Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

04 Nisan 2011

Öyle Bir Geçer Zaman Ki!

Sahil kenarında denizi izlerken,
Yabancılaştım çevremde olup bitene.
O an dondu dünya ve ben geçmişe döndüm.
Parkta koşturan çocuktum.
Suyun kenarına yanaşıp, ekmek attım kıpırdayan balıklara
Martılar nasiplendi kimi zaman
Kimi zaman ise suyun dibindeki canlılar.
O arada
Ben babamın elini tutuyordum

Sonra uyandım
Ama…
Yanımda kimse yoktu

Emre Türker

22 Ocak 2011

Güneş Batarken-Doğarken

Bir başlangıç aradım sonun kenarında.
Noktayı koyduktan sonra, yeni bir cümle açtım satır başına.
Aldım gittim uçsuz bucaksız topraklara.

Ve bir gün dönmüştüm.
İstatistikler, her formülde belirsizlikler oluşturdu.
Çözüm, bilmem kaç milyon küsür ihtimalden biriydi.
Ne formüller arasında debelendim,
Ne de kaderi seyre dalan bir izleyiciydim.

Yanıma azmi aldım,
Bir de şans faktörünün kader çarkını,
Ruhuma kattığım multi-vitaminlerle beraber,
Yeniden açtım yelkenleri umuda doğru…

Emre Türker


Picture: deviantart

04 Mart 2010

Silüet


Nereye gidersen git daima seninle…

Güneşe doğru yönelirken peşinde
Karanlığı izlerken önünde
Tüm paranoyaların karanlık temsilcisi

O bir gerçek.
Bazen devleşen,
Bazen korkutan,
Bazen güldüren,
Bazen eğlendiren,
Ama daima seni izleyen
Öteki yüzün
GÖLGEN…

Emre Türker

06 Ocak 2010

Bir Gün Bir Adam

Pencereden dışarıya baktı adam
Sanki orada yaşayan o değildi
Sanki bu toprağın kokusuna yabancıydı
Teni zamana yenik düşmüş, boynu bükülmüştü.
Oysa daha dün, ne kadınlar takmıştı peşine.
Asiydi, delikanlıydı, iyi de içerdi.
“Bir gün çok büyük adam olacağım” derdi çevresine
“Bir gün çok büyük adam olacak” derdi onu sevenler

Ne oldu ki yıllar böyle çabucak geçti.
Daha dün yapraklar yemyeşil değil miydi?

O adam bir gün kaldırımda yatarken bulundu
Adeta gülümsüyordu cansız bedeni
Kimsesizler mezarlığına doğru yola çıkarken
Arkasından sesler yükseldi

Dediler ki:
“Bir gün çok büyük bir adam olacaktı kendisi,
Yazık oldu!”

Emre Türker

Picture: flickr

30 Haziran 2009

Ölüm

Herkes başımda toplanmış
Bana bakıyorlar dikkatle
Ağzım oynamıyor ki sesim çıksın
Sanki karabasan bu
Vücudum kıpırdamıyor bile
Neden ağlıyor bu insanlar
İşe bak sen
Herkes birbirine sarılıyor
Sanki bayram geldi
Sahi bugün günlerden ne?
Çekilin başımdan sıkıldım
Işıkları kim söndürdü?
Neler oluyor burada?
Hey!
Çıkarın beni buradan.

Emre Türker

Picture: deviantart

12 Haziran 2009

Dokunmaya Özlem

Gittin.
Özlemlerim geri getirir mi seni bana?

İçimde bir karınca ordusu geziniyor şimdi.
Titriyorum sonra, yutkunuyorum ardından.

Sen oradasın, ben burada.
“Üzülme” demiştin giderken ve gitmekten korktuğunu unutaraktan.
Üzülerek söylüyorum ki,
Senin kadar mükemmel olmayı hala başaramadım ben.

Toprağına sarılayım al beni
Hadi konuş lütfen,
Bana burada olduğunu söyle,
Unutularak ölmeden…

Emre Türker

Picture: deviantart

21 Mayıs 2009

İç Ses, Dış Ses ve İki Kişi

Değerli blog dostlarımdan Nehir’in; Rüzgârın esintisiyle başlayan, iç seslerin ve çelişkilerin hikâyesini resmeden Hiç kere.. yazısındaki karedeyim.
Masalında, oyuncu olarak rol verdim kendime akıl defterimden.


İki kişi karşılıklı yansıyor birbirlerinin yüzüne
biri kadın, biri erkek.
İç sesler dış sesleri yargılarken,
dış sesler iç sesleri dinlememekte.
Sonra el uzatılır, tutulur parmaklar
Sesler, derinlerde kaybolur

Aradan zaman geçer, kadın ve erkek tekrar gelir karşı karşıya
Eller ve parmaklar geriye yaslanır bedenlerinde,
Dış sesler susar, iç çelişkiler konuşur

BİR AYRILIK BÖYLE RESMEDİLİR,
Eller, iç sesler, dış sesler bir olur, içmeye giderler olanları unutmak için.

Ve nєнιяѕєℓ’den son gelir yoruma cevaben,

Der ki;
Eller, iç sesler ve dış sesler içerler sarhoş olup asıl hissettiklerini itiraf edinceye kadar…


Emre Türker

Picture: deviantart

04 Mayıs 2009

Hayal, Gerçek ve Kader

Hayaller kurarız çocukluğumuzdan kalma bir alışkanlıkla,
Belki doktor olacağızdır, belki de öğretmen.
Ama zaman öğretir bize ne yapacağımızı,
Birileri karışır oradan buradan karıştırır aklımızı.

Gerçekler acıdır ki yemeklerdekinden daha fazla yakar mideyi
Hayallerle geçiştiremeyecek setler çeker önümüze
Hayal kurdukça gerçeklerin işkencelerine maruz kalır
Ve sularına kapıldıkça unuturuz beyaz bulutları.

Sonradan kadercilik başlar.
Hayaller gerçeklere dönüşememiştir, gerçekler de hayallere.
Olacağı varmış dersin, olur
Olmayacağı varmış dersin, olmaz.
İşte böyle geçer doğumla ölüm arasındaki ince çizgi.

Hayaller kurulur, gerçekler görülür ve gerisi kadere bırakılır.

Emre Türker

Picture: deviantart

14 Nisan 2009

Fosillerden Toplanan Kalıntılar

Kendini beğenmiş oluşumlara abone
Cesareti kırılmış bir umut var içimde
Geçtiğim topraklarda ayağımı sürterken
Aşınan sadece tabanlarım değil,
Peşimden sürüklediklerimdir.

Okuduğum kitaplar,
Yediğim lokmalar,
Tükettiğim zamanlar kesmiyor beni.

Ekran karşısında takılıp kalmış, klavyenin ardındaki bir gölgeyim ben.
Parmak uçlarım kelimeleri döverken yerli yersiz
Bir tarafım aşağıya çekiyor beni.
Gel gidelim diyor öbür yanım mücadele ederken.

Geçmişine saygı duyduğum aslan yürekli bir adamın takipçisiyken,
Elde ne kaldı hesapları yapan mikrobu oluyorum içeriğimin.

Emre Türker

Picture: deviantart

24 Mart 2009

Sabahı Hissetmek

Bir arabanın ani fren sesi duyuldu.
Sonra bir kız düştü yere, biri elinden tutup kaldırdı.
Kenardaki kadın, alışkanlığından dileniyordu
Simitçi her zamanki yerinde, sabah üşengeçlerini bekliyordu.
Ayaklarıyla kaldırımı hissetmek istedi.
Kaç kez geçmişti bu sokaklardan,
Artık adımlarının sayısını bile ezbere biliyordu.

Bulutlar, sakladıkları güneşi serbest bıraktılar.
Sıcaklığı algılarken yüzünde, gülümsüyordu.
Çimlerin arasındaki çiçeklerin kokusunu içine çekerken
Arabaların gereksiz kornalarıyla kirlenmiş düşüncelerini
Toparlamaya çalıştı.

Karşıdan, nazik bir adam yaklaştı yanına
Yardım etmek istedi karşıya geçmesi için
Teşekkür etti elini tutarken.
Aşık olduğu adamı canlandırdı hayalinde
Doğuştan göremeyen biri
Ne derece çiziyorsa şeklini

Göremediklerine yakınan değil, gördükleri için mutlu olmasını bilen herkese…

Emre Türker

picture: deviantart

23 Mart 2009

Son Çırpınış

Yüreğim yerine sığmayan bir volkan.
Her görüşümde eteklerinden akan,
Her dokunuşumda yeri göğü inleten,
Her soluyuşumda fırtınalar estiren.

Ne kadar yakınsan bana,
Bir o kadar uzaktın aslında…

Hiçbir zaman bana ait olmayan,
Ama bir şekilde beni tamamlayan,
Olmazsa olmazıydın yapbozumun.

Gidişlerin sözü edilmezken,
Kavuşmanın yeminleriydi haykırışımız.
Madem vazgeçilmezin anıtıydı sevdamız,
Öyleyse neyin sessizliğidir bu bekleyiş?

Ne zaman ayak bastığın yerlerden geçsem,
Kokun karışır simasız anımsamalarıma.

Sesini duyurmamak için aldığın karara
Sonuna kadar saygılıyım
Saygısız bu hayatta.

Emre Türker

picture: deviantart

11 Şubat 2009

Cadde

Caddedeyim yine,
Yürüyorum, öyle kalabalıkta
Hava kararmış her zamanki gibi
Esen rüzgâr üşütüyor beni, titriyorum
İnsanların yüzlerine bakıyorum, şaşkın
Unutmak istiyorum belki her şeyi
Hızlı adımlarla yürüyorum o yüzden
Her şeye gülüyorum.
Sıkılıyorum sonra kalabalıktan
Dalıyoruz bir ara sokağa düşünmeden,
Nasıl olsa çıkarır bizi bir yere,
Gittiğim salaş bir kafe var.
Bugünlerde huzur bulduğum tek yer, biliyor musun?
Unuttum galiba diyorum.
Daha bir hızlı yürüyorum, aldığım kuvvetle
Sonra gözüm bir şeye takılıyor
Donup kalıyorum olduğum yerde
Gördüğüm ise sadece bir tabela
Burasıydı diyorum, yanımdakine
İşte burasıydı!
Burayı aramıştık o akşam
Nasıl da bir aşağı bir yukarı koşturmuştuk birlikte
Bulamamıştık sonra
Ben hala bağırıyorum " burası"
“buldum işte bak kapanmamış.”
Oysaki ne önemi var artık
Zaten yanımdaki de anlamıyor.
Öyle şaşkın bakıyor bana
Çekiyor kolumdan beni, giriyoruz benim salaş kafeme.
Tanıdık yüzler gülümsüyor bana, hoş geldiniz diyor
İşte bu melodi de tanıdık
Rahatlıyorum biraz olsun
Konuşuyorum insanlarla
Oysaki yeni tanıştım daha
Hatta hiç birine karşı bir şey hissetmiyorum
Ama niye konuşuyorum, güldürüyorum onları
Oysaki ben konuşmam sevmediğim insanlarla bilirsin.
Gülerken canım sıkılıyor birden
Çıkıyoruz yine caddeye
Aslında hava çok güzel
Ama üşüyorum ben yine
Çocukluk anılarımızdan bahsediyoruz, birbirimize
Bandoda borazan çaldığından bahsediyorsun taklidini yaparak
Güldürüyorsun o halinle beni
Ne ilginç, niye anlatıyorum bunları sana
Gökyüzüne bakıyorum, yıldızlara “ben iyiyim galiba” diyorum.
Gözlerimi kapatıyorum bir an,
Yüzün gözlerimin önüne geliyor, aniden
Oysaki aklımda bile değildin o an
Yanımdaki konuşuyor durmadan
Dinlemiyorum artık onu
Sen değilsin yanımdaki, canım sıkılıyor
Senle de yürümüştük, işte tam burada
Belki ayak izlerimiz duruyordur hala
Bakıyorum ama yoklar
Tıpkı senin gibi,
Hızla uzaklaşıyorum kaçar gibi
Daha bir hızlı yürüyorum.
Her şeyi unutmak ister gibi.

Figen Türker

picture: deviantart

Rüya

Sana rüya olduğunu söylemiştim
Biz rüyalarımızı gerçek yapamadık sevgili
Olmadı yapamadık
En uzun rüya sekiz saniyeymiş biliyor musun?
Oysaki anlatırken rüyalarımızı dakikalarca
Yaşananların çok kısa olduğunu düşünmek istemeyiz
Sana rüya olduğunu söylemiştim
Uyandım ben şimdi
Ama gözlerimi açmadım hala, sıcacık yatağımdayım
İnanmak istemiyorum rüya olduğuna
Yaşadıklarımızı düşünüyorum tekrar tekrar
Tekrar dalmak istiyorum rüyalara
Gözlerindeki derinliği görmek ne güzeldi
Ya ellerindeki sıcaklık içimi ısıtırdı
Ama rüyaydı işte hepsi ve ben uyandım
Tekrar uyuyamıyorum istesem de
Belki de artık yataktan kalkma zamanı geldi
Açmalıyım artık gözlerimi
Yeni doğan güne bakmalıyım
Biliyorum dışarısı çok soğuk
Artık sıcaklığında yok yanımda bunu da biliyorum
Ama kalkmalıyım sımsıkı giyinip çıkmalıyım dışarı
Hayata devam etmeliyim kaldığı yerden
Evet kolay olmayacak biliyorum
Özleyeceğim seni...
İşte açabildim gözlerimi gün doğarken
Merhaba dedim yeni doğan güne
Belki gerisi daha kolay kim bilir...
Ve
Sana rüya olduğunu söylemiştim...

Figen Türker

picture: deviantart

Yağmurdan Sonra

Bu gece yağmurun sesi uyandırdı beni,
Kalktım perdeyi açtım, camlar buğulanmıştı.
Düşünmeyecektim artık, söz vermiştim kendime,
Ve başarmıştım bir süreliğine de olsa
Ama saat gecenin üçüydü işte
Kim duyacaktı, kim görecekti gözlerimdeki hüznü
Çok çocukça olduğunun farkındayım
Ama o an kendimi kandırmaya yetti işte...
Elim cama gitti birden, adını yazdım
Bugünlerde yaptığım şeyleri anlamsız hissetme gibi bir huy edindim
Adını cama yazdığım zaman hissettiğim gibi,
Ya da gecenin bu saatinde uyumayıp,
O akşamı düşündüğüm gibi.
O akşam da yağmurluydu hatırlıyor musun?
Denizi göstermiştin bana,
Bakarken başımı cama vurmuştum.
Sen de gizli gizli gülmüştün.
Bir görüntü var hayalimde
Gözlerimin önüne geliyor, en olmadık yerlerde
Seni son gördüğüm halin,
Yanağıma bir buse kondurup, beni otobüse bindirmiştin.
Buğulu bir camın ardından bana bakışın,
Ve el sallayışın ve elinde sigaran
O yüzden sevmiyorum artık buğulu camları,
Zaten yağmuru da sevmezdim bilirsin.
Her yer yabancı, herkes yabancı gibi geliyor bazen
Her şey sahte,
Arkadaşım, komşunun kızı, sokaktaki kedi
Doğan güneş, bindiğim otobüs, içtiğim çay
Hatta evim bile...
Sanki hepsi yabancı, tanımıyorum hiç birini
Ve beni huzursuz etmek için buradalar
Her yer çok soğuk, üşüyorum her yerde
İşte o zaman çok yalnız hissediyorum kendimi
Odama çekiliyorum, kapatıyorum bütün ışıkları
Gece sakin ve radyoda eski bir şarkı
Odama çok uzaklardan tanıdık bir ses getiriyor
Gözüm takvime takılıyor,
İşte bir gün daha bitti diyorum.
Yine içimde aynı hisle uyuyakalıyorum.
Şiir yazmanın anlamsızlığından olsa gerek biliyorum.
Ya da hala seni düşünmemin...

Figen Türker

picture: deviantart

06 Şubat 2009

Törensiz Açılış

Hayatımın sayfası yapım aşamasında
Ayarlayamadım şablonumu
Ne anılarımı ortalayabilecek kodu bulabildim,
Ne de duygularımın kenarlıklarını.
Sevemedim kaosların kumanda panellerini
Planlarımın önizlemesi değildi konumum
Ne tiplerini belirleyebildim
Ne de sözlerimin yazı karakterlerini

Taslağı hazırdı gönderilerimin
Çaresizlik kokan hazır bir şablon seçip
Kaydetmeden kaçıverdim.

Emre Türker

picture: deviantart

01 Şubat 2009

Hayat Limanı

Bir gün bir şeyi istersen,
Ve adarsan hayatını onun için,
Sonunda belki olursun hayatından,
Belki ulaşamazsın istediğine,
Ama inan mutlu olursun.
Çünkü aradığın bir umuttur,
Hayallerindeki gemi ile
Yanaşacak bir liman bulamasan bile!..

Emre Türker

picture: deviantart

29 Ocak 2009

Arkadaş

Günler geçti yaşadık kendimizi bildik bileli
Bilemezdik bir gün gelir de ayrı düşeriz diye
Kimse kopartamaz derdik soranlar olursa bize
Ayrı düşmek ölümlerden ölüm olurdu belki de
Bilir miydik hiç tüfek omuzda arkadaş diye
Sabahı bekler miydik yalnız gün ışıyana kadar
Dünyanın iki ayrı parçası değil miydik biz
Biz neydik, ne olduk arkadaş bu hayatta
Ayrı düştük ne olduğunu bilemedik bu yolda
Döneriz diye yeminler ettik üzerine, bekledik ama
Sen dönmedin günler geçip de uzaklaştığında
Ve şimdi ayrıldık işte tüm gerçekler gibi
Soran olursa siz neden ayrısınız diye bize
Arkadaşlık asla görünmez diyerek başlarız işe
Sis olup duman salar ineriz yeryüzüne
Yağmur olup yağar ıslatırız çıplak tenimizi
Güneş olup yakar hissettiririz sıcaklığımızı
Ama asla görünmeyiz biz yalan dünyaya
Bir kavram olur yer ederiz düşüncede
Ve ne olursa olsun hep deriz
Ayrılmaz kopmaz bir arkadaşız biz diye

Emre Türker

Picture: deviantart

27 Ocak 2009

İkilem

Picture: deviantart
Takılıp düşmek üzere kaldırımla yüzleştiğin an
Zaman duruyor

Pişmanlıkların diz boyu olduğu yerde
Yaşamın ders verdiği bir mekânda
Sıranın en önünde
İzliyoruz.

Ayağımıza takılan taşta mı suç,
Onu görmeyen bizde mi?

Geriye dönmek için çok geç,
Yağmuru beklemek için ise, henüz erken

Aranan mutlu tabloyu bulmak için,
İyi yaşayacak
Ve sonunu bekleyeceksin

Takıldığımız şeyler bahane
Dünya fani
Hayat kısa

Emre Türker

26 Ocak 2009

Ben Bir Kralım Gökyüzünde

Ben bir kralım gökyüzünde
Yıldızlarla sonsuzluğu paylaşan
Sonsuzluğu yaşayan

Ben bir kralım gökyüzünde
Kuşlarla şarkı söylerim
Geceyi gündüzü dinlerim

Ben bir kralım gökyüzünde
Herkes önümde diz çöker
Onları seyrederim

Ben bir kralım gökyüzünde
Bir gün yıldızım parlayacak
Bir gün güneşim aydınlatacak

Ben bir kralım gökyüzünde
Uçmayı severim
Dağları delerim

Ben bir kralım gökyüzünde
Hayranlarımı bilirim
Ufuktaki çizgiyi silerim

Ben bir kralım gökyüzünde
Ölümü seyrederim
Ve de onunla giderim

Ben bir kralsam gökyüzünde
UMUTULMAM…

Emre Türker

08 Aralık 2008

Unutulduk

Bir Bulut olsam,
Gökteki sonsuzluğa ulaşsam,
Yine olur muydun benimle?
Uzaklardasın biliyorum
Düşünmek istemiyorum sadece
Bugün dünyaya küstük
Tüm insanlık oradaydı
Bir eksiklik vardı ama,
Keşfedemedik.
Biz belki de unutulduk
Sessizce!..

Emre Türker

picture: deviantart