31 Mayıs 2009

Patch Adams (1998)

Tür: Biyografi / Komedi / Dram
Yönetmen: Tom Shadyac
Süre: 115 dakika
Oyuncular: Robin Williams, Daniel London, Monica Potter, Philip Seymour Hoffman, Bob Gunton, Josef Sommer, Irma P. Hall, Frances Lee McCain, Harve Presnell, Daniella Kuhn, Peter Coyote, James Grene, Michael Jeter, Harold Gould, Bruce Bohne, Douglas Roberts, Alan Tudyk, Ryan Hurst, Ralph Peduto, James Anthony Cotton, David Fine, James Carraway, Sonya Eddy, Kelvin Han Yee, Doreen Foo Croft, Bonnie Johnson, Karen Michel
Yıl 1969. Psikolojik sorunları nedeniyle intihar teşebbüsünde bulunan Hunter Adams (Robin Williams), Fairfax Hastanesi’nin psikiyatri kliniğine kendi isteğiyle yatar. Fakat orada kaldığı zaman boyunca, doktorların hastalara karşı soğuk ve ilgisiz tavrı, yeni yolunu çizmesi için sebep olacaktır. Hayata yeniden başlarken, hastalardan birinin ona söylediği Patch lakabıyla tanınmak için kararlı davranacaktır.

İki yıl aradan sonra, orta yaşına rağmen Tıp Fakültesi’ni kazanarak öğrenci olur. 3. sınıfa kadar öğrencilerin hastalarla görüşmesine izin yoktur. Fakat o, her fırsat bulduğunda hastaların yanına giderek yüzlerini gülümsetmeye çalışır.

Patch Adams’sın kural tanımaz tavrı, Dekan Dean Walcott’u (Bob Gunton) rahatsız etmektedir. Ayrıca oda arkadaşı Mitch (Philip Seymour Hoffman), asi öğrenci Patch’in okuldaki üstün başarısını kabul edememektedir. Tüm olumsuzluklara rağmen Patch, hastalara bakış açısını değiştirmeyecektir.

Gerçek hayattan sinemaya uyarlanan Patch Adams, insanların birbirleriyle iletişimi konusunda tam bir ders niteliğindedir. Günümüz doktorlarının ondan öğreneceği çok şey var. Kesinlikle izlenmeli.

Emre Türker

Picture: impawards

Dönüşüm

Yazar: Franz Kafka
Çeviren: Ahmet Cemal
Sayfa Sayısı: 100
Kitap Boyutu: 12,5 x 19,5 cm
Yayınevi: Can Yayınları

1915 yılında yayınlanmış “Dönüşüm” adlı eser, Kafka’nın anlatımındaki zirveye olarak kabul edilir. Kitapta, küçük burjuva çevrelerine farklı bakış açısıyla eleştirel yaklaşılmaktadır.

Değişim ismiyle de piyasaya çıkmış çevirileri bulunan kitap için çevirmen Ahmet Cemal, önsözünde şu açıklamayı yapıyor.

“Kafka’nın Die Verwandlung başlıklı anlatısı, bizde hep “Değişim” adıyla çevrildi ve öyle bilindi. Oysa Almaca’da Die Verwandlung, bir değişimden çok köktenci bir olguyu, tümüyle değişip başkalaşmayı dile getiren bir sözcüktür; burada gerçekleşen bir değişim değil, bir dönüşüm’dür.”

Kitabın kahramanı Gregor Samsa, evin geçiminde ailesine katkıda bulunmak için gaddar bir patronun yanında çalışan işçidir. Gregor’un çalışma hayatında izne yer yoktur.

Sabahın erken saatlerinde bunaltıcı düşlerden uyanan Gregor, dev bir böceğe dönüşür. Yeni şekline uyum sağlamaya çalışırken asıl düşündüğü şey, ailesine yapacağı açıklamadır. Odasının kapısı kilitliyken, henüz değişimi tamamlanmamış sesiyle, kapının diğer ucundaki kız kardeşi Grete, anne ve babasına son sözlerini söyleyecektir. Çünkü değişim sonrası Gregor’un sesi, vızıltıya dönüşecektir.

Fantastik kurgusuyla dramatik yaşamı trajikomik şekilde anlatan Kafka’nın hikayesinde, ince espriler bulunmaktadır. Kitabın ana fikrini kavrayabilmek için; çeviri önsözünü, nişanlısı Felice’ye yazdığı mektupları ve başkaca yazışmaları dikkatle okumak gerekir.

Emre Türker

The Burning Plain (2008)

Türkçe Adı: Aşk Ateşi
Tür: Polisiye / Dram / Romantik
Yönetmen: Guillermo Arriaga
Süre: 111 dakika
Oyuncular: Charlize Theron, Kim Basinger, Jennifer Lawrence, Robin Tunney, Fernanda Romero, Danny Pino, José María Yazpik, Joaquim de Almeida, Tessa Ia, Diego J. Torres, J.D. Pardo
Restoranın yönetiminden sorumlu Sylvia (Charlize Theron), erkeklere karşı rahat ama psikolojik açıdan karmaşık bir kadındır. Çevresinde onu izleyen bir adam vardır.

Santiago’nun babası Nick ve Mariana’nın (Jennifer Lawrence) annesi Gina (Kim Basinger), gizli aşklarını yürüttükleri eski bir karavanda yanarak can verir. Kaza sonrası olayları netleştirmek için, Santiago ve Gina yakınlaşacaktır.

Ekinleri ilaçlamada kullanılan bir uçak, görev sırasında kaza geçirir. Pilotun devriye arkadaşı ve kızı, aşağıda tüm olan biteni izlemektedir.

Her bir olay kendi çerçevesinde geçmişi sorgularken, insanlar yaşamlarına devam edecektir.

Amores perros (2000), 21 Grams (2003) ve Babel (2006) filmlerinin yönetmeni Guillermo Arriaga, başarılı çizgisini The Burning Plain filminde korumuş görünüyor. Dramatik yapısıyla sakin tempoda ilerleyen film, olayları bağlamadaki ustaca kurgusuyla dikkat çekiyor.

Emre Türker

Picture: impawards

30 Mayıs 2009

The Uninvited (2009)

Türkçe Adı: Davetsiz
Tür: Dram / Korku / Gizem / Gerilim
Yönetmen: Charles Guard, Thomas Guard
Süre: 87 dakika
Oyuncular: Emily Browning, Arielle Kebbel, David Strathairn, Elizabeth Banks, Maya Massar, Kevin McNulty, Jesse Moss, Dean Paul Gibson, Don S. Davis, Lex Burnham, Matthew Bristol, Danny Bristol, Heather Doerksen, Alf Humphreys, Ryan Cowie
Partiden ayrılıp eve dönen Anna’yı (Emily Browning) kötü bir sürpriz bekler. Gece vakti, hasta annesinin kaldığı yerde patlama olur. Kazadan sonra bunalıma giren Anna, uzun süre psikiyatrik tedavi görür.

Eve geri döndüğünde, ölmeden önce annesine bakan hemşire Rachel Summers (Elizabeth Banks) ile babası Steven’ın (David Strathairn) birlikte olduğunu görür. Bu durum, kardeşi Alex’i (Arielle Kebbel) de rahatsız etmektedir.

Anna, gizemli kâbuslar görmektedir. Bu esrarengiz düşler, annesinin öldüğü gece yaşanların kaza olmadığına işaret etmektedir. Fakat ona inanan tek kişi, kardeşi Alex olacaktır.

Son yıllarda gösterime giren ve artık bunaltmaya başlayan gerilim / korku türlerinden uzak, sonuna kadar merak uyandıran, tansiyonu yüksek ve etkili bir filmdir. Türüne ilgi duyanlara tavsiyedir.

Emre Türker

Picture: impawards

Partinin Davetli Konukları

Sadece davetlilerin katıldığı parti, üç kişilik ekibin muhteşem konseriyle açılmıştı. Işıklar söndü, sahne aydınlandı ve sabırsız görünen heyecanlı kalabalık, çığlıklarla karşıladı solistleri.

Kalabalığın içinde, çift kişilik davetlilerden biriydi onlar. Sahneyi iyi göremeyen bir yerde, sallanan insanların arasında, sanatçıları görmeye çalışıyorlardı. O gece, planlanmış değildi. İşten gelenler, iş tutanlar, kendini beğenmişler, aşıklar, arayanlar, arananlar, sanatçı hayranları ve geceyi değerlendirmek isteyenler, hepsi oradaydı. Hareketli ellerde maytapların parıldayan gelgitleri, kalabalık grubun sıcaklığını arttırıyordu.

Erkek ve kadın, onların arasındaydı. Kadın sahneye bakarken, erkek sevdiği kadının ellerinden tutmuş, neşeli tavırlarına hayran, kokusunu içine çekiyordu. En son birlikte eskittikleri parti, mutlu bitmemişti. Kadının ilk tedirginliği, bundan dolayıydı. Erkeğin tedirginliği ise, yaptıklarının acısıydı.

Kalabalık grup, sahneye yaklaşmak için onları sıkıştırmadan önce, birlikte sallanarak gemide yolculuk ederken denizi seyreder misali, huzurluydular.

“Yeterince gördük zaten” dedi erkek, “bundan sonrası, anılara sarılmış melodinin tatminkâr sesidir.”
“Haklısın” dedi kadın, “kendimizi bu tatmin olmayan bedenlerin öne geçme çabası içinde sıkıştırarak daraltmayalım. Artık gidebiliriz.”

Böylece, her yerden aynı duyulan muhteşem melodiye rağmen, yerinde mutlu olmayı başaramamış insanların negatif elektrikleri arasından sıyrılarak, oradan ayrıldılar.

Eve giderken, erkek içki almak istedi. Sonra düşündü. Bu parti, hatırında dinç kalmalıydı.

Erkek, kadının omzuna koydu elini. Kadının parmakları, erkeğin belinde.

Yıllara inat, mutlulukları biriktirmeye devam ettiler, acıları çöpe atarken…

O gece parti biterken, kalabalık grubun başlangıçtaki en öne geçme mücadelesi, arkadaki çıkıştan bir an önce kaçmak için itişmeleriyle son buldu. Sadece erkek ve kadın onların arasında değildi.

Emre Türker

Picture: deviantart

29 Mayıs 2009

Küçük Prens

Yazar: Antoine de Saint-Exupéry

Fransız yazar Saint-Exupery, Martı Jonathan Livingston’ın yazarı Richard Bach gibi, pilottur. Belki buna tesadüf denebilir ama dünyayı farklı açılardan gören pilotlar, hayal gücü düzeyi yüksek insanlar olarak düşünülebilir.

Küçük Prens’in, farklı yayınevleri tarafından satışa sunulmuş kitaplarını piyasada bulabiliriz. Demek oluyor ki, Türkçeye birçok çevirmen tarafından kazandırılmış, en fazla çevirisi yapılmış kitaplar arasındadır.

Yazar, çocuk kahramanı küçük prensin ağzından, insanların büyüdükçe tuhaflaştığını ve hataları göremediklerini anlatır. Ona göre büyükler, hiçbir şeyi kolaylıkla anlayamaz ve sorularıyla çocukları bıktırırlar. Bir ev tarifinde, içindeki çiçekler veya kuşların anlatımı değil, yüz bin frank değeri olduğu söylediğinde büyüklerin ilgisini çekecektir diyecek ve önemli şeylerin basit şeylerden doğacağına dikkat çekecektir. Oldukça etkileyici bir düşünce.

Saint-Exupery, ilk olarak 1943'te yayınladığı en ünlü kitabı Küçük Prens’te, isim vermeden Atatürk’den bahseder. Anlatımı tartışmalara yol açmış, ilkokul öğrencilerine tavsiye edilen temel eserler arasından çıkarılmıştır. Tartışma, “kıyafet devrimini getiren diktatördür veya liderdir” şeklindedir. Yazarın ne düşündüğünü tam olarak bilmiyorum, fakat tartışmalardan uzak durursak, kitabın büyüklere öğütlerine daha iyi konsantre olabiliriz.

Mavi Bulut yayınlarından çıkan baskısında ve Fatih Erdoğan’ın çevirisinden, bu bölüm şöyledir:

Bir süre sonra bir Türk lideri herkesin Avrupalılar gibi giyinmesini zorunlu kılmış, hatta buna uymayanları ölümle cezalandıracağını söylemiş de, 1920 yılında aynı gökbilimci etkileyici ve şık bir giysiyle Asteroid B-612'yi tanıtabilmiş.

Kitabın sayfalarındaki suluboya resimler, yazarın kendisine aittir.

Küçük Prens’i bugüne kadar birçok çevirmenden okudum. Unutmaya yüz tuttukça tekrar okuyor ve düşüncelerimi tazeliyorum. İnsanların kişilikleri ve karakterlerini anlatan Küçük Prens, her yaşa hitap edebilmektedir.

Emre Türker

Picture: 1001kitap

28 Mayıs 2009

Martı Jonathan Livingston

Yazar: Richard Bach

Hava kuvvetlerinde pilot olarak görev yapmış Amerikalı yazar Richard Bach’ın 1972’de yazdığı bu kitap, birçok dile çevrilerek dünya çapında tanınmıştır.

Jonathan’ın hikâyesi, öğrenilmiş ve kabullenilmiş dar kalıpları yıkmaya çalışan bir martının bakış açısıdır. Doğru bildiği yolda, kendini geliştirmek için sınırları aşan, aradığını bulduğunda paylaşan ve bunu diğer nesillere aktaran Jonathan, sürgün edilme düşüncesinden yılmamıştır.

“Düşüncelerinizin zincirlerinden kurtulun, bedenlerinizin zincirlerini kırın.” İçeriğinde geçen bu ve bunun gibi birçok değerli sözü barındıran kitap, hemen her yaşta rahatlıkla sindirilebilecek tarzda ve tek güne sığdırılabilecek kadar kısadır.

Martı Jonathan’ın denemelerinde; vazgeçmemeyi, yılmadan çalışmayı göreceksiniz. Hayat işte böyledir. Amaç edinilen yolda, önündeki engelleri inançla aşmayı başaran kişi, zafere ulaşacaktır.

Emre Türker