Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2014

Sadakatte Zirve Hz. Ebubekir

Sayfa Sayısı: 288 sayfa
Yazar: Salih Suruç
Kitap Boyutu: 13,5 x 19,5
YAYINEVİ: TİMAŞ YAYINLARI
2. Basım. Mayıs,  2011.

İslam aleminin peygamberi Hz. Muhammed hakkında pek çok bilgi sahibi olduk ya da hakkında yazılanları okuduk. Fakat halifeler hakkında pek çoğumuz cahilizdir. Bu bakımdan düşünüldüğünde, Hz. Ebubebir hakkında yazılmış bir kitap, aklımızdaki boşlukları ve bilinmezlikleri doyurmuş olacaktır. Yazar Salih Suruç, oldukça fazla kaynaktan yararlanmış ve bunları kitabın sonunda referans olarak göstermiş.

Kitabın ilerleyen bölümlerinde, Hz. Ebu Bekir’le ilgili, kitaplarda ve çevrede en çok bahsi geçen ve bilinen olaylar anlatılmış. Bu olaylar, yaşamından kesitleri öğrenmek için önemli ayrıntılardır. Çünkü onun hayatı ile ilgili, yazarın anlatımına göre, özellikle gençlik yılları hakkında pek bilgi bulunmamaktadır. Kitapta genel olarak İslamiyet’in doğuşu ve verilen mücadeleler bulunmaktadır. Hz. Peygamber’in hayatı anlatılırken, onun yanında sürekli yer alması ve ona bağlılığı nedeniyle kitapta, genel anlamda bir İslamiyet’e giriş bilgisi bulunmaktadır. Yazar Salih Suruç, Hz. Ebu Bekir’in ne derece Hz. Muhammed’e bağlı olduğu ve nelerden vazgeçtiğiyle ilgili olarak, fikirlerini, düşüncelerini ve yeri geldiğinde yorumlarını da katarak, Hz. Ebu Bekir hakkında biyografik romanını oluşturmuştur.

En etkili bölümlerinden biri bana göre İslamiyet karşısında savaşan oğluna verdiği cevaptır. Bu kısım şöyle geçiyor:

Bedir savaşında Hz. Ebu Bekir’in oğlu ortaya atılarak “Var mı benimle dövüşecek!” diye bağırıyordu. Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarında İslam ordularına karşı olan Kureyş’lilerin arasında yer alan Hz. Ebu Bekir’in oğlu Abdurrahman, Hudeybiye Anlaşması sonrasında Medine’ye gelip İslamiyeti kabul eder. Bir gün baba oğul oturmuş konuşurlarken Abdurrahman bir itirafta bulundu.

“Sevgili babacığım! O gün bana karşı ortaya atılsaydın, vallahi sansa karşı elimi kaldırmazdım!”

İtirafından sonra da sordu:

“Ya sen sevgili babam?”

Hazreti Ebu Bekir’in hayalinde o an sanki yenden canlanmıştı. Cevabıyla farkını ortaya koydu.

“Vallahi ben, sana kılıç sallamaktan çekinmezdim.”(Suruç; 2011:143-145).

Kitabın üçte birlik kısmı, Hz. Muhammed’in Hakk’a yürümüş olduğu kısımdan sonrasını içeriyor. Zaten bizlerin de çok fazla bilgi sahip olmadığı yerler, buralar diyebilirim. Halifeler arasındaki dayanışma, peygamberin ölümü ardından ortaya çıkan karmaşalar ve bunların nasıl dize getirildiği, bir reisi cumhurun nasıl mükemmel olabileceği gibi bilgiler öğreniyoruz. Halifelerin kim olduğu ya da olması gerektiği, neden ayrılıklara düşüldüğü konusunda da kısa ama yeterli bilgiler var.

Salih Suruç kimdir? Bunu, kitabın başında yazılmış kısa biyografisinden yola çıkarak anlatıyorum. Peygamberler şehri Şanlıurfa’nın Hilvan İlçesi doğumludur. Pek çok dergi, yayınevi ve gazetelerde editörlük yapmış. Peygamberimizin hayatına ilişkin çalışmasıyla 1988’de Pakistan’da “Siyer” dünya birincilik ödülünü almış. Siyer nedir? Peygamber Hz. Muhammed’in hayatı hakkında yazılmış romanlardır. Henüz onun siyer ödüllü kitabını okumadım ama okunacaklar arasında yer alıyor. “Sadakatte Zirve Hz. Ebubekir” adlı kitabının dili basit ve anlaşılır, sade anlatımı sayesinde sıkmadan sona kadar okuyucusunu memnun ediyor. Eğer bu tarz bir kitap arıyorsanız, okumadan geçmeyin diyebilirim.

Emre Türker


Kaynakça:

Suruç, S. (2011). “Sadakatte Zirve Hz. Ebubekir”. İstanbul: Timaş Yayınları. (2. Basım. Mayıs, 2011).

01 Ekim 2014

Müzik Şeytanı

Mart, 1821. İtalya’nın önde gelen zenginlerinden Lodovico Malvezzi, kendi konağında Orfeo adında müthiş sesi olan birini saklamaktadır. Onu, Donati isimli kör bir eğitmene emanet etmiş ve bu müzik dehasını sadece kendine saklamıştır. Bir gün hizmetkârlardan Tonio, Orfeo ile kavga edince, Lodovico Tonio’yu konaktan kovar. O gün Lodovico konakta kalmaya karar verecek ve aldığı bir mektup üzerine dışarıya çıkacaktır. Fakat bir daha ne Orfeo, ne Tonio, ne de Lodovico konağa geri dönecektir.
 

Lodovico’nun kaybolması ardından onu aramaya çıktıklarında kötü bir sürprizle karşılaşırlar. Lodovico öldürülmüştür. Deliller, Orfeo ve Tonio üzerine yoğunlaşır. Fakat ikisi de bir sır gibi ortadan kaybolur. Üstelik Orfeo^yu gören sadece hizmetkâr Lucia’dan başkası da olmayınca, cinayet üzerine bir kovalamaca başlar. İçinden çıkılması zor bir bulmaca.
 
Konusu bir dedektiflik romanı olan Müzik Şeytanı, tarihten de alıntılarla birlikte yazılmıştır. Cinayetin kimin işlediğiyle ilgili oldukça fazla seçenek olduğundan, zanlı düşüncesi olayın kahramanları arasında gelip gitmektedir. Sonuna kadar bu gel gitler akılları biraz karıştırsa da, sonlara doğru heyecan tavan yapıyor. Geçmiş dönemi içine yer alan olaylar ve isimler, biraz akıl karıştırmasına rağmen, çok ustaca yazılmış bir polisiye olduğu bir gerçek.
 
Kendisi aslen bir avukat olan yazar Kate Ross, dedektiflik romanlarında ün kazanmış, fakat 1998 yılında kansere yenik düşmüştür.
 
Emre Türker
 
Ross, K. (2003). Çev. Güner, Ş.B. “Müzik Şeytanı”. İstanbul: Bilge Kültür Sanat. (1. Basım. Mart, 2013).

22 Eylül 2014

Teşekkür Ederim, Siz Nasılsınız?

Orijinal Adı: Yes! Please. Thanks!
Sayfa Sayısı: 258
Yazar: Penny Palmano
Çeviren: Serhat Ataman
Kitap Boyutu: 13 x 19,5
Yayınevi: MİKADO YAYINLARI
1.Basım: Şubat 2012

İlginç bir isimle okuyucuya sunulmuş bir çocuk terbiye kitabı diye nitelendirilebilir. Kitabın içeriğine girilmeden önce, yazarın kitap yayınlanmadan önce basına dağıtılan baskıları nedeniyle gazete, dergi ve televizyonlardan çok olumlu tepkiler aldığını ve görüşmeler yapıldığını belirtmesiyle başlıyor. Bu röportajların başa konması, okunmadan önce bana kitabın iyiliğini kanıtlamaya çalışıyor hissi verdi.

Penny Palmano bir uman değil, bakıcılık da yapmış tecrübeli bir anne. Kitap, genel olarak çevreden edinilen, uzman yazarların verdiği bilgiler ve bir annenin tecrübesiyle yoğrularak ortaya çıkarılmaya çalışılmış. Bilgiler genel anlamda okuyucuya yardımcı olabilecek türden. Fakat bir kişisel gelişim kitabı havasında, sürekli “şunu yapın, bunu yapın, çocuğunuza şöyle yapmayın” gibi sürekli emir cümleleriyle hitap, açıkçası bendeki okuma heyecanını aldı götürdü. Genel olarak bilgilerin öğretici olduğuna, hatta kitabın pek çok anne tarafından güzel bulunduğuna da eminim ama bana öyle kapağında yazıldığı gibi uluslar arası bestseller havası vermedi.

Emre Türker


Palmano, P. (2012). Çev. Ataman, S. “Teşekkür Ederim, Siz Nasılsınız?”. İstanbul: Mikado Yayınları. (1. Baskı, 2012).

Her Yönüyle Çocuk Yetiştirme Sanatı

Orijinal Adı: Toddler Taming
Sayfa Sayısı: 541
Yazar: Dr. Christopher Green
Çeviren: Selin Gül Seçer
Kitap Boyutu: 13,5 x 21
Yayınevi: NEDEN? KİTAP

Kitap 1-4 yaş arası çocuk yetiştirmekle ilgili ipuçları taşıyor. Yemekten cezaya, tuvalet eğitiminden alışkanlıklara kadar pek çok konuda okuması rahat bilgiler sunmuş. Konu anlatımları, verilen örnekler, resimli anlatımlardaki hoş karikatürize karakterler ve ipuçları, rahatlıkla okunabilir düzeyde. Ayrıya bazı yerlerde genel sorular ile cevaplara yanıt arayarak, okumayı kolaylaştırmış.

Arka kapaktaki yazarın tanıtımı ise şöyle: Dr. Christopher Green, Avustralya’nın en iyi tanınan aile yazarıdır. Yirmi beş yıldan uzun bir süredir bebekler, yeni yürümeye başlayan ve genç çocuklar konusunda tavsiyeleriyle ebeveynlere yardımda bulunmuştur.

Çok fazla tanınmış bir kitap olmamasına rağmen, beğendiğimi söyleyebilirim. Fakat kitabın ne zaman basıldığı ile ilgili bir ayrıntı atlanmış.

Emre Türker

Green, C. (2013). Çev. Seçer, S.G. “Her Yönüyle Çocuk Yetiştirme Sanatı”. İstanbul: Neden? Kitap. (2013-satın alma tarihi).

20 Eylül 2014

Shantaram

Orijinal Adı: Shantaram
Sayfa Sayısı: 863
Yazar: Gregory David Roberts
Çeviren: Banu Taylan Öğüdücü
Kitap Boyutu: 13,5 x 21
Yayınevi: ARTEMİS YAYINLARI
5.Basım: Eylül 2010
 
Avustralya’lı Lindsay (kısaca –Lin-), hapishaneden kaçarak, sahte pasaportuyla Hindistan’ın Bombay kentine gelir. Gerçek adı Lindsay olmamasına rağmen, bu yeni adı kabullenmiş, gerçek ismini unutmayı tercih etmiştir. Hindistan’da kendisine rehberlik eden Prabaker, ona belli bir ücret karşılığında istediğini sunmaya hazır olduğunu belirtir. Lin, yapacağı her ücretin karşılığını fazlasıyla vereceğini belirtince, aralarında sıkı bir bağ oluşmaya başlar. Öyle ki Prabaker, onu Hindistan’ın gerçek iç yüzüyle, yani turistlerin gördüklerinin harici perdenin arkasındaki karanlık iç dünyasıyla tanıştıracaktır.
 
Bir süre sonra Prabaker, Lin’i arkadaş olarak kabul eder ve ailesiyle tanıştırmak üzere medeniyetten uzak kendi doğup büyüdüğü Sunder Köyü’ne götürür. Lin’in amacı Hindistan’da bir hayat kurmak ve geleceğini burada şekillendirmektir. Prabaker’in konuştuğu dil olan Marathi dilini çabucak çözmeye başlayan Lin, köy hayatı ve gecekonduya hızlı bir giriş yaparak, oradaki karanlık dünyanın dikkatini çeker. Bunların tümünü kabullenmek için tek neden, farklı bir yaşama hızla adapte olmanın yanında, asıl bağlılığı Karla adında Avrupalı bir kadın oluşturacaktır.
 
Marathi dilinde “Sakin adam, Tanrı’nın sükûnet bahşettiği” anlamlarına gelen Shantaram, Lin için Shantaram Kihhan Khaire şekliyle ortaya çıkacak. Bunun nedenini ise kitabın çok kısa bir yerinde geçen bir anlatımda bulacaksınız.
 
Bir dönem Johnny Depp’in başrol oynayacağı bir sinema yapımı düşünülmesine rağmen, şimdilerde bununla ilgili herhangi bir ipucu bulunmuyor. Belki de yapılması planlanıp sonradan vazgeçilmiştir. Kitabı 2011’de bu sinema söylentileriyle almış ve film yapılmadan önce kitabı okumanın planlarını yapmıştım.
 
Shantaram’ın yazarı Gregory David Roberts’im biyografisi, kitabın içeriğinde şöyle geçiyor: “Avustralya, Melbourne’de doğdu. Bir dizi silahlı soygun suçundan dolayı on dokuz yıl hapse mahkûm edildi ve hapisten kaçıp on yıl boyunca Bombay’da kaçak yaşadı. Gecekondu sakinleri için ücretsiz bir klinik işletti ve Bombay mafyası için kalpazanlık ve silah kaçakçılığı yaptı. Tekrar yakalanınca cezasını çekti ve serbest kaldığında başarılı bir medya şirketi kurdu. Roberts artık tam zamanlı bir yazar ve Bombay’da yaşıyor (Roberts, 2010: arka kapak). ” Yazarın biyografisini okuyunca, kitabın kahramanının da kendisi olduğunu ve bunun biraz daha geliştirilmiş haliyle romana dönüştürdüğünü fark edeceksiniz. Kitap, hem Bombay’ın gecekondu ve karanlık dünyasının içlerine kadar giriyor, hem de bir otobiyografik yapıt oluşturuyor. Mükemmel bir anlatım ve mükemmel bir çeviri. Kitabın çok sık yazılmış sayfa yapısı ve boyutu göz önüne alındığında, bir çırpıda okuyabilirsiniz diyemem. Onun için emek harcamanız gerekiyor. İçeriğindeki tasvirler kadar, kahramanlar arasındaki konuşmaların ayrıntıları da yeterince derin olduğundan, kitabı bitirmek için biraz sabır gerekiyor. İlk başlardaki anlatım, özellikle yeni kitap okumaya başlayanlar için düşünüldüğünde hiç de iç açıcı olmayabilir. Fakat kitabın sonlarına doğru canlanmayla birlikte sonrasını merak da beraberinde geliyor. Kitap bittiğinde ise yazar ile kahraman arasındaki bağlantıyı kurunca, ne kadar mükemmel bir anlatım olabildiğini daha iyi anlıyorsunuz.
 
Okumak için büyük bir özveri ve zaman harcayarak bu dev eseri 9 gün içinde bitirdim. Okuduğum en iyi kitaplar arasına girdi. Konusunu kolay kolay unutabileceğim öyle film gibi geçip unutulan bir yapıt değil. Akılda kalıcı ve yaşananlar konusunda gerçekten düşündürücü bir kitap olmuş.  Belki 2 cilt olarak basılsaydı, daha rahat yanınızda taşıyabilirdiniz ama bu kitabı taşımak için bir küçük çanta yetmeyecektir. Bu nedenle de zorluk çektiğimi söyleyebilirim. Otobiyografi ve gezi anlatımlarını sevenler, içinde derin bir macera da bulacağı için, oldukça beğeneceklerdir. Fakat ben “sıkı bir okuyucu” olduğunu düşünen herkese tavsiye ederim.
 
Emre Türker
 
 
Kaynakça:
Roberts, G.D. (2010). Çev. Öğüdücü, G.T. “Shantaram”. İstanbul: Artemis Yayınları. (5. Baskı, 2010).

10 Eylül 2014

Şah Mat

Orjinal Adı: Scacco Alla Regina
Sayfa Sayısı: 512
Yazar: Mario Mazzanti
Çeviren: Güliz Akyüz Yıldırım
Kitap Boyutu: 13,5 x 21
Yayınevi: SONSUZ KİTAP
1. Baskı: Kasım 2011
 
Adriana Maggesi adında bir kadın, soğukkanlı bir şekilde vahşice öldürülmüştür. Katil acaba bunu neden yapmıştı? Yaşanan bu vahşetin devamı gelecek miydi? Belki de bir seri katilin ilk adımları izleniyordu.
 
Greta Alfieri, mesleki hayatı için her şeyi göze alan ve geleceği açısından yapamayacağı bir şey yok denebilecek bir gazeteci ve sunucudur. Meydana gelen Maggesi cinayeti onun ilgisini çeker. Ne için yapıldığı ve neden yapıldığını araştırırken, aldığı bir mail ile birden kendini bu cinayet serisinin içinde bulur. Belki de katilin bundan sonraki adımı onun için atılacaktır.
 
Toskanalı Mario Mazzanti, Milano’da doğmuş, Tıp fakültesi mezunu (bunu romanında kanıtlarcasına yazdığı ayrıntılardan anlayabiliyoruz) yazar, sinema, edebiyat, opera ve satrançta ilgilenmekte ve İngiliz mastiff cinsi dev köpeği Homer ile birlikte yaşamaktadır. Kitapta yazar hakkında bildirilen bu biyografi, yazarın “Şah Mat” romanında neredeyse her yere dağıtılarak cümleler arasına yerleştirilmiş ve kendi hakkındaki bilgileri romanı içine adapte etmiş.
 
Polisiye romanları, içinde farklılık ve düzgün bir edebiyat anlatımı barındırdığında ilgimi çeker. “Şah Mat”, Amerikan filmlerinde görmeye alıştığımız sahnelerin roman haline dönüştürülmüş şekli diyebilirim. Şu filmlerde sıkça karşılaştığımız, orijinal dilinden çevirideki küfürlerin yerine “kahretsin, lanet olsun” gibi cümleleri de sıkça karşılaşıyoruz. Kitap hakkında satış sitelerinde oldukça fazla iyi yorumu var. Bu nedenle de tercih edip aldığım bir roman olmasına rağmen, aradığım heyecanı bulduğumu söyleyemeyeceğim. Belki de o kadar iyi yorumlardan sonra, daha iyi bir eserle karşılaşacağımı düşünmüşümdür. Başı ile sonu arasında bir bağlantı kuramıyor, sonu için bir yorum yapamıyorsunuz (içinde katilin kim olduğu arayışı genelde agatha christie romanlarında oluyor). Ayrıca ayrıntıların bir kısmı bana kitabı uzatmak için yapılmış düşüncesi verdi. Yazarın ilk romanı olarak düşünüldüğünde, kitabı başarılı bulacağımız kesin. Okuyucu olarak çok beğenenlere saygı duyaraktan, aynı düşünceyi paylaşamayacağımı belirtmek isterim.
 
Emre Türker
 
Kaynak:
Mazzanti, M. (2011). Çev. Yıldırım, G.A. "Şah Mat". İstanbul: Sonsuz Kitap (1. Baskı, 2011).

07 Eylül 2014

Rüzgarın Gölgesi

Orijinal Adı: La Sombra Del Viento
Sayfa Sayısı: 527
Yazar: Carlos Ruiz Zafon
Çeviren: Mustafa Karabiber
Kitap Boyutu: 13,5 x 21,5
Yayınevi: ALTIN KİTAPLAR

Annesini kısa bir zaman önce kolera salgınından kaybetmiş Daneil’i, babası “Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı” adını verdikleri dev bir eski kitap deposuna götürür. Bu dev kitap deposu, kapanan ya da unutulmaya terk edilen kitapların bir araya toplandığı bir çeşit merkez gibidir. İyi bir sahaf olan babası, 11 yaşındaki Daniel’den kendisine bir kitap seçmesini ve seçtiği kitaba sahip çıkmasını ister. Bu sorumluluk çok önemlidir. Daniel, rafların birinde “Rüzgarın Gölgesi” adında bir kitap bulur ve korunması gereken bir kitap seçimi için onun çok uygun bir seçenek olduğuna karar verir. Kitabı yanına aldıktan sonra Daniel, Rüzgarın Gölgesi’nin yazarı Julian Carax hakkında kitapçı babasına sorular soracak, ama babasının yazarı tanımamasını hayretle karşılayacaktır. Bunun üzerine yazarı Julian Carax hakkında bir araştırma yapmaya karar verir. Bir süre sonra Rüzgarın Gölgesi’nin eşi benzeri olmadığı, piyasadaki tüm Julian Carax kitaplarının ortadan kaybolduğunu ve yazarın geçmişi hakkında kimsenin bişey bilmediğini öğrenir. O zamandan sonra Daniel, bu gizemli yazarı bir şekilde bulmaya karar verir. Bu karar, sırların ortaya çıkmasıyla birlikte Daniel’in de hayatını tümüyle değiştirecektir.

Kitabın konusunun geçtiği yer olan Barcelona’da zaman, 1900’lü yıllardır. 1930’lu yıllarda General Primoderivera’nın, İspanya’daki ayaklanma sonrası yönetimi ele alarak diktatörlük kurması, sonrasında Cumhuriyetçilerin seçimleri kazanması ve ardından kanlı savaşların yaşandığı İspanya İç Savaşı ve yine savaş sonrası General Francisco Franco’nun diktatörlüğünün başladığı yıllar, kitabın zaman dilimlerinde yer bulmaktadır. “Altın Kitaplar” gibi köklü bir yayınevinden çıkan kitap, iyi bir çeviri ve kelime/imla hatasızlığı sayesinde keyifle okunuyor.

25 Eylül 1964 doğumlu yazar Carlos Ruiz Zafon’un romanları 45 ülkeden yayınlanmış, 30’dan fazla çevirisi yapılmış. Javier Sierra ve Juan Gómez-Jurado ile birlikte çağdaş İspanyol edebiyatının en başarılı yazarlarından biridir (wikipedia).

Kitap, klasik bir çocuk romanı gibi başlayıp, ardından gizemli bir gerilime ve sonrasında heyecanlı bir polisiyeye dönüşüyor. Kitabın her ayrıntısı özenle hazırlanmış. Bazı kitaplarda bölümler vardır, okuduktan sonra kitapla ilgili hiçbir bağlantı kurulamaz. Çünkü bu anlatımlar veya tasvirler, kitabın içeriğini zenginleştirmek için yazılmıştır. Fakat bu romanda bunları söylemek mümkün değil. Hiçbir ayrıntıyı atlamadan okumak gerekiyor. Çünkü yazar tüm olanları birbirine dikkatle bağlamış durumda. Özellikle son 150 sayfayı bırakamadığımı ve bu nedenle geceyi uykusuz geçirdiğimi söylemek isterim. İyi bir kitap arayanlara tavsiye ederim.

Emre Türker


Kaynakça:
Wikipedia. Link: http://tr.wikipedia.org/wiki/Carlos_Ruiz_Zaf%C3%B3n. (Erişim Tarihi: 07.09.2014).
Zafon,  C.R. (2013). Çev. Karabiber,  M. “Rüzgarın Gölgesi”. İstanbul: Altın Kitaplar.

31 Ağustos 2014

Ölüm ve Ölümden Sonraki Hayat

Kabir-Kıyamet-Cennet-Cehennem
Sayfa Sayısı: 398
Yazar: İmam-ı Gazâli
Çeviren: Ali Fuat Arslan
Kitap Boyutu: 13,5 x 19,5
Yayınevi: SAADET YAYINEVİ

İmam-ı Gazâli’ye ait ilk olarak okuduğum bu kitap, ölüm ve sonrası ile ilgili İslam alimlerinin sözlerini, hadisleri ve ayetleri içeren ve onları bir sıra doğrultusunda okuyucuya sunan bir eser.

Kitap, kabirde kıyamete kadar ölüm anında insanların neler göreceği ve nasıl bir yoldan geçeceğini anlatmakla başlıyor. Sonrasında kıyamet anı ve ardından Sırat Köprüsü’nden geçiş ile birlikte cennet ve cehennemin anlatımı başlıyor. Kitabı okudukça biraz ürkmeniz normaldir. Çünkü her anlatımda hayat imtihanıyla ilgili bildirimler yapılıyor. Bu denli düşünceleri başka kaynaklardan dinlemiş ya da okumuş olsam da, hiç bu kadar ayrıntılı bir eserle karşılaşmamıştım. Yazarın düşüncelerinden çok, ilmi bilgilerin bu kadar ayrıntılı toplanması ve özenle hazırlanması benim dikkatimi çekmiştir. Üstelik kaynak kitaplar biraz sıkıcı olurken, bu kitapta sıkıcı bir anlatım yok. Çünkü İslam alimlerinin de sözlerine yer verildiğinden ve bunlar mantıklı bir sıra ile açıklandığından, bir sonraki sayfada ne olduğunu merak ediyorsunuz. Bazı dini kaynaklarda yazarlar tehditvari anlatımda bulunurken, bu kaynakta neler ayet ve hadislerle anlatılmışsa, onların açıklamaları kelimelere dökülmüş.

 İmam-ı Gazâli, Hicri 450 (miladi 1050) yılından doğmuş bir İslam alimi diyebiliriz. Zamanın üstün zekalarından biri olarak bilinen İmam-ı Gazâli, Nizamiye Üniversitesi’nde rektörlük yapmış, üçyüzü aşkın eser yazmış. Bu kitaplardan pek çoğu, yapılan savaşlar sırasında yanıp kül olduğu belirtilmektedir. 55 yıllık ömrünün son günü, sabah namazı vaktinde abdest aldıktan sonra kefen istemiş, kefeni öpüp yüzüne sürmüş ve başına koymuş. Ardından “Ey benim Rabbim. Malikim. Emrin başımın üstüne” diyerek namaz kılmak üzere odasına geçmiş. Odasından çıkmadığı görülünce, 3 kişi tarafından odasına girdiğinde, İmam-ı Gazâli’yi kefenini giymiş ve yüzünü kıbleye dönerek ruhunu teslim ettiğini görmüşler (Gazali, 2013).

Bin yıllık eserlerin sadeleştirilmiş hallerini okuyunca, pek çok İslam kitaplarında bulunan yazım hataları, ağır teleffuzlar ve anlaşılması güç kelimelerle eserleri ne kadar sıkıcı hale getirdiklerini görmüş ve kıyaslamış oluyorsunuz (sadeleştirenlerin de önemi büyüktür). Bu kitapta böyle dil ağırlıkları yok. Kendisinin zekası şüphe götürmez. Konu hakkında ilgi duyanlara tavsiye edebilirim.

Emre Türker

Kaynakça:
Gazali, İ. (2013). Çev.  Arslan, A.F. “Ölüm ve Ölümden Sonraki Hayat & Kabir-Kıyamet-Cennet-Cehennem”. İstanbul: Saadet Yayınevi

22 Ağustos 2014

Hz. Peygamber

Roman Tadında Siyer
Kitap İsmi: Hz. Peygamber
Sayfa Sayısı: 670
Yazar: Zeynel Abidin Rahnuma
Çeviren: Cemil Sönmez / Prof. Dr. Hayati Aydın
Kitap Boyutu: 13,5 x 21
Yayınevi: DİYANET VAKFI YAYINLARI

Kitap 3 kısımdan oluşuyor. 1. Bölüm “Allah Resulü’nün doğumu öncesinden, peygamberlikle görevlendirilmesine kadar”, 2. Bölüm “peygamberliğin gelişinden Hicret’e kadar”, 3. Bölüm ise Allah Resulü’nün Medine’ye hicretinden vefatına kadar” olan kısımlardır.

“Siyer, İslam dini literatüründe peygamberlerin, din büyüklerinin ve halifelerin hayat hikâyesidir. Siyer, divan edebiyatında sadece din büyüklerinin değil, hükümdarlar gibi önemli kişilerin hayat hikâyesi anlamında da kullanılır. Kısası Enbiya, hilye, mevlid, şemail kitapları Siyer başlığı altında ele alınan yazım çalışmalarıdır” (Vikipedi). Bu kitap da bir siyer çalışmasıdır. “Bu eser, İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçiliği Kültür Müsteşarlığı tarafından yapılan yarışmada 2006 yılı I. En güzel Farsça-Türkçe Çeviri Ödülü ikinciliği kazanmıştır” (Rahnuma, 2013: iç kapak).
Kitabın kapağı gösterişli kapak yapımlarından uzak, sadece içerik zenginliğiyle kendini göstermektedir. Kitabın yazarı İranlı gazeteci Zeynel Abidin, özenle araştırarak hazırladığı bu kitapta, tarihle birlikte efsanelere de yer vermektedir. Aldığı kaynakları ilgili sayfalarda dipnot olarak belirtmektedir. Hz. Muhammed’in hayatı içinde pek çok mucize bulunduğundan, kitabın içeriğinde bunlara yer verilmesi gayet doğal.

Peygamber Hz. Muhammed’in hayatı ile ilgili bir kitap okumak istiyorsanız, bu kitaptan büyük keyif alacaksınız. Kitapta yazım hatasına rastlamadım. Noktası virgülüne kadar özenle düzenlenmiş ve iyi bir Türkçe çeviri ile okuyucuya sunulmuş. Bir roman havasındaki akıcı dili sayesinde, kesinlikle sıkılmıyorsunuz. Özellikle onun yaşam hikâyesi ve kişiliğini yansıtan bu kitapta, İslamiyet adına yapılan savaşlar, son bölümlere sıkıştırılmış. Tartışılacak bölüm varsa, o da son kısım diyebiliriz. Çünkü Şiî otoritelerini ve kaynaklarını kullandığı için, Peygamberlik sonrası halifelik kısmında bir takım farklı söylemlerde bulunuyor. Bu farklılık sebepleri ise kitabın ilgili sayfasında ayrıntılı olarak dipnot şeklinde uzun uzun açıklanmaya çalışılmış.

Emre Türker

Kaynakça:
Rahnuma, Z.A. (2013). Çev. Sönmez, C. ve Aydın, H. “Hz. Peygamber”. Ankara: Diyanet Vakfı Yayınları.
Vikipedi. “http://tr.wikipedia.org/wiki/Siyer” Erişim Tarihi: 22.08.2014)

07 Ağustos 2014

Orman

Yazar: Harlan Coben
Sayfa Sayısı: 525
Kitap Boyutu: 13,5 x 21
Çeviren: Elif Sezginci
Yayınevi: Martı Yayıncılık
 
İlçe savcısı Paul Copeland’ın yanına iki polis gelir ve kendisine birtakım sorular sormak istediklerini söylerler. Manolo Santiago isimli bir adamın ölü bulunduğunu, cinayeti araştırdıklarını ve bu adamla ilgili bir yakınlığı olup olmadığı öğrenmek isterler. Paul, bu ismi hiç anımsayamamıştır. Fakat iki polis, onun bir şeyler bildiği konusunda ısrarlıdır.
 
Cesedi teşhis etmek üzere polisler, Paul’u morga götürür. İlk başta ceset hiçbir şey ifade etmeyecektir. Fakat adamın sol kolunda bulunan yara izi, Paul’un gençlik yıllarını deşmeye başlar. Gittikçe canlanmaya başlayan hatıralar, zamanla gizli gerçekleri ortaya çıkaracaktır.
 
Kitabı birkaç sene önce bir indirimden almıştım. Yazar Harlan Coben’in okuduğum ilk kitabı. Sıradan bir polisiye romanı gibi görünen ve ucuza edindiğim bu kitaptan beklentim çok düşüktü. Fakat son yıllarda en hızlı bitirdiğim romanlardan biri oldu. Beklentimin çok üstünde bir polisiye gerilim romanı. Bazı konuşmalar klasik Amerikan filmlerini andırıyor. Hatta filmi çekilsin diye yazılmış bir kitap olarak düşünebilirsiniz. Fakat bu, kitabın genel olarak sizi içine çekmesini engellemez. Kesinlikle tavsiye ederim. Okuyunca pişman olmayacaksınız.
 
Emre Türker

28 Mart 2014

Freud'a Ne Yaptık da Çocuklarımız Böyle Oldu?

Ana Babalara Notlar 
Yazar: Catherine Mathelin
Sayfa Sayısı: 144
Kitap Boyutu: 16,5 x 21
Yayınevi: Kitap Yayınevi

Fransız psikanalist Catherine Mathelin, biraz alışılmışın dışında tutabileceğimiz tarzda, çocuk ve aileler arasındaki iletişim bozukluğu, aile arası dengesizlikler, çocuk yetiştirme ve mutluluk gibi kavramlarını ele alarak, bir çeşit piyes ve bu oyunların sonunda yapılan değerlendirme okumaları yapmış.


Kitabın birinci bölümü, günümüz Paris’inde geçen bir tiyatro sahnesinin oyuncularının tanıtımıyla başlıyor. Yazarın kurguladığı oyunda, oyuncularımızın hayatı bir hayli karışık. Bekar anne, onun oğlu, üç evlilik yapmış ve bunlardan çocukları olmuş başka bir anne, onun kocaları ve çocuklarla olan ilişkiler. İlk başlarda bu ne saçmalık böyle diye düşünebilirsiniz. Çünkü oyunda abartı derecede karmaşık ilişkiler ve abartı konuşmalar var. Fakat bu konuşmalar, konunun anlatımı için gerekli. Bu gerekliliği, oyun anlatımı sonundaki notlardan anlıyoruz. Çünkü yazarımız piyes anlatımlarında; kıskançlık, otorite, yeniden evlilik, boşanma, üvey ebeveynler, tek başına çocuk büyütenler, ergenlik ve psikanaliz değerlendirmeleri üzerinde çalışmalar yaparken, bu abartı oyunları çok güzel konuya bağlıyor. Her oyunun sonunda “Psikanalize Meraklı Ana Babalara Notlar” isimli bir konu başlığı altında, kitapta sahnelenen oyundaki örnekleri gerçek örneklerle pekiştiriyor. Çalışmaları sonunda çocuklardan ve ailelerden aldığı örnekleri bolca okuyucuya sunarak, istediğini aktarma konusunda oldukça başarılı oluyor.

Kitabı okumak için illa bir aile ve ebeveyn olmanız gerekmez. Çünkü bir oyun içinde ailelere bakış açısı sergileniyor. Yazarın kendisinin de belirttiği gibi, o aileleri ve çocukları düzeltmeye çalışmıyor, onları normal durumlarını bulmaları için yol gösteriyor. Çünkü danışmanlık almak isteyen ailelerin durumları ne kadar benzerlik gösterse de, her birinin reçetesi diğerine iyi gelmeyebiliyor. Bu nedenle de onlar kendi doğrularını bulmaları gerekiyor.

Yazarı hem bir mesleki uzman olarak, hem de bir yazar olarak çok başarılı buldum. Kitabı okurken keyif aldım. Sonuçta okuyucusuna farklı bir bakış açısı sunuyor. Klasik reçete kitaplarından farklı bu tarzı meraklılarına önerebilirim.


Emre Türker

18 Mart 2014

SOS! Ana Babalara Yardım

Yazar: Lynn Clark
Sayfa Sayısı: 268
Kitap Boyutu: 13,5 x 19,5
Yayınevi: Evrim Yayınları

Çocuklar yaklaşık 2 yaşından sonra öfke nöbetlerine tutulabiliyorlar. Bazı zamanlar onları sakinleştirmek mümkün olmuyor. Onları sakinleştirelim derken işleri daha da çıkmaza sokabiliyoruz. Durum öyle bir hale geliyor ki, çocukları dize getirelim derken çocuklar anne ve babalarını yönetmeye başlıyor. Bunu da ağlama krizleri, inatçı tutumları ve kararlı davranışlarıyla yapıyorlar. Peki çocuklarla daha iyi nasıl anlaşma yoluna nasıl gidebiliriz, onlara sözümüzü nasıl dinletebiliriz?

Bu kitap, anne-babalara MOLA adı verilen bir çeşit ceza yöntemini öğretmek üzere hazırlanmıştır. Ceza, onlara şiddet uygulayarak değil, kararlılık ve bu kararlılıkta gösterilen sakin bir ruh haliyle mümkün olacaktır.

Mola yöntemi nedir? Nasıl uygulanabilir? Kitaba göre, 2 yaşından sonra hemen her çocuk için bir mola yöntemi uygulanabilir. Bu yöntem, çeşitli farklılıklarla yaklaşık 12 yaşına kadar sürdürülebilmektedir. Fakat her istenmeyen davranış için mola yöntemi uygulanmaması gerektiği, hangi durumlarda uygulanıp hangi durumlarda uygulanamayacağı da maddeler halinde açıklanıyor.

Kitabın yazarı bir klinik psikolog. Yazdığı kitap öyle rağbet görmüş ki, birçok dile çevrilmiş. Çalışma yalnız bir ülke için değil, uluslararası geçerliliği kanıtlanmış bir çalışmadır. Profesör Lynn Clark, bu yöntemi kendi çocukları üzerinde de kullanmış. Ceza uygulamasıyla onları yola getirmek değil, çocuğun davranışlarında kişisel uyumu sağlamaya çalışmak amacı güdülmelidir.

Yankı Yazgan, yurtdışında görev yaptığı bir yerde bir çocuğu sakinleştirmekte saatlerini harcayınca, bir hemşire ona yol göstermesi için bu kitabı öneriyor. Kitaptaki uygulamalarla oldukça yol kat ettiğini gören Yankı yazgan, bu kitabın Türkçe’ye de çevrilmesi gerektiğini düşünüyor ve çeviri işini de babası Gültekin Yazgan’a bırakıyor. Ülkemizde TRT ekranlarında öfke nöbetleri geçiren çocuklar için aileleri işbirliğiyle mola yöntemi üzerinde durmaya çalışan DADI programı, bu uygulamaları içermektedir.

Kitabın güzel karikatürlerinin çizeri John Robb, anlatımı ayrı bir hava katmış. Okurken sıkılacağınızı düşünmüyorum. Uygulamalar bölüm bölüm verilmiş ve her bölüm sonunda konuyu özetleyen notlarla düşünceler pekiştirilmeye çalışılmış. Kitabın tamamını okuduğunuzda yöntem iyice akıllara yerleştirilmiş olacaktır. Fakat bu uygulamayı da çalışmak gerek.

Her bölümün başlangıcında bir karikatür bulunmakta ve bu karikatür, bölümlerin içeriği hakkında bir olayı anlatır güzellikte hazırlanmış. He bölüm içinde bol bol örnek var. Bu örneklerde uygulamaların nasıl yapıldığı, kararlılığın nasıl uygulanacağı üzerinde okuyucuya fikir veriyor. Kitaptaki uygulamalar için anne-babaların bir mutfak saati edinmesini isteyen yazarın belirttiği saat, şu çevirerek kurulan türden, tık tık tık diyerek ses çıkaran ve sonunda kurulmuş saatin zııııır sesini çıkaran zamanlayıcıdır.

Kitapta kendimce gördüğüm iki hatayı belirtmek isterim. 1.si, “A kategorisindeki davranış için mola uygun değildir” diyor ama maddeleri belirtmesinin ardından bu kategorinin mola için uygun olduğunu belirtiyor. Bu arada A kategorisi mola için uygun olan kısım (56. Sayfa ile ilgili görüntü yer almaktadır.). Diğer ise 98. Sayfadaki mola yöntemi örneğinde, çocuğun molayı öğrenmesi sırasında bir beslenme sorununu görmezden geliyor. Çünkü burada kola içilmesine onay veriliyor.

Kitap genel anlamda molanın anlatımında oldukça başarılı. Bu yöntemi, kitabın hakkını vererek okuduğunuzda öğreneceğiniz kesin ama ne derece uygulayabilirsiniz, onu zaman gösterecek. Diğer çocuk eğitim kitaplarında çok fazla yöntem hakkında bilgi bulamazsınız. Bu yöntemi öğrenmek için kitabı tavsiye edebilirim.


Emre Türker

06 Mart 2014

Aile Danışma Kuramları ve Teknikleri

Yazar: Doç.Dr.Şahin Kesici, Eda Köklü Bayrakcı, Abdullah Mert, Uzm.Dr.Cenk Kiper
Sayfa Sayısı: 175
Kitap Boyutu: 13,5 x 19,5
Yayınevi: Nobel Yayınları
 
Aile danışmanlığı ile ilgili kitaplar; Sosyal Hizmet, Sosyoloji, Hemşirelik, Psikoloji, PDR (Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Tıp ve Çocuk Gelişimi gibi farklı dallardan mezunlara da Aile Danışmanı olma şansı veren 4 Eylül 2012 tarihli Aile Danışmanlığı Yönetmeliğine bağlı kalınarak üniversitelerin düzenlediği sertifikalı eğitim programından sonra hızla çoğalmaya başladı. Bu da o dalda eksikliği doldurmak üzere hazırlanmış kitaplardan biri.
 
Aile danışmanlığı, önceleri sadece psikoloji dalında eğitim görmüş ve bu konuda uzmanlaşmış kişilerin uyguladığı bir programdı. Konusuna uygun olarak, ilgili dallarda lisans eğitim almış yukarıda belirtilen meslek dallarının da bu uygulamalara katılabilmesini sağlayan bir programla, artık pek çok kişi de alanda çalışabilmektedir. Fakat bu o kadar da kolay olmasa gerek. Çünkü bu programları bitirmek, kişilerin alanda uzmanlaşması için yeterli değil. Bu durumla ilgili çalışmaların içinde bulunmak, alan üzerinde yazılmış kitapları fazlasıyla okumak, hatta okuduklarını tekrar ederek bilgileri pekiştirmek gerek. Çözüm Odaklı, Öyküsel, Bilişsel Davranışçı, Psikoanalitik, Yaşantısal, Yapısal, Bowen ve Sistematik aile danışmanlığı gibi pek çok yöntem, bu dal üzerinde uygulanmakta, danışmanlar, kendilerine ya da danışanlarına bu uygulamalardan birini ya da birkaçını eklektik olarak hazırlamakta ve aile üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Ailenin düzenini yeniden yapılandırmak, yeniden çerçeve oluşturmak veya iletişimde pozitif çağrışımları aileye öğretmek gibi önemli uygulamaları kullanabilmek için, bu etkisi kanıtlanmış uygulamaları iyice bilmek önem arz etmektedir.
 

Şahin Kesici’nin editörlüğünde hazırlanan bu kitap/kitapçık, Bowen, Virginia Satir (yaşantısal), Milan Grubu Sistemik ve çok yeni olan İmago Terapi üzerinde bilgi veriyor. Özellikle Bowen ve Satir’in modelleri ayrıntılı olarak işlenmiş. Fakat bu kitap tek başına yeterli değildir. Yararlı olabilmesi için, bu konu hakkında öncelikle gerekli eğitimi almış olmalı ve sonrasında bu bilgileri pekiştirmek için kitabı okumalısınız. Nitekim bilgiler de danışmanlara ışık tutmak için düşünülmüş. Kitabın arka yüzünde bu durumu belirtmek için, “Türkiye’de ailelerle çalışan ve ailelere psikolojik danışma hizmeti veren meslek elemanları için vaka örnekleriyle birlikte aile kuramlarının anlaşılmasına yönelik önemli bir ihtiyacı karşılayacağı düşünülmektedir” yazılmıştır.
 
Aile danışmanlığı, daha öncelerden sadece konusunda uzman olan psikolog ya da psikiyatristlerin bildiği bir ayrıntı olduğundan, piyasada orijinal dilinden Türkçeye çeviri çok fazla kitap yoktu. Hatta Virginia Satir’ın “İnsan Yaratmak” kitabı Türkçeye çevrilmiş ve piyasaya sürülen baskısı tükenmiş olmasına rağmen, yeni baskısı satışa sunulmamıştır. Onun bilgilerini ancak terapi kitaplarının içindeki konu anlatımlarında bulabiliyoruz (muhtemelen yakın zamanda yeni bir çevirisi ya da baskısı gelecektir.) Fakat bir başyapıt olan ve 2012 yılında yine uzman psikologların bir araya gelerek çevirdiği PDR yayınlarından çıkan Samuel T.Gladding’in “Aile Terapisi Tarihi, Kuram ve Uygulamaları”, alanda büyük bir eksikliği gideriyor. Konu hakkında sertifika sahibi biri olarak, çıkan kitapları okumaya ve elimden geldiğince tanıtmaya devam edeceğim.
 
Şahin Kesici ve arkadaşlarına, teşekkürler. Sonuçta uygulamaları, vaka örnekleri ve anlatımları oldukça güzeldi.
 
Emre Türker

27 Şubat 2014

Çocuklar Üzülmesin

Çocuklarımızı acılardan nasıl koruyabiliriz?
Yazar: Rosemary Wells
Sayfa Sayısı: 146
Kitap Boyutu: 14 x 21
Orijinal Adı: Helping Children Cope With Grief
Yayınevi: Rota Yayınları
 
Bir çocuk, aileden birini kaybettiği zaman ona nasıl davranmamız gerekiyor? Çocuklarla ölümü paylaşmalı mı, yoksa onları bu konumdan uzaklaştırmalı mıyız? Böyle bir acı yaşandığında profesyonel bir yardım mı almalı, yoksa yakınlarımıza mı başvurmalıyız? Çocukları nasıl yetiştireceğimiz, bir sorunları olduğunda onlara nasıl yaklaşabileceğimiz, ya da onları nasıl anlayabileceğimizle ilgili birbirine benzer pek çok kitap var ama bu kitaplar, Rosemary’nin anlattıklarından çok farklı.
 

Rosemary Wells, bir psikolog, bir uzman ya da hekim değil. Kitaptaki kısa biyografisinden yola çıkarsak; “Çocukluk ve gençlik yıllarını İskoçya ve İngiltere’de geçirmiş, evlendikten sonra ise Afrika’ya yerleşmiştir. Tekrar İngiltere’ye döndüğünde ise, artık üç çocuklu bir duldur. Önceleri öğretmenlik yapmış, okullarda ve yetişkin eğitimlerinde deneyimlerini aktarmıştır, ancak şimdi asıl işi kitap yazmaktır.” Yaşadıklarına giriş olarak ise şöyle yazıyor: “Hiçbirimiz kendimizin ya da çocuklarımızın bir krizi nasıl karşılayacağımızı önceden bilemeyiz. Ben hepsini bir arada büyüttüğüm üç çocuğumun, babaları bir sabah onlar okuldayken aniden öldüğünde tümüyle farklı tepkiler gösterdiklerini gördüm.” Rosemary Wells, yaşadıkları derin kederi fark ederek çocuklarını çaresizlik hissinden kurtarmak için, onların bu durumla nasıl başa çıkmaları konusunda profesyonel yardım almış ve terapilerini, deneyimlerini de kalemiyle güçlendirmiş ve çevresine bu yazdıklarıyla ışık tutmak istemiştir. Piyasada örneği sık görülmeyen bu kitap, uzman terapistlerin ders kitaplarından farklı bir şekilde okuyucularına kucak açıyor. Anlattığı konular, kolay anlaşılır ve verdiği örnekler de kolay hatırlanabilir düzeyde.
 
Kitap, ölümün hastalık nedeniyle, intihar, ani gelen veya beklenmeyen ölümleri de içine alarak, farklı kültür ve yaklaşımlarda nasıl bir duruş sergilenmesini detaylandırıyor.
 
“Anlayan biriyle konuşmak. Acılı bir çocuğun tüm istediği temelde budur. Eğer konuşabiliyor ve dinleyebiliyorsanız küçük bir çocuğun yasının içinde boğulmasına, kendisini ileride huzursuz bir yetişkin olmaya götürecek bir yalnızlığın içine hapsetmesine pekâlâ engel olabilirsiniz” diyor Rosemary Wells…
 
Bu kitabı, Aile Danışmanlığı eğitimi aldığım zamanda eğitimcimiz “boş sandalye tekniği” ni anlatırken önermişti. İnsan okurken bir şekilde üzülüyor ama bunu hayatın bir gerçeği olarak kabul ettiğimizde, ne kadar önemli bir kaynak olduğunu daha iyi anlayabiliriz.
 
Emre Türker