07 Ekim 2014

Edge of Tomorrow (2014)

Türkçe Adı: Yarının Sınırında
Tür: Aksiyon, Bilim-Kurgu
Yönetmen: Doug Liman
Süre: 113 dakika
Oyuncular: Tom Cruise (Cage), Emily Blunt (Rita), Brendan Gleeson (General Brigham), Bill Paxton (Master Sergeant Farell), Jonas Armstrong (Skinner), Tony Way (Kimmel), Kick Gurry (Griff), Franz Drameh (Ford), Dragomir Mrsic (Kuntz), Charlotte Riley (Nance), Masayoshi Haneda (Takeda), Terence Maynard (Cruel Sergeant), Noah Taylor (Dr. Carter), Lara Pulver (Karen Lord), Madeleine Mantock (Julie)
Fransa’da meydana gelen bir düşman hareketi sezilmesinin ardından, teknolojinin meydana getirdiği silahlı robot kıyafetleri ile birlikte düşmana saldırı planlanır. Aklında hiçbir sıcak savaşa katılma düşüncesi bulunmayan Cage, General Brigham’ın isteği ile savaşa katılmak zorunda bırakılır. Fakat birleşmiş milletler subayı olan Cage buna karşı çıkınca, general tarafından bir er olarak savaşa zorlanır. Bindirildikleri uçaktan atlama hazırlığı sırasında bulundukları uçak düşman tarafından vurulur ama bir şekilde çoğu asker karaya inmeyi başarır. Fakat çok farklı bir uzaylı varlık olan canavar tarzı düşman askerleri, yok edilmeleri neredeyse imkansız görünmektedir. Doğal olarak sıcak savaşta tecrübesiz çaylak Cage vurularak öldürülür ama birden Cage kendini asker hareketinin başlangıcında bulur. Sonradan fark eder ki Cage her vurularak öldürüldüğünde, bir filmin başa sarılması gibi savaş en başından tekrar başlamaktadır.

Müthiş görsel efektlerle süslenmiş yapım, aslında çok ilginç görünmese de, sonrasında izleyiciyi gittikçe bir merak ve görsel şölenle, içine almaktadır. Bilim-kurgu’dan hoşlananlar için mükemmel bir seçim.

Emre Türker

Picture: impawards

Endless Love (2014)

Türkçe Adı: Sonsuz Aşk
Tür: Dram, Romantik
Yönetmen: Shana Feste
Süre: 103 dakika
Oyuncular: Alex Pettyfer (David Elliot), Gabriella Wilde (Jade Butterfield), Bruce Greenwood (Hugh Butterfield), Joely Richardson (Anne Butterfield), Robert Patrick (Harry Elliot), Rhys Wakefield (Keith Butterfield), Dayo Okeniyi (Mace), Emma Rigby (Jenny), Anna Enger (Sabine)
Aynı okulda 4 yıl geçirmelerine rağmen David, Gabriella’ya ait aşkını hiç açıklamamıştır. Kardeşinin ölümü sonrası Gabriella, zaten dış dünya ile ilişkisini kesmiş ve hiç kimse ile arkadaşlık etmemiştir. Durum böyle olunca, babası ile araba tamirciliği yapan David’in, zengin Gabriella’ya ulaşması daha da zor olmuştur. Fakat mezuniyet gecesi David ile Gabriella, bir şekilde tanışır ve aralarında bir aşk başlar. Fakat bu aşk yaşamları, Gabriella’nın babası nedeniyle hiç de kolay olmayacaktır.
 
Klasik sade bir şekilde ilerleyen filmin, çok orijinal, hareketli ya da merakla beklenti içinde seyredilecek bir film olmadığını söylemekte yarar var. İzle geç diyebileceğimiz bir yapım.
 
Emre Türker
 
Picture: impawards

03 Ekim 2014

İnci Gibi Dişler

Orijinal Adı: White Teeth
Sayfa Sayısı: 550
Yazar: Zadie Smith
Çeviren: Mefkure Bayatlı
Kitap Boyutu: 13,5 x 19,5
Yayınevi: EVEREST YAYINLARI
4. Basım. Ağustos, 2001
 
1 Ocak 1975 Cricklewood Broadway’de, Alfred Archibald adında 47 yaşında bir adam, İtalyan ve biraz kaçık karısı Ophelia’nın onu boşaması üzerine intihara kalkışır. İntihar etmek üzere durduğu kasap dükkânının önünde arabasını park ederek egzoz dumanıyla kendini zehirlemeye kalkar. Fakat dükkân sahibi Müslüman Mo Hüseyin-İsmail, buranın intihar için uygun bir yer olmadığını ve başka bir yere gitmesi gerektiği ısrarla söylediğinde, hayatın kendisine 2. bir şans verdiğine inanır. Oradan ayrılarak “Dünyanın Sonu Partisine Hoş Geldiniz” yazılı bir evde düzenlenen partiye katılmak üzere kapıyı çaldığında, bir şekilde gençlerin bulunduğu evin içine girecek ve orada 19 yaşındaki Jamaikalı siyahi kız Clara Bowden’ı görünce, kalbinin yeniden aşkla dolduğunu hissedecektir. Üstelik Clara da kendisini alıp götürecek birini beklemektedir. Bu tesadüfle birlikte, ikisi yeni bir hayata yelken açar.
 
Kitabın kapağında yazarla ilgili şöyle bir ayrıntı var. “Elinizdeki romanın 80 sayfalık müsveddesini götürüp yayınevinden 250.000 pound avans alan Zadie Smith, kitap piyasaya çıktığı andan itibaren hem İngiltere’de hem dünyada çok büyük sükse yaptı ve hemen hemen bütün ödüllerde adını bir fırtına gibi estirdi.” Yıllar önce aldığım bu kitabı, kapağındaki bu ayrıntı için saklamış ve okumak için uygun bir zaman gözlemiştim. Ne yazık ki, 80 sayfa okuduktan sonra bende bu şekilde bir etki bırakmadı. Sade bir İngiliz kara mizah komedi filmini andıran kitapta, bir sonraki anda ne olacağı gibi bir heyecan bulunmadığı gibi, bazı zamanlar sıkıcı bile olabiliyor. Kitabın özünde; farklı yaşlarda, farklı ülkelerden ve farklı dinlerden seçili insanların gündelik yaşamları anlatılıyor. Beklentimi yüksek tutmuş olduğumdan hayal kırıklığına uğramış olabilirim belki ama tarzı bana uygun olmayan bu kitabı, tavsiye ettiklerim arasına alamayacağım.
 
Emre Türker
 
Kaynakça:
Smith, Z. (2001). Çev. Bayatlı, M. “İnci Gibi Dişler”. İstanbul: Everest Yayınları. (4.Basım, Ağustos 2001)

01 Ekim 2014

Müzik Şeytanı

Mart, 1821. İtalya’nın önde gelen zenginlerinden Lodovico Malvezzi, kendi konağında Orfeo adında müthiş sesi olan birini saklamaktadır. Onu, Donati isimli kör bir eğitmene emanet etmiş ve bu müzik dehasını sadece kendine saklamıştır. Bir gün hizmetkârlardan Tonio, Orfeo ile kavga edince, Lodovico Tonio’yu konaktan kovar. O gün Lodovico konakta kalmaya karar verecek ve aldığı bir mektup üzerine dışarıya çıkacaktır. Fakat bir daha ne Orfeo, ne Tonio, ne de Lodovico konağa geri dönecektir.
 

Lodovico’nun kaybolması ardından onu aramaya çıktıklarında kötü bir sürprizle karşılaşırlar. Lodovico öldürülmüştür. Deliller, Orfeo ve Tonio üzerine yoğunlaşır. Fakat ikisi de bir sır gibi ortadan kaybolur. Üstelik Orfeo^yu gören sadece hizmetkâr Lucia’dan başkası da olmayınca, cinayet üzerine bir kovalamaca başlar. İçinden çıkılması zor bir bulmaca.
 
Konusu bir dedektiflik romanı olan Müzik Şeytanı, tarihten de alıntılarla birlikte yazılmıştır. Cinayetin kimin işlediğiyle ilgili oldukça fazla seçenek olduğundan, zanlı düşüncesi olayın kahramanları arasında gelip gitmektedir. Sonuna kadar bu gel gitler akılları biraz karıştırsa da, sonlara doğru heyecan tavan yapıyor. Geçmiş dönemi içine yer alan olaylar ve isimler, biraz akıl karıştırmasına rağmen, çok ustaca yazılmış bir polisiye olduğu bir gerçek.
 
Kendisi aslen bir avukat olan yazar Kate Ross, dedektiflik romanlarında ün kazanmış, fakat 1998 yılında kansere yenik düşmüştür.
 
Emre Türker
 
Ross, K. (2003). Çev. Güner, Ş.B. “Müzik Şeytanı”. İstanbul: Bilge Kültür Sanat. (1. Basım. Mart, 2013).

22 Eylül 2014

Teşekkür Ederim, Siz Nasılsınız?

Orijinal Adı: Yes! Please. Thanks!
Sayfa Sayısı: 258
Yazar: Penny Palmano
Çeviren: Serhat Ataman
Kitap Boyutu: 13 x 19,5
Yayınevi: MİKADO YAYINLARI
1.Basım: Şubat 2012

İlginç bir isimle okuyucuya sunulmuş bir çocuk terbiye kitabı diye nitelendirilebilir. Kitabın içeriğine girilmeden önce, yazarın kitap yayınlanmadan önce basına dağıtılan baskıları nedeniyle gazete, dergi ve televizyonlardan çok olumlu tepkiler aldığını ve görüşmeler yapıldığını belirtmesiyle başlıyor. Bu röportajların başa konması, okunmadan önce bana kitabın iyiliğini kanıtlamaya çalışıyor hissi verdi.

Penny Palmano bir uman değil, bakıcılık da yapmış tecrübeli bir anne. Kitap, genel olarak çevreden edinilen, uzman yazarların verdiği bilgiler ve bir annenin tecrübesiyle yoğrularak ortaya çıkarılmaya çalışılmış. Bilgiler genel anlamda okuyucuya yardımcı olabilecek türden. Fakat bir kişisel gelişim kitabı havasında, sürekli “şunu yapın, bunu yapın, çocuğunuza şöyle yapmayın” gibi sürekli emir cümleleriyle hitap, açıkçası bendeki okuma heyecanını aldı götürdü. Genel olarak bilgilerin öğretici olduğuna, hatta kitabın pek çok anne tarafından güzel bulunduğuna da eminim ama bana öyle kapağında yazıldığı gibi uluslar arası bestseller havası vermedi.

Emre Türker


Palmano, P. (2012). Çev. Ataman, S. “Teşekkür Ederim, Siz Nasılsınız?”. İstanbul: Mikado Yayınları. (1. Baskı, 2012).

Her Yönüyle Çocuk Yetiştirme Sanatı

Orijinal Adı: Toddler Taming
Sayfa Sayısı: 541
Yazar: Dr. Christopher Green
Çeviren: Selin Gül Seçer
Kitap Boyutu: 13,5 x 21
Yayınevi: NEDEN? KİTAP

Kitap 1-4 yaş arası çocuk yetiştirmekle ilgili ipuçları taşıyor. Yemekten cezaya, tuvalet eğitiminden alışkanlıklara kadar pek çok konuda okuması rahat bilgiler sunmuş. Konu anlatımları, verilen örnekler, resimli anlatımlardaki hoş karikatürize karakterler ve ipuçları, rahatlıkla okunabilir düzeyde. Ayrıya bazı yerlerde genel sorular ile cevaplara yanıt arayarak, okumayı kolaylaştırmış.

Arka kapaktaki yazarın tanıtımı ise şöyle: Dr. Christopher Green, Avustralya’nın en iyi tanınan aile yazarıdır. Yirmi beş yıldan uzun bir süredir bebekler, yeni yürümeye başlayan ve genç çocuklar konusunda tavsiyeleriyle ebeveynlere yardımda bulunmuştur.

Çok fazla tanınmış bir kitap olmamasına rağmen, beğendiğimi söyleyebilirim. Fakat kitabın ne zaman basıldığı ile ilgili bir ayrıntı atlanmış.

Emre Türker

Green, C. (2013). Çev. Seçer, S.G. “Her Yönüyle Çocuk Yetiştirme Sanatı”. İstanbul: Neden? Kitap. (2013-satın alma tarihi).

20 Eylül 2014

Shantaram

Orijinal Adı: Shantaram
Sayfa Sayısı: 863
Yazar: Gregory David Roberts
Çeviren: Banu Taylan Öğüdücü
Kitap Boyutu: 13,5 x 21
Yayınevi: ARTEMİS YAYINLARI
5.Basım: Eylül 2010
 
Avustralya’lı Lindsay (kısaca –Lin-), hapishaneden kaçarak, sahte pasaportuyla Hindistan’ın Bombay kentine gelir. Gerçek adı Lindsay olmamasına rağmen, bu yeni adı kabullenmiş, gerçek ismini unutmayı tercih etmiştir. Hindistan’da kendisine rehberlik eden Prabaker, ona belli bir ücret karşılığında istediğini sunmaya hazır olduğunu belirtir. Lin, yapacağı her ücretin karşılığını fazlasıyla vereceğini belirtince, aralarında sıkı bir bağ oluşmaya başlar. Öyle ki Prabaker, onu Hindistan’ın gerçek iç yüzüyle, yani turistlerin gördüklerinin harici perdenin arkasındaki karanlık iç dünyasıyla tanıştıracaktır.
 
Bir süre sonra Prabaker, Lin’i arkadaş olarak kabul eder ve ailesiyle tanıştırmak üzere medeniyetten uzak kendi doğup büyüdüğü Sunder Köyü’ne götürür. Lin’in amacı Hindistan’da bir hayat kurmak ve geleceğini burada şekillendirmektir. Prabaker’in konuştuğu dil olan Marathi dilini çabucak çözmeye başlayan Lin, köy hayatı ve gecekonduya hızlı bir giriş yaparak, oradaki karanlık dünyanın dikkatini çeker. Bunların tümünü kabullenmek için tek neden, farklı bir yaşama hızla adapte olmanın yanında, asıl bağlılığı Karla adında Avrupalı bir kadın oluşturacaktır.
 
Marathi dilinde “Sakin adam, Tanrı’nın sükûnet bahşettiği” anlamlarına gelen Shantaram, Lin için Shantaram Kihhan Khaire şekliyle ortaya çıkacak. Bunun nedenini ise kitabın çok kısa bir yerinde geçen bir anlatımda bulacaksınız.
 
Bir dönem Johnny Depp’in başrol oynayacağı bir sinema yapımı düşünülmesine rağmen, şimdilerde bununla ilgili herhangi bir ipucu bulunmuyor. Belki de yapılması planlanıp sonradan vazgeçilmiştir. Kitabı 2011’de bu sinema söylentileriyle almış ve film yapılmadan önce kitabı okumanın planlarını yapmıştım.
 
Shantaram’ın yazarı Gregory David Roberts’im biyografisi, kitabın içeriğinde şöyle geçiyor: “Avustralya, Melbourne’de doğdu. Bir dizi silahlı soygun suçundan dolayı on dokuz yıl hapse mahkûm edildi ve hapisten kaçıp on yıl boyunca Bombay’da kaçak yaşadı. Gecekondu sakinleri için ücretsiz bir klinik işletti ve Bombay mafyası için kalpazanlık ve silah kaçakçılığı yaptı. Tekrar yakalanınca cezasını çekti ve serbest kaldığında başarılı bir medya şirketi kurdu. Roberts artık tam zamanlı bir yazar ve Bombay’da yaşıyor (Roberts, 2010: arka kapak). ” Yazarın biyografisini okuyunca, kitabın kahramanının da kendisi olduğunu ve bunun biraz daha geliştirilmiş haliyle romana dönüştürdüğünü fark edeceksiniz. Kitap, hem Bombay’ın gecekondu ve karanlık dünyasının içlerine kadar giriyor, hem de bir otobiyografik yapıt oluşturuyor. Mükemmel bir anlatım ve mükemmel bir çeviri. Kitabın çok sık yazılmış sayfa yapısı ve boyutu göz önüne alındığında, bir çırpıda okuyabilirsiniz diyemem. Onun için emek harcamanız gerekiyor. İçeriğindeki tasvirler kadar, kahramanlar arasındaki konuşmaların ayrıntıları da yeterince derin olduğundan, kitabı bitirmek için biraz sabır gerekiyor. İlk başlardaki anlatım, özellikle yeni kitap okumaya başlayanlar için düşünüldüğünde hiç de iç açıcı olmayabilir. Fakat kitabın sonlarına doğru canlanmayla birlikte sonrasını merak da beraberinde geliyor. Kitap bittiğinde ise yazar ile kahraman arasındaki bağlantıyı kurunca, ne kadar mükemmel bir anlatım olabildiğini daha iyi anlıyorsunuz.
 
Okumak için büyük bir özveri ve zaman harcayarak bu dev eseri 9 gün içinde bitirdim. Okuduğum en iyi kitaplar arasına girdi. Konusunu kolay kolay unutabileceğim öyle film gibi geçip unutulan bir yapıt değil. Akılda kalıcı ve yaşananlar konusunda gerçekten düşündürücü bir kitap olmuş.  Belki 2 cilt olarak basılsaydı, daha rahat yanınızda taşıyabilirdiniz ama bu kitabı taşımak için bir küçük çanta yetmeyecektir. Bu nedenle de zorluk çektiğimi söyleyebilirim. Otobiyografi ve gezi anlatımlarını sevenler, içinde derin bir macera da bulacağı için, oldukça beğeneceklerdir. Fakat ben “sıkı bir okuyucu” olduğunu düşünen herkese tavsiye ederim.
 
Emre Türker
 
 
Kaynakça:
Roberts, G.D. (2010). Çev. Öğüdücü, G.T. “Shantaram”. İstanbul: Artemis Yayınları. (5. Baskı, 2010).