29 Mayıs 2009

Küçük Prens

Yazar: Antoine de Saint-Exupéry

Fransız yazar Saint-Exupery, Martı Jonathan Livingston’ın yazarı Richard Bach gibi, pilottur. Belki buna tesadüf denebilir ama dünyayı farklı açılardan gören pilotlar, hayal gücü düzeyi yüksek insanlar olarak düşünülebilir.

Küçük Prens’in, farklı yayınevleri tarafından satışa sunulmuş kitaplarını piyasada bulabiliriz. Demek oluyor ki, Türkçeye birçok çevirmen tarafından kazandırılmış, en fazla çevirisi yapılmış kitaplar arasındadır.

Yazar, çocuk kahramanı küçük prensin ağzından, insanların büyüdükçe tuhaflaştığını ve hataları göremediklerini anlatır. Ona göre büyükler, hiçbir şeyi kolaylıkla anlayamaz ve sorularıyla çocukları bıktırırlar. Bir ev tarifinde, içindeki çiçekler veya kuşların anlatımı değil, yüz bin frank değeri olduğu söylediğinde büyüklerin ilgisini çekecektir diyecek ve önemli şeylerin basit şeylerden doğacağına dikkat çekecektir. Oldukça etkileyici bir düşünce.

Saint-Exupery, ilk olarak 1943'te yayınladığı en ünlü kitabı Küçük Prens’te, isim vermeden Atatürk’den bahseder. Anlatımı tartışmalara yol açmış, ilkokul öğrencilerine tavsiye edilen temel eserler arasından çıkarılmıştır. Tartışma, “kıyafet devrimini getiren diktatördür veya liderdir” şeklindedir. Yazarın ne düşündüğünü tam olarak bilmiyorum, fakat tartışmalardan uzak durursak, kitabın büyüklere öğütlerine daha iyi konsantre olabiliriz.

Mavi Bulut yayınlarından çıkan baskısında ve Fatih Erdoğan’ın çevirisinden, bu bölüm şöyledir:

Bir süre sonra bir Türk lideri herkesin Avrupalılar gibi giyinmesini zorunlu kılmış, hatta buna uymayanları ölümle cezalandıracağını söylemiş de, 1920 yılında aynı gökbilimci etkileyici ve şık bir giysiyle Asteroid B-612'yi tanıtabilmiş.

Kitabın sayfalarındaki suluboya resimler, yazarın kendisine aittir.

Küçük Prens’i bugüne kadar birçok çevirmenden okudum. Unutmaya yüz tuttukça tekrar okuyor ve düşüncelerimi tazeliyorum. İnsanların kişilikleri ve karakterlerini anlatan Küçük Prens, her yaşa hitap edebilmektedir.

Emre Türker

Picture: 1001kitap

14 yorum:

  1. nasıl derler hani bir müzik duyulunca; damardan... işte öyle, iki gündür damardan gidiyorsun ve beni çocukluğumun en güzel zamanlarına keyifli bir yolculuğa çıkartıyorsun ;)

    YanıtlaSil
  2. Bunu bana ilkoluda sevdiğim hediye almıştı.Hani yılanlı şapka varya (bilen bilir) nedense aklımda bi tek o kalmış :D

    YanıtlaSil
  3. Evren… Keyifli yolculuklara bayılırım.
    Hele bir de ben kaptansam bu organizasyonda,
    Damardan vermişsem huzuru, değmeyin keyfime. :)

    MeLankoLia… Güzel kitap tabi :)

    Perikizi… Bakış açısına resimli tek örnekti o sanırım.
    Hatırı kalır bir görüntü, ondandır hafızaya yerleşmesi.

    Principessa… İlginç, kitapla ne alıp veremediğin var :)

    YanıtlaSil
  4. yoo yoo asla öyle değil ..

    şiir kitaplarını daha çok sevesim geliyor , seviyorum..

    YanıtlaSil
  5. principessa... Bu düşüncen şaşırttı ve gülümsetti beni.
    Birçok kişi, şiir kitaplarından hoşlanmazken,
    sen ilgi duyuyorsun.
    Gözlerindeki ışığı fark ettim nedense,
    Ruhun kafiyelerle dolu,
    gülümsüyorsun... Sevdim yorumunu...

    YanıtlaSil
  6. hım..
    teşekkür ederek başlıyorum sözlerime.

    okuma dan çok yazmayı severim aslında. neden bilmiyorum.

    şiir yazarım , düz yazı yazarım.
    ama içimden gelmez her zaman.
    bi tuhafım ben.
    :)

    YanıtlaSil
  7. Uzak Yıldız… Sözünü anlamak için, kitap okunmalı.

    Principessa… Biraz tuhaflık, bana göre normalliğin ifadesi :)
    Hiç delilik yoktur diyenin aklından şüphe edeceksin.
    Her zaman içinden gelmemesi bir yana, her an üretim yapmanın zorluğu bir yana…
    Bazı anlar düşünceler izne çıkar, istesen de adamakıllı bir şeyler yazamazsın.
    Senin içindeki sevgi devam etsin, gerisi çorap söküğü…

    YanıtlaSil
  8. teşekkür ederim hayalbemol,
    bazen öyle bir hal alıyorum ki sadece mutsuzken şiir yazabiliyorum. hiç mutlu bir anımda yazdığımı görmedim , yazıyı ise her an mutlu mutsuz yazabilirim.
    böyle olmasını istemiyorum aslında.
    bekliyorum zamanını :)

    saygılarrr

    YanıtlaSil
  9. principessa… Buna sebep, mutsuzken daha yoğun duygular yaşıyor olmamızdan kaynaklanıyor. Mutluyken, paylaşacak bir şey göremiyoruz. Mutsuzken ise, sözlerimiz çığlık niteliğindedir. Oysaki gülümseyen yüzümüz, duygularımıza yansımalı ve buna kendimizi inandırmalıyız. Yeni gülümseten yazılarını bekliyor olacağım. Bakalım nasıl şeyler çıkaracaksın ortaya :)

    YanıtlaSil
  10. Küçük Prens, hiç büyümesin.
    http://noksanveeksik.blogspot.com/2009/03/antone-de-sant-exupery-ve-kucuk-prens.html

    YanıtlaSil
  11. fil yutan boğa yılanı =) atatürk le ilgili tartışmaları bilmiyodum okurken dikkat de etmemiştim.tekrar okuyacağım bu yazıdan sonra.

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails