05 Haziran 2009

Sanal Sokağın Belirsiz Çıkmazları

Karanlıktı…

Evinin yolunu tutmuş giderken, hiç anımsamadığı bir sokağı fark etti. Uzun zamandır geçiyordu buralardan, yine de ilk defa görüyordu. Merakına yenildi ve sokağa doğru yol aldı düşünmeden, bile bile…

Yerde sürünen o kadar çok insan vardı ki, kanı donmuştu sanki. Ellerini ona doğru uzatan kişilikler, “lütfen yardım et” diye bağırıyordu. Kimi ses inleyerek, kimi de sessiz ve titreyerek.

Gök delinmiş ve bardaktan boşalırcasına yağmur başlamıştı. İlerledi fark edilmemiş sokakta. Uzakta bir kadın vardı. Saçları rüzgârda uçuşuyor ve ona gülümsüyordu. Kalbini okşadı uzaktan, ruhuna seslendi rüzgârın yardımıyla. Etkileyici, büyüleyici ve çekici…

Kadına doğru giden rotasına engel olamıyordu. Adımları hızlandı ve ansızın koşmaya başladı. Rüzgâr onu almadan yakalamak istiyordu ama başaramadı. Kadın sanki orada hiç olmamıştı. İşin garip tarafı, yağmurun tek damlası bile dokunmamıştı bedenine.

Hikâyeler, günün sıradan ayrıntılarını yansıtır.

Her zaman geçip gittiğimiz yollarda, bazı şeyleri göremeyiz. Gözümüzün önündedir ama yine de karanlıkta tutamayız onları. Yolumuzun sonu; ya işimizdir, ya buluşma noktası, ya da kaçış rotası. Varmak istediklerimiz uğruna yolda kalanları görmez, ezer geçeriz. Çünkü önümüze çıkanlar mide bulandırır. Ve sona ulaştığımızda, mutlu olacağımızı sanırız. Fakat yalnız kalmışızdır. Geride kalanlar bizi izleyemez. Gözyaşları sel olur, fakat biz oradan ıslanmadan çıkarız. Başardık sandığımız yer, aslında varamadığımız yerdir.

Emre Türker

Picture: deviantart

04 Haziran 2009

Cam Kent

Yazar: Paul Auster
Çeviren: Yusuf Eradam
Sayfa Sayısı: 143
Kitap Boyutu: 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi: Metis Yayınları

Gecenin bir yarısı telefon çaldı. Karşıdaki ses ısrarla yardım istiyordu.

“Her şey bir yanlış numarayla başlamıştı.” Kitap bu sözlerle başlıyor. Arayan kişi, Paul Auster’i arıyordu, Auster Dedektiflik Bürosu’ndan.

İmzalarında William Wilson takma ismini kullanan Quinn, yazar olarak para kazanıyordu. Yeni kurgularını yaparken, gece yarısı gelmişti telefon. Esrarengiz konuşmanın içeriğini düşünmeden telefonu kapatmıştı. Fakat bu acil mesele, onun aklını meşgul etmeye devam etmişti.

Beklenti içinde geceler huzursuz geçerken, bir gece vakti yine telefon çaldı. Arayan kişiye acilen görüşmek istiyordu. Quinn cevap verdi.

“Benim,” dedi. “Buyurun, ben Paul Auster.”

Kendini bir başkasının kalıbına koyarak esrarengiz gizemi çözmeye çalışan yazar, bir oyuna kendisini ne kadar kaptırabilir? Metis Yayınları’ndan çıkan baskısında, Yusuf Eradam’ın düzgün çevirisiyle kitabı okurken, merak duygusunu sonuna kadar hissedeceksiniz.

Cam Kent, yazarın New York Üçlemesi’nde 1. kitaptır. Polisiye kıvamında, kendini sorgulayan farklı bir kitaptır.

Emre Türker

03 Haziran 2009

Hediye Paketi

Size bir paket hazırladım. Her birinize yollamak zor olacak gibi görünüyor, o yüzden bu paketi burada tutacağım. Böylece her gelen bulabilecek ve gülümseyerek gidebilecektir.

Paketin büyüklüğü bakış açınıza bağlı. Kimine göre çok büyük ama resim karesine yerleştirilirken küçültülmüş, kimine göre çok küçük ama değeri tariflere sığmayacak kadar büyüktür.

İçinde hayaller, umutlar, aşk, mutluluk, sevgi, gülümseyiş, enerji, sürpriz ve başarı sığdırılmış bu paket, sizlere pozitif yaşam adına harikalar sunuyor. O nedenle ne zaman gelirseniz, sizin adınıza bu hediyeyi saklı tutacağım.

İçini açtığımız birçok hediye paketinde, hayal kırıklıkları yatar. Hayal ettiklerinizle size sunulanlar uyum sağlamaz. Sonrasında zoraki gülümsemeler, isteksiz teşekkürler görülür. Öyleyse, arzu ettiğiniz şeyleri gerçekleştirmek adına ilk adım hayal etmekse, bu paket neden size göre olmasın?

İstediklerinizi bugünden kabul edin ki, yarınlarda yakalamanız için bir şansınız olsun.

Emre Türker

Picture: deviantart

Keith (2008)

Tür: Dram / Romantik
Yönetmen: Todd Kessler
Süre: 93 dakika
Oyuncular: Jesse McCartney, Elisabeth Harnois, Margo Harshman, James Applebury, Tabitha Brownstone, Ron Carlson, Victoria Chalaya, Dennis Cockrum, Jan Devereaux, Michael Bryan French, Jennifer Grey, Tim Halligan, Courtney Halverson, Jordan Lindsay Hamm, Jesse Heiman, Micah Henson, Rance Howard, Megan Hubbell, Janice Kent, Michael McGrady, Sam Murphy, Ian Nelson, Eric Parker, Ethan Phillips, Zack Rockefeller, Jessy Schram, Christian Serratos, Ignacio Serricchio, Rachel Thorp, Gareth Williams, Sarah Zinsser
İyi bir tenis oyuncusu olan Natalie (Elisabeth Harnois), okuldaki azmiyle de bilinen popüler biridir. Başarısının devamı için sınavlara hazırlanmakta ve derslerden iyi puan toplamaya çalışmaktadır. Hayalini gerçekleştirebilmesi için, burs kazanması gerekmektedir.

Kimya dersinde Natalie’nin laboratuar partneri seçilen Keith (Jesse McCartney), yaşamdan zevk almaya çalışan, okul arkadaşlarından uzak ve yalnızlığı seven esrarengiz biridir. Raffael ile ilişkisini bildiği halde, Natalie’yle sürekli vakit geçirmek için fırsat kollar.

Öncesinde sürekli etrafında gezinen Keith’in varlığından rahatsız olan Natalie, ona karşı garip bir yakınlık duymaya başlayacaktır.

Dramatik bir gençlik filmi olan Keith’in, genç kitleyi hedef alan bir yapısı var. Durağan geçen filmi izleyiciye bağlayan tek şey, Keith’in hayatına karşı merak duygusu olsa gerek.

Emre Türker

Picture: impawards

02 Haziran 2009

Dumanı Tütenlerde Bir Kadın

Dumanı tütenlerin mekânında, derinden bir nefesle ateş istedi kadın. Çakmağı uzatmak için değil de, tedirginliğine çevrildi bakışlar.

Kadının derdi neydi? Çakmağı uzatan adam, dostça sormuştu. “Nedir sorun?”

Uzaklardan çalışmak için gelmişti kadın. Sevdiği adam, çalışmaya geldiği şehirde yaşıyordu. Ayrılıklar sonrası ne çok barışmalar yaşanmış, kaçıncı bıkkınlığıydı bu kavuşmalar.

Güven sorunu yaşanıyordu. Rahatı seven kadın, hatlarını ortaya çıkartan kıyafetlerden sırf onun için vazgeçmişti. Fakat erkek, sorgu-suallerinden ödün vermemişti.

Can çıkar huy çıkmaz,
kısa ayrılıklarda terk edilen akıllanmaz.

“Sana değil, erkeklere güvenmiyorum” demişti sevdiği adam, kendisinin de bir erkek olduğunu unutarak.

Kadının ilişkiye mola verişleri, her zaman sebepsiz değildir. Test etmek için yapılan uzaklaşma sınavlarında, başarısızlıktan kalır erkek. Oysaki oyun kâğıtlarında kozlar açık oynanmalı. Hamle, iki kişinin karşılıklı bilinçlerinde ortaya konmalı. Oyun stiline birlikte karar verilmeli. Her iki taraf da mutluluğu hırsa dönüştürmeden konumuna sahip çıkmalı. Kıskançlık mutlaktır, fakat her şeyin aşırısı mide bulandırır.

Çözümsüz noktalar olduğu düşünülür. Problemin sonucunun olmadığı düşüncesi, insanın içindeki negatif iyonlardan kaynaklanır. Aşkın hakim kararı, mutlak birleşmedir diye bir teori kurulmamıştır. Bazen en iyi çözüm, ayrılıktır. Son ihtimal olsa bile.

Kararsız kadın, dumanı tütenlerin mekânından ayrılırken teşekkür etti dinleyenlere. Oyun kâğıtlarını cebine koydu, testlerini bitirdi ve çıkıp gitti kapıdan sanki hiç gelmemiş gibi.

Emre Türker

Picture: deviantart

New in Town (2009)

Türkçe Adı: Kasabanın Yenisi
Tür: Komedi / Romantik
Yönetmen: Ken Rance, C. Jay Cox
Süre: 97 dakika
Oyuncular: Renée Zellweger, Harry Connick Jr., Siobhan Fallon, J.K. Simmons, Mike O'Brien, Frances Conroy, Ferron Guerreiro, Barbara James Smith, James Durham, Robert Small, Wayne Nicklas, Hilary Carroll, Nancy Drake, Stewart J. Zully, Marilyn Boyle, Jimena Hoyos, Leif Lynch
Minnesota’nın New Ulm kasabasında faaliyet gösteren ve durumu iyiye gitmeyen gofret fabrikasına, şirketin merkezi Miami’den yeni müdür atanacaktır. Yönetimdeki tek kadın Lucy Hill (Renée Zellweger), bu iş için gönüllüdür.

Minnesota’da kış sert geçmektedir. Lucy, ilk gününde kendisinin sekreterliğini yapacak bayan Blanche’in misafiri olur. Sendika temsilcisi Ted Mitchell’le (Harry Connick Jr.) orada karşılaşacak, fakat bu tanışma tatsız noktalanacaktır.

Fabrikadaki ilk günlerinde Lucy’i kötü sürprizler bekler. Çünkü her gelen yönetici başarısız olmuş, bu nedenle işçiler inancını yitirmiştir. Ümitsiz işçiler ve olumsuz koşullar düşünülünce, Lucy’nin işi hiç de kolay olmayacaktır.

Romantik komedilerin usta ismi Renée Zellweger, başarısını sürdürüyor. Baştan sona kadar izleyiciye hoş vakit geçirten bu film, türüne ilgi duyanların sempatisini kazanacaktır.

Emre Türker

Picture: impawards

01 Haziran 2009

Sevginin Şiddet Grafiği

Öfkemizi vazgeçilmezlerden çıkarırız,
onların vazgeçilmez olduğunun farkına varmadan...

Anne ve babamız, küçük yaşlarda sözü dinlenmesi gerekenlerdir. Yaş ilerledikçe, burnumuzun dikine gideriz. Oflamalar başlayınca, onlara lakaplar takarız. Sesimizi yükseltir, avazımız çıktığı kadar bağırırız.

Sonra aşık oluruz. Sözleri özenle seçeriz. Uykularımız kaçar, rüyalarda onu görürüz. Gözlerinin rengini, kokusunu, öptüğümüz dudakların tadını hayal ederiz. Kısa ayrılıklarda büyük özlemler çeker, uğruna gözyaşı dökeriz.

Evleniriz. Öncesindeki canım cicimler kaybolur. Emirler başlar, kan kusulur.
Şiddet artınca, ayrılık rüzgârları eser. Kapılar açılır, kapılar kapanır.

Değer yargısını anlamak için kaybetmek mi gerekir?

Aileden toprağa göçenler olur. Eşler ayrılır, dostlarla şiddetli tartışmalar yaşanır ve yıllar sonra görüşmek üzere, birlikteliklere uzun süre ara verilir. Keşkeler, ondan sonra çalar kapıyı. İçeriye almak istemeyiz pişmanlıkları ama zaman acımasızlığını şiddetle çarpar yüzümüze.

Mezarlar ardında dua ederken, keşkeler başlar.
Boşanma imzasının ardından, keşkeler başlar.

Keşke deriz ve devamında gelen sözlerde, sevginin şairi oluveririz.

Sevgi, ayrılıklardan sonra şiddetini gösterir, şiddet acı verir.

Emre Türker

Picture: deviantart