Karanlıktı…Evinin yolunu tutmuş giderken, hiç anımsamadığı bir sokağı fark etti. Uzun zamandır geçiyordu buralardan, yine de ilk defa görüyordu. Merakına yenildi ve sokağa doğru yol aldı düşünmeden, bile bile…
Yerde sürünen o kadar çok insan vardı ki, kanı donmuştu sanki. Ellerini ona doğru uzatan kişilikler, “lütfen yardım et” diye bağırıyordu. Kimi ses inleyerek, kimi de sessiz ve titreyerek.
Gök delinmiş ve bardaktan boşalırcasına yağmur başlamıştı. İlerledi fark edilmemiş sokakta. Uzakta bir kadın vardı. Saçları rüzgârda uçuşuyor ve ona gülümsüyordu. Kalbini okşadı uzaktan, ruhuna seslendi rüzgârın yardımıyla. Etkileyici, büyüleyici ve çekici…
Kadına doğru giden rotasına engel olamıyordu. Adımları hızlandı ve ansızın koşmaya başladı. Rüzgâr onu almadan yakalamak istiyordu ama başaramadı. Kadın sanki orada hiç olmamıştı. İşin garip tarafı, yağmurun tek damlası bile dokunmamıştı bedenine.
Hikâyeler, günün sıradan ayrıntılarını yansıtır.
Her zaman geçip gittiğimiz yollarda, bazı şeyleri göremeyiz. Gözümüzün önündedir ama yine de karanlıkta tutamayız onları. Yolumuzun sonu; ya işimizdir, ya buluşma noktası, ya da kaçış rotası. Varmak istediklerimiz uğruna yolda kalanları görmez, ezer geçeriz. Çünkü önümüze çıkanlar mide bulandırır. Ve sona ulaştığımızda, mutlu olacağımızı sanırız. Fakat yalnız kalmışızdır. Geride kalanlar bizi izleyemez. Gözyaşları sel olur, fakat biz oradan ıslanmadan çıkarız. Başardık sandığımız yer, aslında varamadığımız yerdir.
Emre Türker
Picture: deviantart





