23 Temmuz 2009

Olumlu Düşünme

Olumlu Düşünme Hakkında Her Zaman Bildiğiniz Fakat Uygulamaya Koymaktan Kaçındığınız Her Şey
Yazar: Vera Peiffer
ALFA Basım Yayım Dağıtım

Prof. Dr. Haluk Yavuzer editörlüğünde, Daryo Bahar’ın çevirisiyle hazırlanan bu kitap, olumlu düşünceyi okuyucuya yansıtma açısından, türünün en iyilerinden olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Önsözünden itibaren etkisini gösteren Vera’nın düzgün anlatımı, basit görünen bir sarkaç deneyiyle devam ediyor. İnsanları esprili benzetmeleriyle gruplara ayırdıktan sonra, onların hayat içindeki birbirleriyle olan bağlantısına yer vererek, olaylara en iyi tarafından nasıl bakılacağı konusunda güzel tavsiyelerde bulunuyor.

Öncelikle; iletişim, stres, endişe, pişmanlık, yalnızlık, hastalıklar, kıskançlık ve haset konu başlıklarında, olağan sorunları maddeler halinde toplayarak işe başlıyor. Her bir detayı sade yazım diliyle anlatarak, akıllarda yer edecek şekilde duygularınıza iniyor. Konuların sonundaki yazıt ve kısa formlarda, maddeleri sürekli tekrarlarla düşüncenize kazıyarak negatif etkilerden kurtulmanız amaçlanıyor.

Kitabı zevkle okuyacak, ayrıntıları not alıp uyguladığınız takdirde, hayatınızdaki değişen pozitif etkiyi mutlaka hissedeceksiniz. Arşivlerde bulunması gereken, tavsiye edilecek bir kitaptır.

Emre Türker

22 Temmuz 2009

NLP

Yüksek Performansa Ulaşmanın Yeni Bilimi ve Sanatı
Yazar: Dr. Harry Alder
Çeviren: Zarife Biliz
Sayfa Sayısı: 228
Kitap Boyutu: 13,5 x 19,5 cm
Sistem Yayıncılık

NLP, Nöro-Linguistik Programlama (Beyin ve Dil Programlaması), başarılı insan profillerinden yola çıkılarak oluşturulan bir çeşit modellemedir.

Yazar, kitapta belirgin örnekler vererek, NLP’yi düşüncelere yerleştirmeyi hedefliyor. Açılış cümlesinde, felçli Christy Brown’un sadece çalışan sol ayağını kullanmaya azimle, edebiyatta dünya çapında ünlenmesinden oluşan güzel bir örnekle anlatımına başlıyor. Özenle hazırlanan bu yapıt, teorik anlatımların yoğunluğu nedeniyle, konular arasında bağlantılardan kopmanıza neden olabilir.

İletişimde beceri kazanma, kariyer, aklın etkin kullanımı, kalıcı ve bilinçli öğrenme üzerine, oldukça fazla uygulama ve örneklere yer verilmiş.

Son bölümde, kitap boyunca tüm anlatılanların bir çeşit sınaması bulunuyor. 21 günlük eylem planıyla, her gün için ayrı ödev hazırlanmış. Uygulamalar sonunda, okuyucuda olumlu bir farklılık ve arzu edilen hedefe ulaşmak için azmin oluşması bekleniyor.

Emre Türker

Picture: amazon

20 Temmuz 2009

Sigarayı Nasıl Bırakabilirim?

Bir işi başarmak için, önce karar vermek gerekiyor. Kararlı değilseniz, her an vazgeçme ihtimaliniz olacaktır. Öyleyse nasıl karar vereceksiniz? “Ben sigarayı bırakıyorum.” diyerek işe başlayabilirsiniz. Elinizde kalan paketin bitmesini beklemeden, kararınızı hemen uygulamaya başlayın.

Sigara içmek için öyle çok nedenimiz vardır ki, aksi savunulduğu takdirde sinirlenmeye başlarız. Sloganlarımız belli… “Başka eğlencem yok, tek masrafım sigara, içmeyince çok asabi oluyorum, yemekten sonra içmem lazım, çok mutluyum, canım sıkkın, terk edildim, işten atıldım, sınavım kötü geçti vs.” Bunlar gerçek sebepler değil, sadece kendinizi kandırmak için uyguladığınız savunma taktikleridir.

İlk karar aşamasından sonra, kendinizi bir boşlukta hissedebilirsiniz. Bu gayet normaldir. Hatta başınız kazan gibidir ve başka hiçbir şey düşünemezsiniz. Sokakta gördüğünüz her şey, size sigarayı hatırlatır. İşte şimdi ikinci aşama geliyor. “İrademe sahibim. En ufak sorunun ardından, hemen sigaraya sarılacak kadar aciz değilim.” Bu düşünceyi başkalarına söylediğinizde size gülebilirler. Hatta “sen mi sigarayı bırakacaksın, en fazla …. kadar süre tanıyorum. En sonunda başlayacaksın.” diyeceklerdir. Bu sözleri söyleyen, sizin sigara partneriniz olabilir mi? Genelde öyledir. İradenize sahip olun. Birilerine bir şeyleri ispatlamak için değil, kendine inandığınız için kararlarınızı uygulayın.

Sigarayı bırakanların çoğu, çabuk kilo alır. Çünkü el alışkanlığı, onları meşgul edecek farklı alternatifler arar. İlk günlerde, kuruyemiş ve çikolata gibi kalorisi yüksek besinlerle vakit aralarında oyalanma taktikleri uygulanır. Belli aşamalardan sonra aldığınız kiloların moral bozukluğu, sigarayı bıraktığınız için pişmanlık duygusu bile uyandırabilir. En iyisi siz hiç böyle atıştırmalıklarla kendinizi oyalamayın. Okuma alışkanlığınızı geliştirin. Aylık veya haftalık dergiler satın alın. Bir süre sonra ilginizi çekecek birkaç tanesinde karar verecek, diğerlerini de arada bir yoklamaya devam edeceksiniz. Dergilerin haricinde, gazete veya kitap okuyabilirsiniz. Hem oyalanacak faydalı alışkanlık edinir, hem de vaktinizi değerlendirmiş olursunuz.

Sigara, sağlınızı ve paranızı tehdit eder. Günlük ne kadar sigara içiyorsunuz? İçtikleriniz için ödediğiniz miktarı, haftalık, aylık ve yıllık olarak hesapladınız mı? Öyleyse bir kumbara edinin. Kumbara yoksa, alternatif olarak kavanoz kullanabilirsiniz. Her gün sigaraya ödediğiniz miktarı, kumbaraya atmayı alışkanlık haline getirin. Daha önce ihtiyaç duyup almak istediğiniz ama fiyatını yüksek bulduğunuz şeyleri düşünün. Göreceksiniz ki, artık onları almak için ufak tefek birikimler elde etmeye başlamışsınız. Düşünsenize, istediğiniz o pantolon için para harcamaktan çekinirken, belki çok daha fazlasını, içinde bulunduğunuz ay içinde sigarayla tüketmişsiniz. Öyle değil mi?

Sigarayı bırakarak, üstünüze sinen ağır duman kokusundan kurtulacaksınız. Dişleriniz sararmayacak ve ağız kokusunun sigara etkileri ortadan kalkacak. Yalnız bununla da kalmayacak, cebiniz veya çantanızda bir miktar daha yer açacaksınız. Çünkü sigara, ortalama 6’ya 8 cm oranında taşımak zorunda olduklarınız arasında yer kaplar.

İçilen sigara başına uygulanan ceza yöntemi de vardır. Örneğin bir karar alır ve o zamanda sigara içerseniz, ceza olarak bir yere para ödersiniz. Fakat cezalardan daha çok, insanın içindeki inancın gelişmesi gerekir. Ceza, korkutarak caydırma yöntemidir ki, insanın yasaklara karşı doğasındaki asiliği düşünülünce, pek caydırıcı olduğu söylenemez. Sigaranın zararlarını akla kazımak, çok daha doğru olacaktır.

Su ve gerçek meyve suyu gibi vücuda yararlı sıvıları içmeye özen gösterin. Abur cubur yiyecekler yerine, meyve yiyin. Sigarayı bırakmanın ardından, böylece vücudunuz rahatlamaya başlayacaktır.

Unutmamak gerekir ki, sigara geçici keyif veren bir araçtır. Sonrasında bıraktığı yorgunluk ve uyuşukluk, anlık keyfin çok daha önündedir.

Sigara içmeden önce, hayat daha kolaydı. Zorlaştırmayın. Bıraktıktan bir süre sonra olumlu değişimi fark edeceksiniz. İçtiğiniz günleri değil, içmeden önceki ve bıraktığınız zamanları anımsamaya çalışın. Böylesi daha kolay olacaktır.

Dumansız hava sahasında, oksijeniniz bol olsun.

Emre Türker

Bu yazıyı sevdiyseniz, Birilerini beklerken, Vaktinizi çöpe atmayın, Sen ve Ben başlıkları da ilginizi çekebilir.

Picture: deviantart

15 Temmuz 2009

Alışverişe Gidiyorum, Tutmayın Beni!

Alışveriş merakı, tüketim çılgınlığının aynasıdır. Özellikle kadınların kıyafete düşkünlüğü ve onlara çocukça sarılmaları, hayret uyandırıcıdır. Birçok kişinin bu alışverişler sırasında mutlu olduğuna ve iyi vakit geçirdiğine hepimiz şahit olmuşuzdur. Belki de o kişi, sizsinizdir.

Kadınlarla alışveriş dünyasını konuşmaktan yorulabilirsiniz. Fakat onlar kolaylıkla yorulmaz. Yarım saat ayaküstü sohbetlerinin ardından oturacak yer ararlar ama alışveriş sırasında saatin nasıl geçtiğini anlayamazlar.

Alışveriş tutkusu, bir anlamda tüketim hastalığıdır. Yoldan çıkardığı kişileri çok zor durumlara sokabilir. Ufak tefek çözümlerle kendimizi frenleyebilirsek, büyüyen felaketlerin önüne geçebiliriz. Ne gibi çözümler üretebiliriz, bir bakalım…

Alışverişe çıkmadan önce liste yapabiliriz. Özellikle kontrolden çıkmamızı sağlayacak olan alışveriş merkezlerine listeyle gidersek, ne alacağımızı kendimize hatırlatabiliriz. Listede bulunanlar önceliklidir. İhtiyaca yönelmek, bize parasal anlamda olduğu kadar, zamandan da büyük tasarruf sağlayacaktır.

“Büyük indirim, olağanüstü indirim, 2 alana 4 bedava” (biraz abarttık galiba) gibi aklınızı kontrolden çıkaracak yazılara dikkat! İndirim güzel bir fırsattır. Fakat gereksiz tüketime de davetiye çıkarabilir. Öncelikle kendinize bir sorun. “Buna gerçekten ihtiyacım var mı? (Sorularınızda samimi olun, yoksa hepsine ihtiyacınız olduğuna eminim.)

“Size çok yakıştı.” Duymaya alışık olduğunuz cümle olabilir mi? Bu cümle, satış tekniklerinden biridir. Biraz gülümseyerek ve içten yaklaşımlarla, sizi yoldan çıkarmak için hazırlanmış bu tekniğe aldanmayın. Alacağınız kıyafeti denediniz mi? Aynada baktığınız görüntü hoşunuza gitti mi? Alacağınız her ne ise, gerçekten gerekli mi? Bu sorulara yanıt verdikten sonra fikir danışmak, daha faydalı olacaktır. (Gerçi yine de o size çok yakışmıştır, alacağınız cevap genelde değişmez.)

Kararsız olmayın! Kararsızlık, tehlikelidir. Size yakışmış veya yakışmamıştır. İçinize siniyorsa, huzurluysanız, gereklilik hissediyorsanız, zaman kaybetmeye gerek yok. Artık o sizindir. Alın ve çıkın. Yoksa gözleriniz başka şeyler de aramaya başlar.

Market alışverişlerine göz atalım. Ekmek almaya diye içeriye giriyorsun ama 3 büyük torbayla evin yolunu tutuyorsun. İçinde çikolata, dondurma, meyve suları, çikletler, promosyonlar, fırsatlar, acılar ve tatlılar… Aldanmak istemiyorsanız, liste hazırlamaya özen gösterin. “Benim neye ihtiyacım var?” Promosyon diye aldığınız gıda malzemeleri, belki de tüketmeyi düşünmediğiniz şeylerdi. Abur cubur, tehlikelidir. Yemekten sonra bu küçük atıştırmalıklar öyle bir bağımlılık yapar ki, akşam saatlerinde gözünüz ve düşünsel açlığınız sizi uyarmaya başlar. Artık aç olmasanız bile, açsınızdır. Biraz tatlı, biraz tuzlu arasınız. Şunu aklınızdan çıkarmayın: O alışkanlıklar, kurtulmak istediğiniz kiloların sevgili dostu, sizin de baş düşmanınızdır.

Kredi kartı, tüketim canavarının yardımcısıdır. Kredi kartları olmadan önce insanlar, gittikleri yerlerde cebindeki miktara göre hareket eder, hesap yaparak alışverişlerini tamamlardı. Fakat şimdi kredi kartlarına güvendiğimiz için, hesabı bilmiyoruz. Hesapsızlardan aylıkla çalışanlar, ay sonu ekstrelerini öderken neye uğradığını şaşırırlar. Kazandığınızla harcadığınız arasındaki dengeyi kaybederseniz, kendinize gelmekte zorlanırsınız. Eğer hesabınızı yapamıyorsanız, gerektiği kadar cebinize para koyun ve öyle alışverişe çıkın. (Yine de kredi kartı gereklilik arz eder. Eskiden borcu yazdırmak vardı, şimdiki veresiyeniz bankalardan sağlanıyor. Sadece kendini kontrol için biraz özveri, gerisi kolay.)

Her şeyden önce düşüncelerinizi doyurun. İnsanoğlu doymak bilmez bir canlıdır. Hepimiz insanız ve tüketmeyi seviyoruz. Aman dikkat! Bu tüketim, cebinizi tüketmesin. Dengeyi korumak için hesabınızı iyi yapın.

Alışverişe mi gidiyorsunuz? Güle güle gidin, güle güle gelin. Kolay gelsin.

Emre Türker

Picture: deviantart

14 Temmuz 2009

Hüzün Bitti, Neşeye Gel!

Acının kişiyi ateşlediği söylenir.

Acılı günlerde yazılır, acılı günlerde şarkılar söylenir. Ayrıca dramdan şaheserler doğar.

İnanmayın!

Unuttuğumuz bir şey var. Acı, ağıtlar yaktırır. Acı ses, yanık çıkar. Hüzün bulutları rutubetli ve yağışlıdır.

Kendinizi şartlandırmayı bırakın. Mutluyken de yazabilirsiniz. Eğlenirken dans edebilir, gülerek şarkı söyleyebilirsiniz.

Neşenizi kaybetmeyin. Üzülecek şeyler aramayı, kaşları çatmayı, zorla ağlamayı bir kenara bırakın. Eğlenceli fıkralar ezberleyin. Neşenin kaynağını elinizde tutun ve gerektiğinde hüzünden kuruyan çevrenizdeki bahçeleri sulayın.

Hepimizin gülmeye ihtiyacı var. İçinizdeki yapbozun kaybolan parçalarını mutlulukla yamayın.

Acılıyken bağırmak kolaydık. Marifetinizi neşe çığlıklarında gösterin.

Hayatınız bol güneşli ve açık olsun.

Emre Türker

Picture: deviantart

Uykusuz Gecelere Son

Vakit çok geç oldu. Birazdan güneş yüzünü göstermeye başlayacak. Yatağında dönüp duruyor, fakat uyuyamıyorsun. Saatin akreple yelkovanı kafanın içinde tıkırdıyor. Uykudan önceki bir kâbusu adeta canlı yaşıyorsun. Neler oluyor?

Uykusuzluk, eminim ki birçoğunuzun başına gelen, elinizi kolunuzu bağlayan bir durumdur. Uykusuzluk, gün kavramını bize zehir eder. Gözlerimiz açık olmasına rağmen, algılama yeteneğimiz zayıflar ve başarımız bilinçsiz olarak engellenir. Düşüncelerimizdeki bu yorgunlukla, kendimizi olduğu kadar çevremizi de rahatsız ederiz.

Canınızı sıkan nedir? Sevgilinizle kavga etmiş olabilirsiniz. Belki de ertesi gün çok önemli bir sınava gireceksiniz. Öğleden sonra iş görüşmeniz var ve işi alamazsanız, değerli kariyer fırsatını kaçıracaksınız. Yalnız sorunlarla sınırlı da değil. Tatile çıkmanıza az kaldı. Memlekete dönüp sevdiklerinizle beraber olacaksınız. Belki evlilik yıldönümünüz yaklaşıyor ve sevgiliniz size sürpriz yapacak. Aklı tırmalayan örnekler çoğaltılabilir. Bu kavramlar içimizde yer eder ve bazen sonuçlanıncaya kadar, bazen de sonuçlandıktan sonra bile kendini yineler. Düşüncelerin tekrar tekrar bilinçaltında gösterimi, sıkıntıya davetiye çıkaracaktır.

İşi eve, evi işe taşırken, yaşamımızdaki olumlu gidişata zarar veririz. Bunu yaparken de, çoğu kez bilinçsiz hareket ederiz. Bazı insanlar sıkıntıyı huy edinmiştir. Ne kadar güzel şeyler yaşasa da, sonunda mutlaka sorun arar. Bu tip ruh bataklığı, klasik “çok gülme ağlarsın” lafı gibidir. Kendinizin felaket tellallığını yapmayın. Bu size bir şey kazandırmaz.

Paranızı kaybetmiş olabilirsiniz. Aşık olduğunuz kişiyle ilk günden işler yolunda gitmemiş de olabilir. Ne fark eder ki! Saatlerce düşünün ama paranız geri gelmeyecek. Unutmayın ki, yanmış resimlerin küllerinden çerçevenize fotoğraf çıkaramazsınız.

Çözüm…

Kendinizle ciddi olarak konuşun. Sorulacak soru şudur. Parayı kaybettim. Şimdi ne olacak? Ahlar, vahlar beni tatmin eder mi, yoksa rezil mi eder? Sabahlara kadar uyumazsam, sabah erkenden ödülümü alabilir miyim?

Düşüncelerinizi boşaltın. Ellerinizi gevşetin. Omuzlarınızı serbest bırakın. Derin nefes alın ve kendinizi telkin etmeye başlayın. “Bugün bitti. Şimdi dinlenmeliyim. Düşünme zamanı değil. Uyumalı ve erkenden kalkıp, hayatıma devam etmeliyim. Hazırlıklarımı yaptım. Artık düşünmeye gerek yok. Sabah dinç kalkacak ve her şeyi yoluna koyacağım. Sorunlar bizler için var. Hata yapmadan doğruyu nasıl bulabilirim ki!”

Düşüncelerinizin bir elektrik fişi olduğunu düşünün. Akşam yatmadan önce ışığı kapatırken, onun düğmesini de çevirmeyi unutmayın. Yatmadan saatler önce atıştırmayı bırakın. Belki ılık bir bardak süt, bitki çayı veya sıcak banyo iyi gelebilir. Midenizi tıka basa doldurmayın. Bilinen bir gerçek var ki, dolu bir mideyle rahat nefes alamazsınız. Oksijene yer açın.

Hayatta her şeyden önce sağlınızı gelir. Huzursuzluklar, sizi daha kör noktalara doğru sürükler. Gözlerinizi kapayın ve gevşeyin. Rahatladıkça huzur derinlere işleyecek ve uyuyacaksınız.

İyi geceler…

Emre Türker

Picture: deviantart

09 Temmuz 2009

İki kişilik Bir Aşk

Önce tutku vardı.

Barın uğultulu seslerindeki dans eden insanların arasından gördü kadını erkek. Kadın, gözleriyle onu adeta delip geçiyordu. Gülümsemeler sesleri kesti. Artık sadece iki kişi vardı. İçkilerini yudumluyorlar, hafif sallantılar içinde birbirlerini süzüyorlardı.

Aşk, iki kişi arasında yaşanır.

Kadının yanına geldi. Tedirgindi. Hafif bir reddedilme korkusu, biraz panik ve mor ışıkların altında parlayan bedene sahip olma arzusu. Dumanı tütmeyen bir ateşti parlayan, etkisi şimdilik bilinmez bir denklem.

“Merhaba!”

İlk hamlenin kimden geldiği belli değildi. Belki gözlerin hareketi, belki bedensel gösteri, belki de selamlaşma anındaki ilk kelimeler…

Aşk, eğlenceliyse güzeldir.

Anlık bir öpüşmeydi başlangıç. Gecenin ardında yaşananlar, iki kişi arasında gizliydi. Bir baloncunun yanından geçerken satın alınan renkli dünyalar bırakıldı havaya. Yolda dans edildi, evde dans edildi. Sonradan yine birlikte, hayatta dans edildi. Raks, güzeldir.

Aşk, kıskançlıkta tehlikelidir.

Kiminle olduklarını sorguladılar. Sözde kıskançlık yoktu, sadece eylemdeydi gizli atışmalar. Oysaki birlikte olsalar da, olmasalar da, bedenler her an kaçamak yapabilirdi. Birbirini seçen yine iki kişidir. Kıskançlık güzeldir ama fazlası huzursuzluk belirtisi…

Aşk, yorumsuzdur.

Arkadaşları birbirlerine karşı kışkırttı onları. Arkadaşlar dostça yaklaştı ama şeytana davetiyeydi anlattıkları.

Aşk, renkliyse güzeldir.

Sek içilen tek içimlik alkolden uzaklaştılar. Artık onların birlikteliği kokteyldi. Tutku, arzu, sevgi, özlem, paylaşım, titreşim, bağlılık, bağımlılık, zamansızlık, kaçış, kavuşma, çılgınlık, yazışmalar, atışmalar, özürler, teşekkürler…

Virgül…

Aşk, noktalandığında ders verir. Fakat virgüllerde gezinenler, noktayı hayatlarının son anında koyarsa, unutulmaz olurlar.

Erkek kadının elinden tutarken, az sonra hayata veda edeceğini düşünmeden gülümsüyordu.

“Hep seni sevdim. Kimi zaman kaçmak istedim. Anladım ki kaçmalar senden değil, kendimdenmiş. Bu hayatta yaşadığım en güzel şeydin sen. Sana bu sözleri söylerken, hiçbir zaman sıkılmadım. Elimi bırakma, son an’a kadar hissetmek istiyorum sıcaklığını. Yaşam seninle güzeldi, yaşam halen güzel. Gitsem de, geride bıraktığım şeylerle seni sevmeye devam edeceğim.”

Nokta…

Emre Türker

Picture: deviantart