31 Mart 2010

Mesleksiz Üniversite Mezunları

Seyyar Satıcıya Üniversiteli Satış Uzmanı Aranıyor!
Gelir standartlarında okul getirisinin oranı gittikçe düşüyor. Çünkü tıp gibi uzmanlık gerektiren işler haricinde, mesleğe uygun yetiştirme programlarıyla alternatif çözümler üretmek mümkün. Üniversite mezuniyetinin önemi, artık kültürel ve sosyal yönle sınırlı kalmaktadır.

Girişte anlatılanların, “üniversitenin gereksizliği” şeklinde algılaması hatalı olacaktır. Örneğin, bir bankada memur olmak için geçmişte lise mezunu olmanız yeterliyken, şimdilerde yüksekokul ve/veya lisans durumları “tercihen” olarak nitelik taşımaya başlamıştır. Nüfusla beraber okul ve bölüm sayısının artması, aranan özellikler konusunda çitayı yükseltiyor. Yakında seyyar satıcıların “portatif satıcıya üniversiteli pazarlama uzmanı aranıyor” ilanını görmek sürpriz olmayacaktır.

“Bu şirket benim sayemde yürüyor, ben olmazsam onlar bir hiç” anlayışı bitmiştir. Önceden şirketin kalifiye elemanları ne kadar patronlarına rest çekebilse de, artık devir değişti. Şimdilerde her gidenin yerine, yeni bir alternatif kolayca bulunabilmektedir. Sanayi devrimi ve teknolojik gelişim, herkesin her işi yapabilmesine olanak tanıyor. Avrupa ülkeleri, 18. yüzyılda makine devrimini insanın aleyhinde kullanarak, bu değişimi başlatan isimler olmuştur.

Kısasa kısas yöntemi, çatışmacıdır. Çatışmada birileri mutlaka kaybeder. Güç daha çok paranın yanındadır. Ancak para, iyi işletildiğinde kazandırır ve iyi işletme, firmanın personelini kazanmasıyla sağlanır. Dolayısıyla çatışmak değil, birlikte hareket ederek ilerlemek gerekir.

Eğer şirketinizde saygın ve bilinir şekilde tanınmak istiyorsanız, farkı yakalamalısınız. Üniversite mezunu olmanız bir fark değil, gerekliliktir. Kâr sağlayacak düşünceler, bireysel gelişim, eğitim ve teknoloji gibi kavramların takibiyle mümkün olacaktır.

Emre Türker

Picture: deviantart

30 Mart 2010

A Christmas Carol (2009)

Türkçe Adı: Yeni Yıl Şarkısı
Tür: Animasyon / Dram / Fantastik
Yönetmen: Robert Zemeckis
Süre: 98 dakika
Oyuncular: Jim Carrey, Gary Oldman, Robin Wright Penn, Colin Firth, Cary Elwes, Daryl Sabara
Ortağı Jacob Marley ölünce, şirketin tamamı Ebenezer Scrooge’ya (Jim Carrey) kalır. Varlıklı olmasına karşın Scrooge; asık suratlı, cimri ve yalnız biridir. Yardımcısı Bob’u boğaz tokluğuna ve izinsiz çalıştıran Scrooge, 1800’lü yılarda halkın sefaletine de kayıtsız kalmaktadır.

Ortağının ölümünden yedi yıl sonra, Jacob Marley’in hayaleti noel arifesinde ortaya çıkar. Onu uyarmak üzere geldiğini söyleyen Marley, gitmeden önce üç hayaletin daha kendisini ziyaret edeceğini haber verir. Hayaletler, Scrooge’nın acımasız ve mutsuz ifadesini değiştirmek için yol göstermeye çalışacaklardır.

Forest Gump filmiyle Oscar almış yönetmen Robert Zemeckis’in Motion Capture (Hareket Yakalama) tekniğiyle çektiği bu film, bir çeşit ders verir nitelikte. Charles Dickens’ın aynı adlı romanından beyazperde uyarlanmıştır.

Emre Türker

Picture: impawards

29 Mart 2010

Herkes Dizilerde Yaşıyor Hayatını

Günde en az 3 saat boyunca televizyonunuz açık kalıyorsa, hayatınızın tüm parçaları size ait değildir. Günün kritiğinin yapılması, akşam yapılabileceklerinizden kaçırdıklarınızı veya herhangi bir aktiviteden yoksunluğu, ancak televizyonu kapattıktan sonra anlayabiliyorsunuz. Önce kısa bir sessizlik oluyor. Biraz boşluk, can sıkıntısı ve sonunda düşünceler başlıyor. İşte o an, iyi ya da kötü kendinize geliyorsunuz.

Geçmişi ne kadar tanıdığınız, biraz farkındalık, biraz da yaşanmışlıkla alakalıdır. Eğer televizyonun 24 saat açık olmadığı dönemleri gördüyseniz, yaşamın hallerini karşılaştırma olanağına sahipsiniz demektir. Örneğin çocukluk yıllarında anne, gündüz vakitlerini komşularla geçirirdi. Akşamları aile gezmeleri olurdu. Çocuklara oyun ve oyuncaklarla hayallere dalar, aile fertleri kendi aralarında saatlerce sohbet ederlerdi. Her bireyin kendine göre özel bir hayatı vardı. Yani her yaşanmışlık kendine göre özeldi. Sohbetler sırasında anlatılanlar o kadar çeşitliydi ki, her seferinde yeni bir şeyler öğrenebilirdiniz.

Televizyon açık değilken, pencereden dışarıyı seyrederek sokaktan haberdar olurdunuz. Daha fazla kişiyi tanır, daha sıcakkanlı davranırdınız. Selam vermenin ve selam almanın önemini bilirdiniz. Gülümsemek için kişisel gelişim derslerine ihtiyaç duymazdınız. Psikologların görevini arkadaşlarınız veya aileniz devraldığından, farklı kişilerden yardım gereksinimi duymaydınız. Öyle ya, bunun bazı zararları da olurdu. Mesela tavsiyeler amatör olduğundan bünye hatalara zorlanır, fakat bundan gerekli dersleri de almasını bilirdiniz.

Bu tarz bir konuşma sırasında, Figen Türker'den beğenerek not ettiğim bir söz: “Herkes dizilerde yaşıyor hayatını…"

Şimdilerde biraz durum tersine gidiyor. Her şeyden haberdar olduğumuzu zannediyor ama kapı komşumuzdan bihaber (habersiz) yaşıyoruz. Hayatımız dizilere göre programlanıyor. “O akşam olmaz, TV’de en sevdiğim dizi var” gibi cümleleri sık duyuluyor. Birilerini anlatmaktan çok, televizyon programlarındaki dramatik sahneler üzerinde tartışıyor, soyut kavramlara gözyaşı döküyor, somutları görmezden geliyoruz. Hayatta sanki bir şeyler gittikçe eksiliyor. Kaynakları doğru tüketemiyor, bu nedenle gittikçe tükeniyoruz. Merak ediyorum da, bu dip nereye kadar gidecek…

Emre Türker

Picture: deviantart

Sex Drive (2008)

Türkçe Adı: Skor Peşinde
Tür: Komedi / Macera
Yönetmen: Sean Anders
Süre: 109 dakika (kesintisiz 129 dakika)
Oyuncular: Josh Zuckerman, Amanda Crew, Clark Duke, James Marsden, Seth Gren, Alice Greczyn, Katrina Bowden, Charlie McDermott, Mark L. Young, Cole Petersen, Dave Sheridan, Michael Cudlitz, Allison Weissman, Andrea Anders, Kim Ostrenko
Yatmak için bir kızla arayan Ian (Josh Zuckerman), çekingenliği yüzünden başarısız olmaktadır. İnternette yazıştığı birinden seks teklifi alınca, hemen plan yapmaya başlar. Arkadaşı Lance (Clark Duke) ile beraber, abisi Rex’in (James Marsden) spor arabasını gizlice alıp yola koyulurlar. Fakat yolda çocukluk aşkı ve komşusunun kızı Felicia’yı (Amanda Crew) görünce, bir şekilde onu da yanlarında götürmek zorunda kalacaklardır.

Filmin uzatılmış kayıt versiyonunda, yönetmen matraklığı arttırmak için, ara sıra filmden alakasız çıplak bir
kadın ortaya çıkartıyor. Cinsellik üzerine yapılmış bol argolu Sex Drive, sonuçta türünü sevenleri eğlendirmeyi başarıyor.

Emre Türker

Picture: impawards

28 Mart 2010

The Box (2009)

Türkçe Adı: Kutu
Tür: Dram / Gizem / Bilim-Kurgu / Gerilim
Yönetmen: Richard Kelly
Süre: 115 dakika
Oyuncular: Cameron Diaz, James Marsden, Frank Langella, James Rebhorn, Holmes Osborne, Sam Oz Stone, Gillian Jacobs, Celia Weston, Deborah Rush, Lisa K. Wyatt, Mark S. Cartier, Kevin Robertson, Michele Durrett, Ian Kahn, John Magaro, Ryan Woodle, Basil Hoffman, Robert Harvey, Gentry Lee, Andrew Levitas, Gabriel Field, Frank Ridley
Virjinya 1976. Nasa’ya bir haber ulaşır. Arlington Steward (Frank Langella) adlı hasta, öldükten sonra dirilerek amacı bilinmeyen bir cihaz yapmıştır. Cihaz, test amaçlı bazı evlere götürülerek bırakılmaktadır.

Sabahın erken saatlerinde Norma (Cameron Diaz) ve Arthur Lewis (James Marsden) çiftinin kapısı çalınır. Kapıya bir kutuyla birlikte bay Steward’ın arayacağına dair not bırakılır. Kısa bir süre sonra Arlington Steward, Norma evdeyken ziyarete gelir ve bir teklifte bulunur. Söylediğine göre, kutudaki düğmeye basması durumunda, dünyanın herhangi bir yerinde tanımadıkların biri ölecek, fakat karşılığında 1 milyon dolar alacaklardır. Eğer düğmeye basmazsa, kutu bir başkasına teslim edilecektir. Lewis ailesi için mali durum kötüleşmeye başladığından, teklif korkunç ama cazip görünmektedir. Acaba tüm bunlar bir oyun mu, yoksa kurulmuş bir düzenin parçası mıdır?

Film tam anlamıyla gizem üzerine kurgulanmış. Sona kadar işin nereye varacağını merak ediyorsunuz. Donnie Darko’nun yönetmeni Richard Kelly’nin esrarengiz yapıtlarından biri olan The Box, gizem ve bilimkurgu sevenlerin dikkatini çekecektir.

Emre Türker

Picture: impawards

27 Mart 2010

Moon (2009)

Türkçe Adı: Ay
Tür: Bilim-Kurgu / Dram / Gizem / Gerilim
Yönetmen: Duncan Jones
Süre: 97 dakika
Oyuncular: Sam Rockwell, Dominique McElligott, Rosie Shaw, Adrienne Shaw, Kaya Scodelario
Dünyada artan enerji kıtlığı, insanları yeni arayışa itti. Sonunda ayda bulunan ve kullanıldığında atık bırakmayan Helyum 3 adlı bir madde keşfedildi. Böylece insanlık, büyük oranda enerji ve atık sorunundan kurtuldu. Maddeyi dünyaya taşıyan firmanın teknolojik yatırımları sayesinde, sadece tek personelle iş yürütülebilecekti. Böylece astronot Sam Bell’le (Sam Rockwell) üç yıllık kontrat imzalandı.

Konuşacak kimseden yoksun, dünyadan sadece kaydedilmiş görüntülerden haberi olan Sam, zor geçen üç yılın ardından eve dönmeye hazırlanır. Sadece iki hafta sonra, eşine ve kızına kavuşacaktır. Fakat yalnızlığın getirdiği fiziksel sorunlarla mücadele eden Sam’in, halüsinasyon sorunu ortaya çıkar. Mevcut durumunu gizlese de, ona her türlü durumda yardımcı olmak üzere üretilmiş süper robot Gerty, anormalliğin farkına varacaktır.

Teknolojinin insanları yalnızlaştırması, duyguların geri plana atılması ve değerlerin yok oluşu gibi durumlardan bahseden, konusu ve içeriği yönünden hayli ilginç bir yapım olmuş. Filmin tamamına yakın bir bölümünü Sam Rockwell, kendi başına götürüyor. Bilim-kurgu severlerin dikkatine sunulur.

Emre Türker

Picture: impawards

26 Mart 2010

Away We Go (2009)

Türkçe Adı: Uzaklara Gidelim
Tür: Komedi / Dram / Romantik
Yönetmen: Sam Mendes
Süre: 98 dakika
Oyuncular: John Krasinski, Maya Rudolph, Carmen Ejogo, Catherine O'Hara, Jeff Daniels, Allison Janney, Jim Gaffigan, Samantha Pryor, Conor Carroll, Maggie Gyllenhaal, Josh Hamilton, Bailey Harkins, Brendan Spitz, Jaden Spitz, Chris Messina, Melanie Lynskey, Colton Parsons, Katherine Vaskevich, Jerome Stephens Jr., Brianna Eunmi Kim, Paul Schneider, Isabelle Moon Alexander, Finnerty Steeves, Stephanie Kurtzuba, Pete Wiggins, Audrey Amey, Shirley Roeca, Tory Wood
Verona De Tessant ((Maya Rudolph) ve Burt Farlander ((John Krasinski), kendi halinde mutlu bir çifttir. Bir kız çocuğu dünyaya getirecek olması, Verona’nın evliliğe karşı olan fikirlerinin değiştirmemiştir. Çocuklarına bakması konusunda Burt’ın ailesinden destek bekleseler de, onlar uzun bir yolculuğa çıkmanın hayali içindedir. Bunun üzerine Verona, yaşadıkları Chicago şehrinden ayrılarak, başka yerlerde hayatlarını devam ettirme hayali kurar. Düzenli işlerinin ve beklentilerinin olmaması nedeniyle, bu hayali gerçekleştirmek üzere hareket ederler.

Aradıkları yeri bulma ümidiyle ilk yolculukları Phoenix’te başlayacak ve tüm tanıdıklar ziyaret edilecektir. Bu sırada başka şehirlerde, başka ailelerin yaşamları ve kendi boşlukları sorgulanacak, sonuca ulaşılmaya çalışılacaktır.

Away We Go, değişen dünyada farklılaşan aile yapıları üzerinde duran dramatik bir komedidir. Yorumsal analizler yaparak, sinemayı daha çok sanat açısından irdeleyenlerin beğenisini kazanacaktır.

Emre Türker

Picture: impawards