutherland) ile ilişkisi, ona değerli tabloları ucuz yoldan satın alması için, müzayedelerde müşteri gibi oturması ve o değer biçtiğinde diğer kişiye sıra gelmeden bir an önce satışı kapatmasıyla ilgilidir. Ayrıca Virgil, Sanat eserlerinin gerçekliğinin tespiti konusunda ise alanının en iyilerindendir

Filmin konusu: Değerli eserlerin ve tabloların satıldığı büyük bir müzayede açık arttırmaları yöneten Virgil Oldman’ı (Geoffery Rush) bir gün Claire Ibbetson (Sylvia Hoeks) isimli 30’lu yaşlarda bir kadın arayarak, yalnız yaşadığı malikânesinde bulunan eserlere değer biçmesini ister. Virgil, eserlere dokunmak için ondan bir kontrat isteyecek, fakat gizemli Claire’i bir türlü görme fırsatı elde edemeyecektir. Çünkü Claire, fobisi nedeniyle yıllardır kimseyle yüz yüze görüşmemiştir. Telefon ve kapalı kapılar ardından yapılan ikili konuşmalar, öncesinde Virgil’in sinirini bozsa da, sonrasında bu iş gittikçe büyük bir merak ve tutkuya dönüşecektir.

Claire’in eşyalarını kontrol etmek için malikâneye her gidişinde bir mekanik parça bulan Virgil, bunları düzenli olarak Robert’a götürür. Robert bu parçaların şimdilik bir şey ifade etmediğini, ama parçalar birleştiğinde önemli bir şey çıkabileceğini söyleyince Virgil, bu parçalar için her fırsatı değerlendirmeye başlayacak. Peki bu parçalar tamamlandığında ortaya ne çıkacak?

Film bir gizem havasında, fakat ağır ilerliyor. Eğer filmden bir heyecan fırtınası beklentisi içindeyseniz, konunun ilerleme şekli hoşunuza gitmeyebilir. Ayrıca sonun ne olacağıyla ilgili doğru tespitlerde bulunmanız da mümkün. Fakat aralarda saklanan mesajlar, tüm filmdeki dağınık parçaların, Virgil’in mekanik parçaların birleştirilmesi konusundaki heyecanı ve sona yaklaşması gibi, yani çarklar yerine oturuyor. Çarkların tam anlamıyla manasını, eğer vaktiniz varsa ikinci kez izleme sırasında daha iyi anlayabilirsiniz. Fakat 131 dakikalık süre düşünülürse, bu biraz yorucu olabilir.

Genel anlamda yapım başarılı. Çünkü her ayrıntı bir yere bağlanmaya çalışılmış. Fakat son ile ilgili hayal kırıklığı yaşanabilir. Farklı bir son beklentisi içinde olduğumu söyleyebilirim. Bu beklenti, filmin başarısız olduğu anlamına gelmez. Özellikle tarihi eserlerle ilgili ayrıntılar ve arada söylenen sözler etkileyiciydi. Gizemden hoşlananlar için doğru bir tercih olacaktır.

Emre Türker
 
Picture: impawards
 

28 Mart 2014

Freud'a Ne Yaptık da Çocuklarımız Böyle Oldu?

Ana Babalara Notlar 
Yazar: Catherine Mathelin
Sayfa Sayısı: 144
Kitap Boyutu: 16,5 x 21
Yayınevi: Kitap Yayınevi

Fransız psikanalist Catherine Mathelin, biraz alışılmışın dışında tutabileceğimiz tarzda, çocuk ve aileler arasındaki iletişim bozukluğu, aile arası dengesizlikler, çocuk yetiştirme ve mutluluk gibi kavramlarını ele alarak, bir çeşit piyes ve bu oyunların sonunda yapılan değerlendirme okumaları yapmış.


Kitabın birinci bölümü, günümüz Paris’inde geçen bir tiyatro sahnesinin oyuncularının tanıtımıyla başlıyor. Yazarın kurguladığı oyunda, oyuncularımızın hayatı bir hayli karışık. Bekar anne, onun oğlu, üç evlilik yapmış ve bunlardan çocukları olmuş başka bir anne, onun kocaları ve çocuklarla olan ilişkiler. İlk başlarda bu ne saçmalık böyle diye düşünebilirsiniz. Çünkü oyunda abartı derecede karmaşık ilişkiler ve abartı konuşmalar var. Fakat bu konuşmalar, konunun anlatımı için gerekli. Bu gerekliliği, oyun anlatımı sonundaki notlardan anlıyoruz. Çünkü yazarımız piyes anlatımlarında; kıskançlık, otorite, yeniden evlilik, boşanma, üvey ebeveynler, tek başına çocuk büyütenler, ergenlik ve psikanaliz değerlendirmeleri üzerinde çalışmalar yaparken, bu abartı oyunları çok güzel konuya bağlıyor. Her oyunun sonunda “Psikanalize Meraklı Ana Babalara Notlar” isimli bir konu başlığı altında, kitapta sahnelenen oyundaki örnekleri gerçek örneklerle pekiştiriyor. Çalışmaları sonunda çocuklardan ve ailelerden aldığı örnekleri bolca okuyucuya sunarak, istediğini aktarma konusunda oldukça başarılı oluyor.

Kitabı okumak için illa bir aile ve ebeveyn olmanız gerekmez. Çünkü bir oyun içinde ailelere bakış açısı sergileniyor. Yazarın kendisinin de belirttiği gibi, o aileleri ve çocukları düzeltmeye çalışmıyor, onları normal durumlarını bulmaları için yol gösteriyor. Çünkü danışmanlık almak isteyen ailelerin durumları ne kadar benzerlik gösterse de, her birinin reçetesi diğerine iyi gelmeyebiliyor. Bu nedenle de onlar kendi doğrularını bulmaları gerekiyor.

Yazarı hem bir mesleki uzman olarak, hem de bir yazar olarak çok başarılı buldum. Kitabı okurken keyif aldım. Sonuçta okuyucusuna farklı bir bakış açısı sunuyor. Klasik reçete kitaplarından farklı bu tarzı meraklılarına önerebilirim.


Emre Türker

18 Mart 2014

SOS! Ana Babalara Yardım

Yazar: Lynn Clark
Sayfa Sayısı: 268
Kitap Boyutu: 13,5 x 19,5
Yayınevi: Evrim Yayınları

Çocuklar yaklaşık 2 yaşından sonra öfke nöbetlerine tutulabiliyorlar. Bazı zamanlar onları sakinleştirmek mümkün olmuyor. Onları sakinleştirelim derken işleri daha da çıkmaza sokabiliyoruz. Durum öyle bir hale geliyor ki, çocukları dize getirelim derken çocuklar anne ve babalarını yönetmeye başlıyor. Bunu da ağlama krizleri, inatçı tutumları ve kararlı davranışlarıyla yapıyorlar. Peki çocuklarla daha iyi nasıl anlaşma yoluna nasıl gidebiliriz, onlara sözümüzü nasıl dinletebiliriz?

Bu kitap, anne-babalara MOLA adı verilen bir çeşit ceza yöntemini öğretmek üzere hazırlanmıştır. Ceza, onlara şiddet uygulayarak değil, kararlılık ve bu kararlılıkta gösterilen sakin bir ruh haliyle mümkün olacaktır.

Mola yöntemi nedir? Nasıl uygulanabilir? Kitaba göre, 2 yaşından sonra hemen her çocuk için bir mola yöntemi uygulanabilir. Bu yöntem, çeşitli farklılıklarla yaklaşık 12 yaşına kadar sürdürülebilmektedir. Fakat her istenmeyen davranış için mola yöntemi uygulanmaması gerektiği, hangi durumlarda uygulanıp hangi durumlarda uygulanamayacağı da maddeler halinde açıklanıyor.

Kitabın yazarı bir klinik psikolog. Yazdığı kitap öyle rağbet görmüş ki, birçok dile çevrilmiş. Çalışma yalnız bir ülke için değil, uluslararası geçerliliği kanıtlanmış bir çalışmadır. Profesör Lynn Clark, bu yöntemi kendi çocukları üzerinde de kullanmış. Ceza uygulamasıyla onları yola getirmek değil, çocuğun davranışlarında kişisel uyumu sağlamaya çalışmak amacı güdülmelidir.

Yankı Yazgan, yurtdışında görev yaptığı bir yerde bir çocuğu sakinleştirmekte saatlerini harcayınca, bir hemşire ona yol göstermesi için bu kitabı öneriyor. Kitaptaki uygulamalarla oldukça yol kat ettiğini gören Yankı yazgan, bu kitabın Türkçe’ye de çevrilmesi gerektiğini düşünüyor ve çeviri işini de babası Gültekin Yazgan’a bırakıyor. Ülkemizde TRT ekranlarında öfke nöbetleri geçiren çocuklar için aileleri işbirliğiyle mola yöntemi üzerinde durmaya çalışan DADI programı, bu uygulamaları içermektedir.

Kitabın güzel karikatürlerinin çizeri John Robb, anlatımı ayrı bir hava katmış. Okurken sıkılacağınızı düşünmüyorum. Uygulamalar bölüm bölüm verilmiş ve her bölüm sonunda konuyu özetleyen notlarla düşünceler pekiştirilmeye çalışılmış. Kitabın tamamını okuduğunuzda yöntem iyice akıllara yerleştirilmiş olacaktır. Fakat bu uygulamayı da çalışmak gerek.

Her bölümün başlangıcında bir karikatür bulunmakta ve bu karikatür, bölümlerin içeriği hakkında bir olayı anlatır güzellikte hazırlanmış. He bölüm içinde bol bol örnek var. Bu örneklerde uygulamaların nasıl yapıldığı, kararlılığın nasıl uygulanacağı üzerinde okuyucuya fikir veriyor. Kitaptaki uygulamalar için anne-babaların bir mutfak saati edinmesini isteyen yazarın belirttiği saat, şu çevirerek kurulan türden, tık tık tık diyerek ses çıkaran ve sonunda kurulmuş saatin zııııır sesini çıkaran zamanlayıcıdır.

Kitapta kendimce gördüğüm iki hatayı belirtmek isterim. 1.si, “A kategorisindeki davranış için mola uygun değildir” diyor ama maddeleri belirtmesinin ardından bu kategorinin mola için uygun olduğunu belirtiyor. Bu arada A kategorisi mola için uygun olan kısım (56. Sayfa ile ilgili görüntü yer almaktadır.). Diğer ise 98. Sayfadaki mola yöntemi örneğinde, çocuğun molayı öğrenmesi sırasında bir beslenme sorununu görmezden geliyor. Çünkü burada kola içilmesine onay veriliyor.

Kitap genel anlamda molanın anlatımında oldukça başarılı. Bu yöntemi, kitabın hakkını vererek okuduğunuzda öğreneceğiniz kesin ama ne derece uygulayabilirsiniz, onu zaman gösterecek. Diğer çocuk eğitim kitaplarında çok fazla yöntem hakkında bilgi bulamazsınız. Bu yöntemi öğrenmek için kitabı tavsiye edebilirim.


Emre Türker

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails